Müslümanın Giyim - Kuşam Adabı Nasıl Olmalıdır?

Müslümanın giyim kuşamı nasıl olmalıdır? Müslüman kadın ve erkeklerin tesettürü nasıl olmalıdır? Tesettürde dikkat edilmesi gekenler nelerdir? Peygamber Efendimiz (s.a.v) nasıl giyinirdi?

Cenâb-ı Hakk buyurur; “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise bahşettik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır.” (el-A’râf, 26)

Giyinmek fıtrattan olup insanın hem fizikî hem manevî ihtiyacıdır. Nitekim Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ’nın, cennet'te başka insanlar olmadığı hâlde hayâ edip telâş içerisinde yapraklarla örtünmeye çalışmaları, bu keyfiyetin, insanoğlunun fıtratında bulunan en köklü vasıflardan biri olduğunun göstergesidir. Kıyafetsiz olmayı da başkasını kıyafetsiz olarak görmeyi de kimse istemez. Ancak insan hayra da şerre de meyyaldir. Şerre yönelirse zamanla fıtratı bozulur. Peygamberlerin gönderiliş sebeplerinden biri de bu fıtrat bozulmalarıdır.

Takva elbisesi ise hayâ ve iffettir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurur;

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhâri, Enbiyâ, 54)

“Îman, altmış küsur şubedir. Hayâ da îmandan bir şubedir.” (Buhâri, Îman, 3)

Cenâb-ı Hakk insana sıcaktan ve soğuktan koruyacak elbiseler bahşetmiştir; diğer mahlûkatta böyle bir ihtiyaç yoktur. Âyet-i kerîmede buyrulur;

“Allah sizi sıcaktan (ve soğuktan) koruyacak elbiseler yarattı...” (Nahl sûresi, 81)

En kısa manası ile tesettür; örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmektir. Bir fıkıh terimi olarak; erkek veya kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir.

Setr i avret ise; avret mahallinin örtülmesidir.

Setr-i Avret Ölçüleri şöyledir;

1. Kadının kadına setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arası olup anne-kızda olsa açılması da bakılması da haram olan yerlerdir. Ancak hastalık, yaşlı bakımı vs. gibi zaruret durumları müstesnadır.

2. Erkeğin erkeğe setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arasıdır. Baba-oğul olsa da açılması ve bakılması haram olan yerlerdir.

3. Erkeğin kadına setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arasıdır.

4. Kadının erkeğe setr-i avreti: Kadının erkeğe setr-i avretini üç başlıkta ele alabiliriz.

  1. Mahremleri
  2. Nâmahremleri
  3. Eşi
  • a. Kadının mahremine (evlenmesi haram olan kişilere) tesettürü: Göbekle diz kapağı arasıdır.

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Süslerini, kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saâdete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.” (en-Nûr, 31)

Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren anneleriniz, sütbacılarınız, eşlerinizin anneleri, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla birleşmiş değilseniz (nikâh ortadan kalktığında) kızlarını almanızda size bir sakınca yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir, Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (en-Nisâ, 23)

Mahremlerin yanında tesettürde âdâb ölçüleri ise;

  1. Koltukaltı gözükmeyecek şekilde giyinmek
  2. Göğsün görünmemesi için yakası kapalı giysiler giymek
  3. Tayt, badi vb. dar kıyafetler giymemektir.

Hayâ, yalnız hayır getirir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hz. Âişe annemiz için “Dininizin yarısını Hümeyra’dan (utanan ve bu sebeple yanakları kızaran) öğrenin! buyurmuştur. Yine hadîs-i şerîfte buyrulur; “Hayâ ve îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!” (Taberânî, Evsat, VIII, 174)

  • b. Kadının nâmahreme (evlenmesi haram olmayanlara) tesettürü;

Âyet-i kerîmede buyrulur;

“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle; (bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) dış kıyâfetlerini üzerlerine alsınlar! Bu, onların (iffetli kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet edicidir.” (Ahzâb, 59)

Ahzap Sûresi 59. âyet-i kerîme mü’min hanımlar için özel bir âyettir. Zîra Cenâb-ı Hakk, Peygamber Efendimiz’in hanımları ve kızlarından sonra mü’min hanımlara âyet içinde yer vermiştir.

  • c. Kadının beyine tesettürü;

Evlilikte, Cenâb-ı Hak’ın istemediği haram davranışlarda bulunmayıp hayâ sınırına dikkat edilmelidir. Âyet-i kerîmede buyrulur;

“Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz (örtüsünüz) (Bakara, 187)

Tesettürün Şartları;

İslâm âlimleri âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ışığında tesettürde 6 hususa dikkat çekmişlerdir;

  1. El ve yüz hariç bütün bedenin örtülmesi

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hz. Âişe’nin kardeşi Esmâ’nın ince bir elbise giydiğini görünce başını çevirmiş ve: “–Ey Esmâ! Bülûğa erdikten sonra kadınların, -yüzüne ve eline işâret ederek- şu ve şundan başka bir yerinin görülmesi doğru olmaz.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Libâs, 31)

Bununla beraber el ve yüzde makyaj, oje ve abartılı takıların da olmaması gerekir.

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler...” (en-Nûr, 31)

  1. Dar olmaması

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (el-Ahzâb, 59)

Âyette zikredilen “celâbîb” kelimesi, “cilbâb” kelimesinin cemî hâli olup lügatte; geniş elbise, gömlek ve başörtüsü gibi mânâlara gelmektedir. Yani kadını baştan aşağı örten bol manto, ferâce ve çarşaf gibi giysiler, cilbâbın muhtevâsına girmektedir. Cilbâb, esasında vücut hatlarını belli etmeyen örtüdür.

  1. Şeffaf olmaması

Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Âişe'yi ziyarete gelmişlerdi.

Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Âişe onlara şöyle dedi: “Eğer sizler mü’minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir, Eğer mü’min değilseniz o zaman durum değişir.”

Yine bir gün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: Nûr Sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez.” (El Kurtubî, El Cami', XIV, 157)

  1. Erkek kıyafetine benzememesi

İnsan giydiği kıyafetin psikolojisini taşır. Erkeğe benzeyen kadınlar, kadınlara benzeyen erkekler insanlık kalitesini ve cinsiyeti bozmaktadır.

Hadîs-i şerîfte buyrulur; “Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle; erkeklerden kadınlara benzeyenler bizden değildir. (Buhâri, Libas, 61)

  1. Çok dikkat çekici, albenili olmaması

Tesettürün manası gizlemektir. Tesettür emri, İslâm’da kadına verilmiş olan yüksek mevkî ve kıymetin mühim bir tezâhürüdür. Nitekim değerli hazineler, en güzel şekilde muhâfaza edilir; tutup da hırsızların gözleri önüne serilmez. İşte müslüman kadın, kendisine verilen yüksek kıymet sebebiyle yabancı bakışların yıpratıcı ve incitici tesirinden tesettür sâyesinde muhafaza edilmek istenmiştir. Tesettürün en büyük hikmetlerinden biri de budur. Tesettür alışkanlıklarımız değil, ibadetimizdir.

Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz tesettürün ehemmiyeti ile alâkalı şöyle buyurmuştur:

“Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları hâlde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar.” (Müslim, Cennet, 52)

Buradaki “giyinmiş çıplaklar” ifâdesiyle, sadece süslenmek için giyinen, dışarı çıkarken daha câzip ve dikkat çekici kıyafetler kullanan ve vücut hatları belli olacak şekilde dar ve şeffaf elbiseler giyen kimseler kastedilmiştir.

Ebû Ümâme İyâs ibni Sa’lebe el-Ensârî el-Hârisî -radıyallâhu anh- şöyle dedi:

Bir gün, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in ashâbı onun yanında dünyadan bahsettiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak îmandandır; sâde hayat sürmek îmandandır.” (Ebû Dâvûd, Tereccül 2)

  1. Koku

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur.” (Tirmizî, Edeb, 35)

Tesettürün Âdâbı

Mü’min bir hanım tesettürü ile İslâm şahsiyetini sergilediğini bilmeli, hal ve tavırlarını buna göre belirlemelidir.

  1. Temiz, tertipli ve düzenli giyinmek

Âyet-i kerîmede buyrulur; “Ey örtüye bürünen, Peygamber! Kalk ve insanları uyar. Rabbini yücelt. Elbiseni temizle, kötü şeylerden uzak dur!” (Müddessir, 1-5)

Birçok rivayette Rasûlullah Efendimiz’in kılık-kıyâfetin pejmürdeliğini hoş karşılamadığını görmekteyiz.

Ashâb-ı kirâmdan Mâlik bin Nadla anlatıyor; “Bir gün dağınık bir kıyafetle Peygamberimiz’in ziyâretine gitmiştim. Beni bu şekilde gören Efendimiz sordu:

“–Senin malın mülkün var mı?”

– Evet, var yâ Rasûlallâh! dedim.

“–Ne gibi malların var?” dedi. Ben de:

– Allah bana deve, koyun, at sürüleri, arpa ve buğday harmanları ihsan etmiştir, dedim. Bunun üzerine Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Allah sana mal mülk ihsan etmişse O’nun nimetinin ve ikrâmının eseri üzerinde görünsün.” buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Libâs, 14)

  1. Konuşurken ses ve üsluba dikkat etmek

Kahkaha, uzak mesafelere seslenmek, argo ifadeler vs. uygun olmayan tutum ve davranışlardır.

  1. Hareket ve tavırlara dikkat etmek

Özellikte dışarda eğilirken, birşeyler yiyip içerken, fotoğraf çektirirken vb. durumlarda hassas olunmalıdır.

  1. Yürürken ses çıkararak yürümemek

Cenâb-ı Hak buyurur; “…Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” (Nur sûresi, 31)

“Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman,19)

  1. İhtilat ortamına dikkat etmek

Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, mahremiyet sınırı ve ihtilât ortamı (kadın erkek karışık bir şekilde bulunma) dır.

Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Hiçbiriniz, yanında mahremi bulunmayan bir kadınla başbaşa kalmasın.” (Buhâri, Nikâh 111)

“Bir erkek, yabancı bir kadınla baş başa kaldığında mutlaka üçüncüleri şeytan olur.” (Tirmizî, Radâ’, 16/1171)

Sosyal hayatta kadın-erkek arasında dâimâ bir mesafe bulunmalı ve birbirleriyle münasebetleri belli bir ölçü ve disiplin dâhilinde olmalıdır. Erkeklerle münasebette; göz göze gelmemek, konuşmada ölçülü olmak, ses tonunda cilve yapmamak ve gereksiz muhatabiyetten kaçınmak İslâm edeb ve kaidelerindendir.

Evde Giyim Âdâbı

  1. Temiz ve düzenli giyinmek ve giyinmeye sağ taraftan başlamak

Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:

“Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayınız.” (Ebû Dâvûd, Libâs 41)

  1. Gündüz ve gece kıyafetlerini ayırmak
  2. Misâfir karşılarken giyim-kuşama özen göstermek
  3. Akraba ziyaretlerinde tesettüre dikkat etmek
  4. Kapı, balkon ve cam önlerine çıkarken tesettüre dikkat etmek

Düğün, Havuz-Hamam ve Denizlerde Tesettür

Düğünlerde;

  1. Kıyafetini kibir vesilesi yapmamak

Bu hususla alâkalı hadislerden bazıları şöyledir;

“Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse, Allâh Teâlâ ona kıyâmet gününde mezellet elbisesi giydirir.” (İbn-i Mâce, Libâs, 24)

“Allâh, büyüklük taslayarak elbisesinin eteklerini yerde sürüyen kimsenin kıyâmet gününde yüzüne bakmaz.” (Buhâri, Libâs, 1, 5)

  1. Bir başkasıyla aynı kıyafet giyildiğinde “pişti olmak” ifadesini kullanmamak
  2. İsraf etmemek

İsraf: Aşağılık duygusunu bastırmak, bir şeyi Allah Teâlâ’nın uygun görmediği şekilde harcamak, lüzumundan fazla sarf etmektir. Cenâb-ı Hakk buyurur;

“Ey Âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf sûresi, 31)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurur:

“İsrâfa ve gurura saplanmaksızın yiyiniz, içiniz, giyiniz, sadaka veriniz.” (Buhâri, Libas, 1)

  1. İhtilat ortamına girmemek, girildiği takdirde tesettüre dikkat etmek.
  2. Kadınlar arasında veya dışarda iç gösteren ince ve şeffaf kıyafet giymemek

Havuz ve hamamlarda;

  1. Kadın kadına tesettürün sınırlarına dikkat etmek
  2. Hamam giriş ve çıkışlarında genel tesettüre dikkat etmek
  3. Sıhhat ve zaruret olmadıkça da buralara gitmemek

Denizlerde;

  1. Kıyafetin dış tesettüre uygun olmasına dikkat etmek
  2. Çevrenin ihtilat ortamından uzak olduğunu kontrol etmek
  3. Haram bakışlardan uzak durmak

Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in Giyim ve Kuşamı

  1. Sarığı

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- umumiyetle başına, “kalansuve” adı verilen bir külâh giyer, üzerine sarığını sarar ve ucunu da iki omuzu arasına sarkıtırdı. (Tirmizî, Libâs, 12)

Fahr-i Kâinât Efendimiz çoğunlukla beyaz renkli sarık kullanırdı. Zâten o, ümmetine bilhassa beyaz renkli giysileri tavsiye etmekteydi. (Tirmizî, Edeb, 46) Mekke’nin fethi sırasında ve fetihten sonra yaptığı bir konuşmada ise başında siyah renkli bir sarık bulunduğu rivâyet edilmektedir. (Müslim, Hac, 451) Ayrıca, Rasûlullâh’ın sarığını bazen za’feranla (sarı, safran rengine) boyadığıda olurdu. (İbn-i Sa’d, I, 452)

