İstanbul’daki Celvetî Tekkeleri
Celvetî tarikatının İstanbul’daki tekkeleri hangileriydi ve günümüze ne kadarı ulaşabildi?
Gerek Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin hayâtında gerekse daha sonraki devirlerde Celvetiyye’nin en çok yayıldığı yerlerin başında gelen İstanbul’da Celvetî meşihatı vaz’olunan otuz kadar tekke tesbit edebîldik. Bunlardan onaltısı Üsküdar’da, onbiri İstanbul’da sûr içinde, diğerleri sûr dışındaki kısımlardadır.
Yine bu otuz tekkeden dokuz tânesi (Hüdâyî Âsitânesi, Selâmsız, Acıbadem, Kısıklı Selâmi Ali tekkeleri ile Fenâyi, İskender Baba, Bandırmalı Dergâhı, Şeyh Câmii Tekkesi, Sarmaşık Tekkesi) tarîkat değiştirmeden Celvetî olarak kalmış, bir kısmı birkaç def’a (Küçük Ayasofya, Mehmed Paşa tekkeleri gibi), bir kısmı ise (Bezirgan Tekkesi gibi) bir def’a Celvetî Tekkesi olabilmişlerdir.
Tesbit ettiğimiz bu otuz tekkeden hemen yarıya yakın kısmı bugün mevcûd değildir, arsa veya hârabe halindedir. Bir kısmı ise mescîd veya câmi olarak hizmete açık bulunmaktadır.
İSTANBUL’DAKİ CELVETÎ TEKKELERİ
Bu tekkeler hakkında Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin yaptırdıklarından başlamak üzere toplayabildiğimiz bilgileri sırasıyla dercetmeye çalışacağız:
Hüdâyî Külliyesi veyâ Celvetî Âsitânesi
Celvetî Tarîkatının merkezi demek olan Hüdâyî Âsitânesi hâl-i hayâtında bizzât Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri tarafından yaptırılmıştır. Câmiin yerini (998/1589) yılında Mustafa ve Ahmed isimlerinde iki kardeşe âid ev yeri iken bunların vekil-i şer’îleri Ali Bey nâmında bir zâttan 1017 kuruşa satın almış ve aynı yıl inşâsını başlatmıştır.
Naîma, Hüdâyî Câmiî ve hankâhının Rüstem Paşa kerîmesi Âdile Sultân tarafından yaptırıldığını yazıyorsa da diğer kaynaklardan inşâatın bizzât Hz. Hüdâyî’nin kendisi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Zâten kendisinin “pâdişah’ın Ali Paşa zâviyesine şeyhlik teklîfini” kabûl etmeyişi bizzât böyle bir hankâh yaptırmak arzûsundan olsa gerektir. Kendisine âid mülknâmelerin çokluğu onun büyük bir servete nâil ve mâlik olduğunu göstermektedir. Fi’l-vâkı’ inşâatın devâmı esnâsında müridlerinin yardımı –pek tabiî ki- olmuştur.
Zâviye, mescid, imârethâne, türbe, çeşme ve meşrûtalardan meydana gelen külliyenin ilk yapıldığı zamanki şekli hakkında fazla bir bilgiye sâhip değiliz. Ancak önce mescid olarak yaptırdığı kısma daha sonra minber ilâvesiyle (1007/1598) câmiye çevirdiğini ve hıtâbet vazîfesinin bizzat kendileri tarafından îfa edildiğini biliyoruz.
Hüdâyî Âsitânesi meşâyıhından Abdurrahman Nesîb Efendi (1258/1842), Hz. Hüdâyî devrinde yapılan ve bil-âhare 1266/1850 yılındaki yangında yanan meşrûta binâları hakkında şu bilgileri vermektedir :
“Hazret-i Pîr Efendimiz şeyhlere meşrûata olan hâneyi nefs-i nefisleri için binâ buyurmuşlardır. Ve küçük şeyhin mutasarrıf bulunduğu hâneyi kerîme-i muhteremeleri Zeynep Hanım için binâ buyurmuşlardır. Ve ol silsileye meşrûtadır. Mütevelliye hanım ubdesinde olan hâneyi kerîmeleri Rûkıyye Hanım için binâ buyurmuşlardır. Ve Abdi Efendi (ki Abdurrahman Efendi’nin amcasıdır.) hânesini kerimeleri Fâtıma Hanım’a binâ buyurmuşlardır.” Bu îfâdelerden (1266/1850) yangınında yanmış bulunan bu meşrûtaların tamamının Hz. Hüdâyî tarafından ve kendi evlâdları için yaptırdığı anlaşılmaktadır.
