Bir ekmekçinin arkasına gizlenen büyük bir velî… Ulu Cami’nin açılışında sırrı ifşâ olan Somuncu Baba’nın tevazu dolu hikâyesi, Fâtiha’nın yedi farklı tefsiriyle gönüllerde yankı buldu.
Bizler, bugün âdeta bir yangın yeri olan Filistin, Sûriye, Arakan ve Afrika başta olmak üzere, zulüm altındaki bütün Müslüman kardeşlerimiz için bu kalbî hassâsiyeti ne kadar gösterebildiğimize dâir, nefislerimizi derin derin muhâsebe etmek mecburiyetindeyiz. Zira bu husus, hepimiz için son derece mühim bir din kardeşliği mes’ûliyeti ve âhiret vebâlidir.
Hakîkî bayrama nâil olabilmenin yolu; mahzun gönüllere de bayram neşesi verebilmekten geçer.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, bayramın ehemmiyetini, bugünlerde ne yapılıp ne yapılmaması gerektiğini anlatıyor.
Hazret-i İbrâhim -aleyhisselâm-, Cebrâîl’in -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk’ı huşû içinde üç kere zikretmesi karşısında vecde gelir ve bütün sürülerini ona hibe eder. Onun melek olduğunu söyleyip almaması üzerine sürülerini satar ve geniş bir arâzi alarak Müslümanların istifâdesine sunar.
Kabir ziyareti, İslâmî edep esaslarına riâyetle icrâ edildiğinde pek çok hayra vesîledir. Zira ölümü tefekkür neticesinde nefislerin ihtirâsının kırılacağı, insanın daha çok takvâya yönelip rikkat-i kalbe sahip olacağı ve dünyada yerli edâsıyla dolaşma gafletinden sakınacağı muhakkaktır.
Âlemlerin Fahr-i Ebedîsi, âyet-i kerîme üzerinde tefekkür ederek Âhireti ve ümmetinin oradaki hâlini düşünüyor ve gözyaşları içinde Rabbine niyâz ediyordu.
Peygamber Efendimiz nasıl tefekkür ederdi? İşte Peygamberimizin tefekkür hali...
Kelâmî bir mûcize olan Kur’ân’a muhâtap kılınan Müslümanların, onun ahlâkıyla ahlâklanması ve onun kelâmî güzelliklerine yaklaşmaya çalışması lâzımdır.
Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz Cennete bir karış kalıp da kaybedenleri, Cehenneme bir karış kalıp da kazananları haber vermektedir. Cenâb-ı Hak, ölüm gelene kadar kulluğu îtinâ ile yaşamamızı tavsiye eder.