Akabe’de İslam’la Tanışan İlk Medineliler

Akabe Biatı öncesinde Medineli altı kişinin Peygamber Efendimiz ile buluşması, İslâm’ı kabul etmeleri ve Medine’de tebliğin başlaması anlatılıyor.

Bir gece vaktiydi…

AKABE’DE İMAN EDEN İLK MEDİNELİ MÜSLÜMANLAR

Kâbe’yi ziyârete gelmiş bulunan altı kişilik Medîneli bir topluluk, Akabe mevkiinde Âlemlerin Efendisi, Enbiyâlar Serveri Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e rastladılar. O’nun cihanları ay­dınlatan nûruna bakarak:

“Bu ne güzel bir insan!” diye aralarında söyleştiler. Gönüllerine o an, târif edemeyecekleri bir haz veren ve içlerindeki muhabbet filizlerini yeşerten rahmet damlaları akmaya başladı. O sırada yanlarına yaklaşan Varlık Nûru da nübüvvet vazîfesi mûcibince herkesi olduğu gibi onları da İslâm’a dâvet için seslendi:

“–Biraz otursanız da sohbet etsek!” dedi.

Medîneli altı kişilik bu tâlihli grup, böylesine hayran kaldıkları bir zât ile konuşabil­meyi canlarına minnet bildiler. Hemen Peygamber Efendimiz’in etrâfına, ışığın çevresindeki per­vâneler misâli toplanıverdiler.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onlara Kur’ân-ı Kerîm’den âyetler oku­yarak İslâm’ı teblîğ etti. İki cihân saâdetini istiyorlarsa, bu îman dâvetine icâbet etmeleri gerektiğini söyledi.

Medîneliler, yakında bir peygamber geleceğini atalarından işitmişler, ayrıca komşuları olan Yahûdîlerden de sık sık duymuşlardı. Peygamber Efendimiz’in dâvetini işitince birbirlerine:

“–Arkadaşlar! Vallâhi bu, Yahûdîlerin geleceğinden bahisle bizi tehdid ettikleri peygamberdir! Sakın, Yahûdîler O’na îmân etmekte bizi geçmesinler.” dediler.

Rasûl-i Ekrem’in, ilk gördükleri andan beri hayrân oldukları nûrânî çehresine bir daha baktılar ve anlattıklarının hakîkat olduğunu idrâk ederek ilâhî dâvete şevkle “evet” dediler. Hep birlikte kelime-i şehâ­det getirdiler:

Peygamber Efendimiz onlara, Müslümanlarla Medîne’ye geldikleri takdirde kendilerine yardımcı olup olamayacaklarını sordu.

Medîne’nin bu ilk Müslümanları ise, Evs ve Hazrec kabîleleri arasında pek şiddetli savaşlar olduğunu, aralarındaki düşmanlığın had safhaya vardığını, bu sene gelecek olurlarsa, kendilerine tam mânâsıyla yardım edemeyeceklerini söyleyerek bir yıl mühlet istediler. Medînelileri İslâm’a dâvet etme sözü vererek gelecek sene hac mevsiminde tekrar gelmeyi vaad ettiler.

Bu küçük îman kâfilesi, memleketlerine bambaşka bir neş’e ve huzur içinde döndü. Cehâlet kirlerinden arınmış, üzerlerindeki kasvetin ağırlığı dağılmış ve bir kuş gibi hafiflemişlerdi. Medîne’ye vardıkları zaman, Kâinâtın Efendisi İki Cihân Güneşi’ni anlatmaya ve insanları İslâm’a dâvet etmeye başladılar. Medîne’de, içinde Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bahsedilmediği tek bir ev bile kalmadı.[1]

Dipnot:

[1] Bkz. İbn-i Hişâm, II, 38; İbn-i Sa’d, I, 219; Heysemî, VI, 40.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hazret-i Muhammed Mustafa 1, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

AKABE BİATLARININ YAPILDIĞI YER

Akabe Biatlarının Yapıldığı Yer

PEYGAMBERİMİZE AKABE’DE İLK BİAT EDEN SAHABİ

Peygamberimize Akabe’de İlk Biat Eden Sahabi

HZ. MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Elinize sağlık

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.