Ayvansarâyi, bu bilgilerimize şunları da ilâve etmektedir: “Minaresinde çifte müezzin ezân okur, her gece temcid verilir mukâbelesi Cum’a namazından sonradır. Câmiin avlusunda şadırvanı etrafında fevkânî ve tahtânî mahfiller, zâviye kapısında müteaddid çeşmeler vardır. Zâviye hücreleri etrafındadır. Şeyh dâiresi başka olup müstakıl meşrûata menzilleri vardır. Dergâhta şeyhin evlâddan olma şartı yoktur. Şeyh olanlar kendi fukarâsından olup vakfına nezâreti vardır. Nukûd-ı mevkûfesi çoktur, müstakil kâtipleri ve câbîleri vardır. Dervişleri dahi umûr-ı vâkıfta müstahdemdirler.”
Meşhûr Türk seyyâhı Evliyâ Çelebi, bildiklerimize yeni bir şey ilâve etmeden burada gece gündüz üçyüz dervişin devâmlı zikr ile meşgul olduğunu; her birinin birer köşede savmeaları bulunduğunu, Cum’a namazından sonra tevhîd-i sultânî yapıldığını” kaydetmektedir.
Hz. Hüdâyî’nin böylesine maddî ve manevî zenginlik havâsı içinde bulunan irfân yuvası küllîyesi 1266/1850 yılında Üsküdar çarşısında çıkan bir yangın netîcesinde tamâmen yanarak devrin sultânı Abdülmecid Hân tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Hz. Hüdâyî’nin yaptırdığı mescid zemînde olduğu hâlde Sultân Abdulmecid tarafından yeniden yaptırılan mescîd ise eski haline göre genişletilmiş ve zemînden yukarı kaldırılmıştır. Câmiin zemînin ön kısmında mihrâp tarafının altında yer alan mezârlar da o zaman bu genişleme esnâsında câmiin içine alınmıştır.
Şeyh Efendi’nin zikr esnâsında oturduğu makâmdan yukarısı – ki bugün minberin sağ yan tarafında kafesli kısımdır- da sonradan ilâve edilmiştir. Bugün câmi olan “tevhîd-hâne” ile yukarı kabristan arasındaki dar sokağın içinde şeyh efendilerin mukâbele günleri makâmlarına girdiği bir kapı vardır. Şeyh Efendi cemâate açık bulundurulan orta kapıdan girip çıkmaz çoğu zaman bu kapıdan işlerdi.
Hüdâyî Çilehânesi veya Mûsâllâ Mescidi Tekkesi
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin, Âsitânesinden başka Küçükçamlıca’da bugün hâlâ mevcud olan ve halk arasında “Çilehâne” resmi kayıtlarda “Musallâ” nâmıyla ma’ru’f bir mescid ile bitişiğinde taştan iki odacık inşâ ettiği bilinmektedir.
Kısıklı- Küçükçamlıca asfaltından Bulgurlu’ya inerken Alemdağı tarafına bakan yamaç üzerindeki “Çilehâne” bugün mescid şeklindedir ve birkaç merdivenle çıkılan ikinci set üzerinde bir kuyu ve som mermerden yapılmış bir su deposu ve meşrûtası vardır. Mescid, 5X10m. eb’âdında ve 70 cm, genişliğinde taş duvardan yapılmış olup üstü kiremitlerle örtülüdür.
Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin vaktiyle taştan yaptırdığı iki odalı binânın esası muhâfaza edilerek yenilenmiştir. Bugün mescidin sağ duvarına bitişik kalın ve kısa minâre de sonradan yenilenmiştir. Sağındaki sofada da bir meşrûta vardır. Burada bulunan kuyunun kitâbesinde:
“Cennet-mekân Sultân Mahmûd Han hazretlerinin kadınlarından 3. Âşûbî Can Kadın Efendi’nin hayrâtıdır” 1285 yazılıdır.
Kuyunun önünde yek-pâre som mermerden yapılmış, üstüne yuvarlak ve çok zarif bir süs oturtulan dört musluklu bir su deposu bulunmaktadır. Onun arkasında da şu kitâbe okunmaktadır:
Pîr Mahmûd Hüdâyî Azîzu’l-kadrin
Bu makâmı yapılıp maksim-i âb oldu.
Levh-i nazm oldu bu târih-î güherle karneyn
Nev-eser yaptı zîhî himmet-i Kâmil Paşa 1291
Kitâbeden bunun Kâmil Paşa tarafından 1291/1874 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin çilehânesine sık sık atıyla geldiği ve bu yere gelirken bindiği ata âid olduğu rivâyet edilen eyer, bugün hâlâ türbesinde hâtıra olarak muhâfaza edilmektedir.
Buradaki mescide giderken yolun solunda bulunan çınarları da Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin diktiği söylenir. Hüdâyî Hazretleri’nin vaktiyle burada bir de yer altı çilehânesi vardı. Bugün burada mezartaşı kaybolmuş bir açık türbe dikkati çekmektedir.
Bulgurlu’da bulunan tek hamam da Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin vakıf eserleri arasında bulunmaktadır. Ayvansarâyî: “Mescidin karîbinde vâkı’ tek hamam ve Bulgurlu’nun ekser mahalli dahî Aziz Mahmûd Efendi Hazretleri vakf-ı şerîfinin müsakkafâtındandır. Karye-i mezbûre vasatında bir miktar meydancık ve bir iki çınar dahî olup...” diyerek bunu anlatmaktadır.
Hamam camekânın dış kapısında da şu manzûm kitâbe okunmaktadır.
Girseler sıdk ile hamama ger
Pâk olur ecsâm aruk olur kulûb
Görse bu uslûbu bir ehl-i nazar
Dedi târihın hamâm-ı hûb 1627
Bu kitâbeden hamamın 1027/1617 târihînde yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde Hz. Hüdâyî bunu Üsküdar’da iken bir eser-i hayr olmak üzere yaptırmış olmalıdır.
Rivâyete göre hamamda Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin ilk def’a yıkandığı bir “halvet” kısmı vardır. Her gece burada kandil yanardı. Güzel bir parmaklıkla ayrılan bu halvet kısmının parmaklıkları bozulmuş ve İmrahor Caddesi’ndeki eski hamama nakledilmiştir.
Hüdâyî Hazretleri’nin Bulgurlu’da yaptırdığı bu hamam devrine göre çok temiz ve muntazamdır. Hüdâyî Hazretleri’nin yaptırdığı bu mescide ser-halîfesi Ahmed Efendi bir ara halîfe olarak gönderilmiş ise de daha sonraki devirlere âid silsile-i meşâyıh hakkında bir bilgiye sâhip değiliz. Ancak Bandırmalı-zâde Üsküdârî Ahmed Münib Efendi’nin Mecmûa-i Tekâyâ’sında burası Celvetî Tekkesi olarak kaydedilmekte ve mukâbele gününün Perşembe olduğu belirtilmektedir.
Selâmsız Selâmi Efendi Tekkesi
Üsküdar’da Selâmsız Mahallesi’nde Tekkekapısı denilen yerde bulunan bu tekkeyi Selâmi Ali Efendi yaptırmıştır. Selâmi Ali Efendi’nin yaptırdığı tekkelerin en ma’rufu olan bu tekkeden bugün eser kalmamıştır. Sâdece Köstendilli Ali Efendi hazîresi mevcûddur.
Tekkenin âyin günü Pazartesi idi.
