Diğer İnsanların Hayâtına Anlam ve Değer Katmak İsteyen Bir Engelli Neler Yapabilir?

Diğer insanların hayâtına anlam ve değer katmak isteyen bir engelli neler yapabilir?

Herkesin birbirinden üstün olduğu husûslar vardır. Diğer insânların hayâtına anlam ve değer katmak isteyen bir engelli, elinden geleni yapmalı, yatkın olduğu spor, resim, müzik vs. kâbiliyetlerini de geliştirerek topluma katkı sağlamaya gayret etmelidir.

Engelli, durumunu istismâr ederek dilenciliği meslek edinmemelidir. Bizlere düşen de bir engelliyi dilenmeye mecbûr etmemektir. O’na yardımcı olup, ihtiyâcını karşılamaktır. Maddî yardımlarda öncelik vermektir.[1]

İslâm, engellilerin toplumda pasif değil aktif birer fert olmalarını ister. Peygamberimiz, engellileri, başkalarına el açan bir dilenci toplumu veyâ tüketen bir kesim olarak görmemiştir. Aksine çeşitli hizmetlerde kendilerinden yararlanma cihetine gitmiştir. Engellilere yeteneklerine göre kamu alanında görev vermiş, onları topluma kazandırmaya çalışmıştır. Peygamberimizin; devlet başkanına vekâlet, vâlilik, imâmet ve müezzinlik gibi husûslarda engellilere verdiği önemli görevler; yapabilecekleri işlerde istihdâmı ve üretken hâle getirilmesi; yeteneklerinin âtıl bırakılmaması ve onlar için iş sahâları açılması konularında bize önemli mesâjlar vermektedir.[2]

Toplumda her ferdin yapabileceği farklı işler mevcûttur. Cenâb-ı Allâh, engellilerin cihâda çıkmamalarına izin verirken, onların “insânlara nasîhat etmelerini” şart koşmuştur. Bu durum İslâm’ın, onların toplumun aktif bir ferdi olmalarını istemesinin açık örneklerinden biridir. Medîne’de kalıp duâları ve gönülleriyle cephede olan hasta, güçsüz ve engelliler hakkında Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Medîne’de öyle insânlar kaldı ki, geçtiğimiz her bir dere ve tepede onlar da bizimle berâberdi. Onları mâzeretleri alıkoydu.”[3]

Engelliler, birçok farklı görev üstlenebilir. Hz. Abdullâh bin Mesud (r.a.)’ın bünyesinin tüm çelimsizliğine rağmen İslâm’ın ilk zorlu yıllarında Kureyş müşrîklerinin bulunduğu Kâbe’ye gitmesi ve dayak yemeyi göze alıp orada açıktan Kur’ân okuması büyük bir kahramanlık örneğidir.

Allâh celle celâluhu bir yönünü eksik bıraktığı fertlerin, başka yönünü daha fazla verir. Örneğin görme engelli olan birisinin genelde hâfızası çok kuvvetlidir. Aynı şekilde yatağa bağımlı olan bir insânın da el becerileri, zekâsı ile muhâkemesi son derece kuvvetli ve keskindir. Dolayısıyla engelliler, toplumda aktif hâle getirildikleri zamân topluma çok fâydalı işler yapabilirler. Hattâ toplum için bâzen sağlıklı insânlardan daha fazla yararlı olabilirler. Geçmişte pek çok târihi şahsiyet, engelli olmalarına rağmen önemli ve zor işleri yapmış ve başarmışlardır.

dipnotlart:

[1] http://www.mustafaoselmis.com.tr/engelliler/

[2] Keleş, Ekrem; “I. Oturum, Konu: Engelliler İle İlgili Hadislerin Analizi’nin Müzakeresi”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.90.

[3] Buhârî, “Cihâd” 35, III. 213; Beyhakî, Sünen, IX. 24.

Kaynak: Hasan Serhat YETER, Engellinin İlmihâli, 2022

İslam ve İhsan

ENGELLİLERİN BAKIMINI YAPAN VEYÂ YARDIM EDENLER İBÂDET SEVÂBI ALIR MI?

Engellilerin Bakımını Yapan Veyâ Yardım Edenler İbâdet Sevâbı Alır mı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle