İslam'ın Tembelliğe Bakışı Nedir? Tembellikten Nasıl Kurtulabilirim?
İslam'ın tembelliğe bakışı nasıldır? Tembellikten nasıl kurtulabiliriz? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Bunlar daha çok bu işin uzmanı olan, kişisel gelişimle meşgul olan hocalarımızın ilgi alanına giriyor. Bizim bildiğimiz, bilebildiğimiz Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimizin birtakım kötü alışkanlıklardan Cenab-ı Allah'a iltica ettiğini, sığındığını biliyoruz. Mesela; "Allah'ım! Aciz kalmaktan, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım." (Buhârî, Cihâd, 25; Müslim, Zikir, 50). Dolayısıyla tembellik, Allah'a sığınılması gereken şeytani bir durumdur. Şeytan insanın kulağına üfler: "Aman sonra yaparsın, sonra yaparsın." Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'de "İşleri erteleyenler helak olmuştur." buyuruyor. Cenab-ı Allah güç kuvvet verdiğinde yapılması gereken şeyi bir an önce yapmaya, bitirmeye çalışmak lazım.
Merhum İmam Hasan el-Benna rahmetullahi aleyh, talebelerinden bir tanesine -yanlış hatırlamıyorsam geçenlerde de bir kardeşimiz hatırlattı- Mesut diye bir talebesine biraz fazla yüklenmiş herhalde, fazla görev vermiş. Mesut da demiş ki: "Efendim, benim meşguliyetim bu aralar çok arttı." Başka bir kardeşimiz, boş vakti olan bir kardeşimiz acaba bu işi ona tevdi etsek o daha hızlı yapsa olur mu diye söyleyecek olmuş. Bu arada Hasan el-Benna Hazretleri tarihe altın harflerle yazılacak çok güzel bir cümle sarf etmiş: "Biliyorum evladım, senin ne kadar meşgul olduğunu. Ancak işleri meşgul insanlar bitirir." Boş insanlar eğer iş bitirici olsalardı zaten boş olmazlardı. Dolayısıyla işleri meşgul insanlar bitirirler. Ne kadar insan yoğun olursa o kadar vaktini düzenli, disiplinli kullanmaya başlar. Boş insan; "Nasıl olsa vaktim var, sonra da yaparım, öteki gün de yaparım." diye savsaklar. Onun için insanın kendisini boş bırakmaması lazım. Boş kaldığında insana şeytan musallat olur. Nitekim İnşirah Suresi, yani insanın mutluluğunu, bahtiyarlığını anlatan ve nasıl mutlu, nasıl bahtiyar olacağının reçetesini veren İnşirah Suresi diyor ki: "Öyleyse bir işi bitirdiğinde hemen başka bir işe koyul. Sadece Rabbine yönel." (İnşirah, 94/7-8). Dolayısıyla Müslüman için dinlenme kavramı bir işten başka bir işe geçmektir.
HER ANI DEĞERLENDİR
Kitap okuyordu, gözleri yoruldu, dikkati dağılmaya başladı; çünkü bir saat, iki saat okudunuz. Ondan sonra bir ara vermek gerekiyor. Ara verirseniz tespih çekersiniz, annenize babanıza selam verirsiniz, eşinize dostunuza hal hatır sorarsınız. Çünkü Müslümanın 24 saati ibadettir. Yani şimdi ben gideyim Basri hocamın halini hatırını sorayım, "Nasılsın Basri hocam?" diyeyim, güleç bir yüzle odasını tıklayayım, yanına gireyim, "Gününüz hayırlı olsun hocam, var mı bir isteğiniz, arzunuz?" diyeyim. O beni gülerken gördüğünde o da pozitif enerjiyle dolsun, günü bereketli başlasın. Bu niyette bir Müslümanı ziyaret etmek, efendim gideyim bir çayını içeyim, bir derdi bir sıkıntısı var mı, yapabileceğim bir şey varsa fiziki olarak imkanlarım çerçevesinde yardımcı olayım, yoksa da dua edeyim, gönlünü almaya çalışayım. Bunlar bir ibadet. Dolayısıyla bir Müslüman ana işini yapıyor, baktı ki dikkatinde artık dağılmalar meydana geldi, işte sabahın sekizinde oturdu kitabını okuyor, yazısını yazıyor, e biraz yoruldum saat on oldu on bir oldu; kalkayım iki rekat kuşluk namazı kılayım, duha namazı kılayım, tesbihatla meşgul olayım, ondan sonra tekrar döneyim kitabımı okumaya devam edeyim. Bütün bunlar insanın kendisine boş vakit bırakmamak için, bir meşguliyet sahibi olması için yapılan tavsiyeler.
Bu her zaman ayakta olmayı da gerektirmiyor veya oturarak masa başında olmayı da gerektirmiyor. Yoruldunuz, vücudun dinlenmeye ihtiyacı var; uzanırsınız. Uzandığınızda da elinize tespih alır tesbih çekersiniz, Allah dersiniz, sübhanallah dersiniz, estağfirullah dersiniz veya oturur zihninizden birtakım meseleleri gözden geçirirsiniz. Mesela bizim menakıp kitaplarımızda diyor ki; Ebu Yusuf kendisine bir soru sorulduğunda uzanır, Kur'an-ı Kerim'i şu kadar gözden geçirirdi diyor. O soruyla ilgili Kur'an-ı Kerim neler diyor, onları ölçer biçerdi. Binaenaleyh Müslüman hayatını dolu dolu programlamalı. Arada boşluklar bırakıp da o boşluklarda şeytana kendini teslim etmemeli, Allah muhafaza etsin.
Ama insanız, bazen böyle yorulduğumuz oluyor, artık gücüm kalmadı diye çaresizlendiğimiz oluyor. Bu durumlarda da Allah'a sığınarak: "Ya Rabbi, beni acizlikten koru, acizlikten sana sığınırım." Acizlik ne? "Ben yapamam, ben edemem, bunu benim bitirmem mümkün değil." diye daha başlamadan ki buna bugünkü psikolojik dilde "öğrenilmiş çaresizlik" diyorlar. Hani gidiyorsunuz bakıyorsunuz mesela bir yerde herkes yatıyor. "Niye yatıyorsun?" İşte diyor, "Ben bu problemleri çözemem, çözülebileceğine de inanmıyorum." Ama sen bir gayret et. Yani sen bir gayret ettiğinde belki de çok farklı güçlerinin, kuvvetlerinin olduğunu göreceksin. Dolayısıyla tembellikle mücadelenin olmazsa olmaz şartı tembellerden uzak durmaktır. Tembellik mikrop gibi sirayet eden bir alışkanlıktır. Bir insan çalışkan bir ortamda olursa o da çalışkan olur. Tembel bir ortamda olursa o da tembel olur. Onun için bakıyorsunuz mesela ana babaları titiz olan, çalışkan olan, disiplinli olan çocuklar onlar da hayatlarında disiplinli oluyorlar. Ama ana babaları tembel olan çocuklar, onlar da anne babalarına bakarak aynen onlar gibi bir tembel hayatı benimsiyorlar. Onun için tembellikten kurtulmanın yolu önce tembellerden kurtulmaktan geçiyor. Cenab-ı Allah bizi güzel rol model olanlardan eylesin. Bizi gören kardeşlerimiz de iş yapma ve faydalı olma enerjisiyle dolsun inşallah.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!