RÖPORTAJ

İnsanın Hamuru, Küçükken Karılır!

Şebnem dergisi yazarlarından Halime Demireşik’in “Oyuncu anne" Merve Gülcemal ile yaptığı röportajı istifadenize sunuyoruz.

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi İle Siyer-i Nebi Üzerine Mülakat

Altınoluk dergisinin Ekim 2020 sayısında yayınlanan, Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Siyer-i Nebi üzerine gerçekleştirilen mülakat...

Ezanın İlk Okunduğu Yer

Genç dergisi yazarı Sinan Özgenç’in Hüdayi Vakfı gönüllülerinden Anar Mallim ile yaptığı Azerbaycan’dan başlayıp Moskova’ya, oradan da dünyanın en doğu ucuna: K

Sınırdan Öbür Tarafa Bir Elma Atsanız Bir İhtiyaç Sahibine Düşer

Aziz Mahmud Hüdâyi Vakfı İnsani Yardım ve Sosyal Hizmetler Koordinatörü Serdar Eryılmaz ile insani yardım faaliyetleri üzerine konuştuk.

Onun İmtihanında, Ona Doğru Koşacaksın!

Halime Demireşik, Şebnem dergisinin 185. sayısında vaaz ve sohbetleriyle binlerce insana ulaşmış güzel bir gönül insanı Fatma Hâle Sağım Hanımefendi’yle bir röp

Her Gün Böcek Yediğinizin Farkında Mısınız?

Hemen herkesin sofrasında vişne reçeli bulunmuştur. Çilekli pasta, kola, gazoz, vişne suyu, dondurma, kırmızı renkli sakızlar, çikolatalar, vesaire… Bunlar, hem

Rûhum Açlıktan Ölmek Üzereyken

Halime Demireşik, hayatına herkesin imrenebileceği ve okul sıralarında İslam ile tanışan Avrupalı bir hanımın hidayet hikayesini okurlarına sunuyor. Buyurun, ib

Tasavvuf Çağımız İnsanına Ne Vaat Ediyor?

Tasavvuf çağımız insanına ne vaat ediyor? İslam’ı arı, duru ve kalbi önceleyerek yaşama çabası olarak adlandıracağımız tasavvuf modern telakkiler karşısında nas

Zahidliğin En Önemli Alameti

Altınoluk dergisinin 404. sayısında Prof. Dr. Necdet Tosun ile zahidlik ve zahidliğin en önemli alameti cömertlik hakkında konuşuldu.

Tarikat ve Cemaatler Direniş ve Diriliş Kaynağıdır

Altınoluk dergisinin 404. sayısında Yusuf Kaplan ile varlığı tartışma haline getirilen "Tarikat ve Cemaatler"in neden hedefe konulduğu, bu tablo karşı

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.