Neden Önce Kendi Kusurumuzu Görmeliyiz?
Afrikalı hacıların tepkisi üzerinden nefis muhasebesi, başkalarını eleştirmeden önce kendi kusurlarımızı görmenin önemi ve İslam ahlakı anlatılıyor.
Merhum Ali Ulvi Kurucu Hocamızʼın bir hâtırası:
NE VERDİN Kİ NE BEKLİYORSUN?
50-60 sene evvel, takrîben on bin kişi ancak hacca gidebilirmiş. Hacıların sayısı az olduğu için, diğer ülkelerden gelen hacılarla daha yakın temas kurma imkânı olurmuş.
Ali Ulvi Hoca ve arkadaşları bir gün, Afrika’dan gelen hacıların kâfile başkanlarıyla, Medîne-i Münevvereʼdeki Ârif Hikmet Kütüphanesiʼnde oturuyorlarmış. Hac vazifelilerinden biri, Afrika’dan gelen bazı hacıların âdâb-ı muâşerete pek dikkat etmediklerini dile getirmiş.
Bunun üzerine Afrikalı hacıların kâfile başkanlarından biri ayağa kalkarak:
“‒Siz ne emek verdiniz ki ne bekliyorsunuz?” demiş. “Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Afrikaʼya sahâbesini gönderdi, siz hiç geldiniz mi? Buraya gelenlerin birçoğu ormanlarda yaşayan insanlar ve mescid olarak ilk defa burayı görüyorlar. Siz gelip bize İslâmʼın nezâket ve zarâfet kâidelerini öğrettiniz mi ki bizden o davranışları bekliyorsunuz?” şeklinde serzenişte bulunmuş.
Hisse:
Herhangi bir menfî tabloyla karşılaştığımızda, hemen tenkit etmek yerine evvelâ;
“Acaba bu nâhoş vaziyetin ortaya çıkmasında, benim de bir hatam, kusurum, ihmâlim, payım var mı?” diye nefis muhâsebesinde bulunmalı, varsa noksanlıklarımızın telâfisine teksif olmalıyız. Başkalarını düzeltebilmek için, önce kendi hâlimizi ıslah etmeliyiz.
Zira emek vermeden karşılık beklenemez. Öğretmeden, tebliğ etmeden, hiç kimseye kızmaya hakkımız yok. Eğer kızacaksak, önce kendimize kızmalıyız.
Hazret-i Ali radıyallahu anh buyuruyor:
“(Hesap günü) âlimlere «Niçin öğretmediniz?» sorusu sorulmadan, câhillere «Niçin öğrenmediniz?» sorusu sorulmayacaktır.”
Spot:
Kalpteki nûrun bir sebebi; müʼminin kendi hâlini çokça muhâ-sebe etmesi ve başkalarının kusurlarından önce kendi kusurlarını göre-bilmesidir. Şâir ne güzel söylemiş:
Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz,
Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz!
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!