  1. Elbisesi

Peygamber Efendimiz’in üzerine giydiği elbise umumiyetle iki parça idi. Belden yukarı giyilene “ridâ”, belden aşağı giyilene ise “izâr” denilmektedir. (İbn-i Sa’d, I, 452) Bu elbise için hadislerde, sevbân (iki parça giysi) tabiri de kullanılmaktadır. (Ebû Dâvûd, Libâs, 19)

Ancak, Rasûl-i Ekrem’in giymeyi en çok sevdiği elbisesi, “kamîs” denilen ve ayaklara kadar uzanan bir gömlektir. (Ebû Dâvûd, Libâs, 3) Bunun yanında onun, gerektiği zaman normal elbisesi üzerine cübbe ve hırka nev’inden kıyafet giydiği de olurdu. (İbn-i Sa’d, I, 450, 451, 453, 461) “Sirval” denen ve şalvara benzeyen bir giysinin, Efendimiz tarafından giyildiği rivâyet edilmektedir. (Heysemî, V, 121) Allâh Rasûlü’nün özel günlere has bâzı kıyafetleri de bulunmaktaydı. Nitekim bilhassa Cuma ve bayramlarda giyindiği kırmızı çizgili bir cübbesi yanında, muhtelif beldelerden gelen heyetleri karşılamak üzere kullandığı, Hadramut mâmulü bir elbiseden de bahsedilir. (İbn-i Sa’d, I, 451, 458)

Yine Efendimiz’in günlük elbisesi hâricinde geceye mahsus giyecekleri de vardı. (Hamidullah, II, 1077)

Fahr-i Cihân Efendimiz’in hangi cins mâmüllerden elbise giydiğine gelince; duruma göre pamuktan ve yünden yapılmış giyecekler yanında, kalın yünden dokunmuş elbise giydiği de olmuştur. (Ebû Dâvûd, Libâs, 5)

Söz konusu elbiselerin renklerinin ise beyaz, siyah, sarı, yeşil ve kırmızı gibi muhtelif renk ve desenlerde olduğu görülür. (İbn-i Sa’d, I, 449-456) Ancak Fahr-i Kainât Efendimiz daha ziyâde imkân nisbetinde beyaz giyinmeyi tercih ve tavsiye etmiştir. Zîra bir hadisinde:

“Beyaz renk elbise giyiniz. Çünkü beyaz elbise, temiz ve daha hoş görünümlüdür. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.” (Tirmizî, Edeb, 46) buyurarak, ümmetinin yalnızca dirilerine değil, ölülerine bile beyaz elbiseyi daha uygun görmektedir. Ayrıca Allâh Rasûlü mezkûr hadisiyle, bir elbisede öncelikle ve özellikle aranan şartın temizlik olduğuna dikkat çekmektedir.

  1. Çorap ve Ayakkabıları

Efendimiz, imkânlar nisbetinde ve muhîtin şartlarına uygun olarak muhtelif çorap ve ayakkabılar giyerdi. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 62)

Giydiği ayakkabı çeşitleri, “na’leyn” adı verilen sandal tipi pabuçla, “huffeyn” denen mest tipi ayakkabılardı. Büreyde -radıyallâhu anh-’ın anlattığına göre, Habeş Necâşîsi, Efendimiz’e bir çift sâde ve nakışsız siyah mest hediye etmişti. Allâh Rasûlü bunları abdestli iken giymiş, daha sonra abdest alışında üzerlerine mesh etmiştir. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 60)

Ayrıca Dıhyetü’l-Kelbî, Peygamber Efendimize bir çift mest ile bir cübbe hediye etmiş, Efendimiz de bunları eskiyene kadar giymiştir. (Tirmizî, Libâs, 30)

Yeni Bir Elbise Giyerken Okunacak Dua

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yeni bir elbise giydiği zaman;

“Avret yerimi örttüğüm ve hayatında kendisiyle güzel göründüğüm bu elbiseyi bana giydiren Allah’a hamd olsun.” duâsını eder sonra da; “Yeni bir elbise giyince bu şekilde hamdeden ve eski elbisesini de tasadduk eden kimse, hayat ve memâtında Allah’ın hıfz u emânında (koruması altında) olur.” buyururdu. (Tirmizî, Deavât, 107)

Kaynak: Âdâb-ı Muâşeret, Zehra Yolcu - Elif Telkeş, Erkam Yayınları

MÜSLÜMANIN YEME İÇME ADABI

Müslümanın Yeme İçme Adabı

TEMİZLİK ADABI NEDİR?

Temizlik Adabı Nedir?

SELAMLAŞMA VE MUSAFAHA ADABI NASIL OLMALIDIR?

Selamlaşma ve Musafaha Adabı Nasıl Olmalıdır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.