Katılabilmenin ilk şartı, çok tefekkür etmek, az yazmak ve çok az konuşmak olan meclis...
Osmanlıların edeb, nezâket ve terbiye husûsunda ulaştıkları seviye, hiçbir milletle kıyaslanamayacak derecede yüksektir. Onların muâşeret âdâbı, misli görülmemiş bir mükemmellik ve incelik arz eder. Bunlar, millet ve mezhep ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara karşı aynen riâyet edilen rûhî ve vicdânî bir kanun mesâbesindedir.
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, helâle riâyet hususuna çok ihtimam gösterirdi. Şüpheli şeylerden kaçınmakta da büyük bir hassâsiyet sergilerdi. Sohbetlerinde devamlı: “İbadet on kısımdır; dokuzu helâl rızık taleb etmek, biri ise diğer amellerdir.”[1] hadîs-i şerîfini okur ve muhtevâsıyla amel etmeyi emir buyururdu.[2]
Peygamber Efendimiz’in mübarek vasıfları ve üstün ahlâkı...
“Temizlik îmânın yarısıdır.” (Müslim, Tahâret, 1) hadîs-i şerîfini şâheser hüsn-i hatlarla yazarak evlerinin ve câmîlerinin duvarlarına asan Osmanlılar, bunları daha ziyâde gönüllerine yerleştirerek kendilerine şiâr ve düstur edinmişlerdir.
Rabbimiz, Resûl’ünü överken, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” buyurmaktadır. (Kalem Suresi, 4) Bu öyle muazzam bir ahlâktır ki, sahibini asaletin ve nezâketin zirvesine kanatlandırmıştır.
Seyyid Emir Külâl Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazıları…
Peygamber Efendimiz’in kişisel ve çevre temizliği nasıldı? İşte Hz. Peygamberin temizlik anlayışı...
Doğruyu söylemek anlamına gelen gıybetin haram olmasının hikmeti, insanın şerefini ve kişiliğini korumaktır.
Gâfil insanlara tatlı bir mûsikî gibi gelen gıybet, hakîkatte hem dünya hem de Âhiret hayâtını berbâd eden mânevî bir hastalıktır.