İslâm; tahâret, nezâfet ve nezâket esasları üzerine kurulu bir nizâm getirmiştir. Nitekim, temizliğin îmandan olduğu bildirilmiştir. Hadis ve fıkıh kitaplarımızın neredeyse tamamı, temizlik bahsiyle başlarlar.
Müslümanın vazifesi, günahkârı kendi hâline terk etmek değil, elinden tutarak nezih bir hayâta dönmesini sağlamaktır. Hazreti Mevlânâ mahlûkâta Hâlık’ın nazarıyla bakmanın müşahhas bir misâlini anlatıyor.
Dinimiz, insanların ayıplarını araştırmayı ve kişilerin gizli hallerini ortaya çıkarmak için gayret etmeyi yasaklamıştır. Buna karşılık, bir kimsenin ayıplarını, kusurlarını örtmek ahlâkî bir fazîlet, üstün bir insânî meziyet kabul edilmiştir.
Seyyid Emîr Külâl Hazretleri vefât ettiği hastalığında talebelerine şu vasiyette bulunmuştur.
Altınoluk Dergisi, 379. sayısı “İşte Mü'minin "Amentü" Bütünlüğü” üst başlığında "Rasulullah'a Bakış İman Meselesi" kapağıyla çıktı. Derginin 32. yıl hediyesi Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin “Ebediyet Yolculuğu” isimli kitabı.
Kaş göz işaretiyle gıybet olur mu? İşte kaş göz işaretiyle insanları küçümsemenin hükmü...
Mevlana Hazretlerinin tefekkür dünyasını anlatan ibretlik kıssa...
Yerinde yapılan bir sükût, insana huzur verir, vakar bahşeder, kalbî derinlik kazandırır ve kurtuluşa erdirir.
Tefekkür bir iman anahtarıdır. Yani tefekkür imana kapı açıyor ve bu sayede ulvi bir ruh kıvamına eren müminin kulluk hayatında ve ibadetlerinde yüksek bir feyz ve ruhaniyet de hâsıl oluyor.
Ömrü boyunca cemaate ehemmiyet veren bir kulun, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuyla son nefesini de secdede vermesi, “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.” hadîs-i şerîfinin güzel bir tecellîsidir.