Peygamberimizin Mekke Dönemi Kısaca

Mekke dönemi kısaca nedir? Mekke dönemi kaç yıl sürdü? Peygamberimizin Mekke döneminde yaşanan önemli hadiseler nelerdir? Maddeler halinde Peygamberimizin (s.a.v) nübüvvet öncesi Mekke dönemi ve sonrası Mekke dönemi hakkında kısaca bilinmesi gereken her şey…

Mekke dönemi öncesi ve Peygamber  -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize 611 vahiy gelerek Peygamberlik verilmesiyle Mekke dönemi başlamış ve kronolojik olarak aşağıdaki olaylar vuku bulmuştur. Mekke dönemi 13 yıl sürmüştür.

İşte sizler için hazırladığımız Mekke dönemi hadiseleri kronolojisi…

NÜBÜVVETTEN ÖNCE HAZRET-İ MUHAMMED (S.A.V.)

  • Hazret-i Peygamber'in babası Abdullâh ile annesi Âmine'nin izdivâcı gerçekleşti.
  • Peygamber Efendimiz'in babası Abdullâh'ın vefât etti.
  • Peygamberimiz'in zuhûrunu müjdeleyen haber ve hâdiseler meydana geldi.
  • Hazret-i Peygamber dünyaya geldi. (571)
  • Peygamberimiz süt anneye verildi.
  • Peygamberimizini kalbin açılması hâdisesi (Birinci Şerh-i Sadr) gerçekleşti.
  • Peygamberimiz Annesi ile birlikte Medîne Seyahat etti ve dönüşte annesi vefat etti.
  • Peygamberimiz, dedesi Abdülmuttalib'in himâyesine girdi.
  • Dedesinin vefatından sonra amcası Ebû Tâlib'in himâyesine geçti.
  • İkinci Şerh-i Sadr (Kalbinin açılıp temizlenme işlemi) gerçekleşti.
  • Amcalarıyla beraber bazı seyehatler gerçekleştirdi. (Râhip Bahîra ile karşılaşması ve Bahîra'nın Tespitleri)
  • Hılfu'l-Fudûl’a katıldı.
  • Rasûlullâh Efendimiz ticaret ile uğraşmaya başladı.
  • Peygamberimizi Hazret-i Hatîce ile evlendi.
  • Peygamberimiz'in Zeyd bin Hârise'yi âzâd edip evlât edindi.
  • Peygamber Efendimiz'in Hazret-i Ali'yi yanına aldı.
  • Peygamber Efendimiz'in çocukları dünyaya geldi.
  • Kâbe'de hakemlik yaptı.
  • Hirâ Mağarası'nda inzivâye çekildi.

NÜBÜVVETİN İLK ÜÇ SENESİ (611-613)

  • Peygamber Efendimize ilk vahiyler gelerek Peygamberlik verildi.
  • Gizli Davet dönemi başladı.
  • İslama ilk Müslümanlar girmeye başladı.
  • İlk Müslümanların eğitim ve öğretim merkezi Dâru'l-Erkam oluşturuldu.

NÜBÜVVETİN DÖRDÜNCÜ SENESİ (614)

  • En yakınlarından başlayarak insanları açıktan İslam’a davet etmeye başladı.
  • Ebû Leheb ile karısının Hazret-i Peygamber'e karşı çıktılar.
  • Mekkelilerin İslam’a davetten vazgeçmelerini istediler.
  • Müşrikler Kur'ân'a ve Rasûlullâh'a karşı tavır aldılar.
  • Müşrikler, Müslüman olanlara işkence etmeye başladılar.

NÜBÜVVETİN BEŞİNCİ SENESİ  (615)

  • İlk hicret olan Habeşistan Hicreti gerçekleştirildi.
  • Garânîk Meselesi yaşandı.
  • İkinci Habeşistan Hicreti gerçekleştirildi.

NÜBÜVVETİN ALTINCI SENESİ   (616)

  • Kureyşliler Necâşî'den muhâcirleri geri istedi.
  • Hazret-i Hamza Müslüman oldu.
  • Hazret-i Ömer'in Müslüman oldu.

NÜBÜVVETİN YEDİNCİ-DOKUZUNCU SENELERİ (617-618)

  • Müslümanlara karşı boykotlar başladı.
  • Ay'ın ikiye ayrılma mucizesi (Şakk-ı Kamer) yaşandı.

NÜBÜVVETİN ONUNCU SENESİ (619)           

  • Hazret-i Hatîce ve Ebû Tâlib vefat ederek hüzün senesi yaşandı.
  • Tâif Yolculuğu gerçekleşti.
  • Cinler ve Muhtelif Kabîleler İslama davet edildi.
  • Peygamberimiz'in Hazret-i Sevde ile izdivâcı gerçekleşti.

NÜBÜVVETİN ON BİRİNCİ SENESİ (620)

  • Medineliler ile Akabe görüşmesi  yapıldı.
  • Mîrâc öncesi üçüncü Şerh-i Sadr gerçekleşti.
  • Mîrâc Mucizesi meydana geldi ve Efendimizi İsra ve Mirac olayını yaşadı.
  • Mirac’ta Namaz farz kılındı.

NÜBÜVVETİN ON İKİNCİ VE ON ÜÇÜNCÜ SENELERİ (621-622)

  • Medineli Müslümanlar ile Birinci Akabe Bey'ati yapıldı.
  • Mus'ab bin Umeyr'in Medine’ye muallim olarak tayin edildi.
  • İkinci Akabe Bey'ati gerçekleşti.
  • Peygamberimiz Mekkeden Medine’ye hicret etti.
  • Hicret yolu üzerinde  Kubâ Mescidi inşaa edildi.
  • Rânûnâ Vâdisi'nde Cuma Namazı farz kılındı.
  • Medine’ye ikamet edildi.

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.