Selâmsız tekkesinde şeyh olan meşâyıh ise şunlardır:
- Şeyh Ali Fenâyî Efendi (1158/1745), (1126/1714’de kendi yaptırdığı tekkeye geçerek buranın meşîhatını Ali Efendi’ye bırakmıştı.
- Köstendilli Ali Efendi (1175/1632)
- Şeyh Hacı Ömer Efendi (1175/1761)
- Şeyh Sâlih Efendi b. Ömer Efendi (1194/1780)
- Şeyh Hâfız Mehmed Celvetî (1216/1801)
- Şeyh İsmâil Efendi (1227/1812) Hüdâyî halifelerinden Filibeli Şeyh İsmâil Efendi’nin evlâdındandır.
- Şeyh Mehmed Râşid Efendi (1250/1834), Üsküdarlı Mustafa Hâşim Efendi’nin halîfesidir.
- Şeyh Seyyid Abdullah Efendi b. Şeyh M. Râşid Efendi (1275/1858)
- Şeyh Ahmed Muhtâr Efendi b. Şeyh Abdullah Efendi (1307/1887)
Kısıklı Selâmi Efendi Tekkesi
Üsküdar İlçesinin Kısıklı Bucağı’nda Eski Çamlıca Caddesi üzerindedir. Selâmi Ali Efendi tarafından yaptırılmış olup Selâmi Ali Efendi’nin kendisi de orada medfûndur.
Tekkelerin kapatılmasından önce Hâfız Mehmed Nûrullah Efendi (1335/1917)’nin şeyhliği zamanında yıkılmıştır. Bugün Selâmi Ali Efendi’nin mezarından başka bir şey mevcûd değildir. Bu dergâhta pazartesi, cum’a geceleri yatsı namazından sonra, çarşamba günleri de öğle namazını müteâkıp haftada üç def’a Celvetî âyini icrâ edilirdi.
Kuruluşundan i’tibâren tekkede post-nişîn olan meşâyıh :
- Selâmi Ali Efendi (1104/1692)
- Kayserîli Şeyh Ahmed Efendi (v. ?). Selâmî Ali Efendi’nin halîfesidir,
- Niksarlı Şeyh Hacı Mehmed Efendi (1153/1740), Selâmî Ali Efendi’nin halîfesidir,
- Şeyh Halil Efendi 81214/1799) Kayserîli Ahmed Efendi’nin oğludur.
- Şeyh Mehmed Râşid Efendi ( 1250/1834)
- Şeyh Mustafa Şerefeddin Efendi (1271/1854 – 1855)
- Şeyh Ali Rızâ Efendi (1330/1912)
- Şeyh Hâfız Mehmed Nûrullah Efendi (1335/1917)
- Mustafa İzzeddin Efendi
Acıbâdem Selâmi Efendi Tekkesi
Şucâbağ Mescidi Tekkesi, Bülbülderesi Tekkesi, Bağlarbaşı Tekkesi diye anılan bu tekke Selâmî Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Üsküdar’dan Bağlarbaşı’na çıkan yolun üzerinde bulunan bu tekkenin adını Mecmûa-i Tekâyâ Acıbadem, Âsitâne-i aliyye ve Bilâd-ı Selâse’de kâin...tekkeler” “Selâmî Ali Efendi Tekkesi der-kurb Acıbadem der-Üsküdar” olarak kaydetmektedir.
Abdurrahman Nesîb Efendi’nin Mecmûa’sında verdiği Üsküdar tekkeleri listesinde adına Acıbadem Tekkesi olarak rastlanan Sultân II. Mahmûd’un kızı Sâliha ile Tophâne-i Âmire müşiri Halil Rıf’at Paşa’nın izdivâcı merâsimi (1249/1833)nde bulunan da’vetliler arasında Kasapbaşı Şâkir Efendi’nin haymesinde yer alan Celvetî meşâyıhı arasında “Acıbadem tekkesi şeyhi vekili Mehmed Hilmi Efendi”diye adına yer verilen bu tekkenin Hadikâ’nın Şucâbağı Mescidi olarak tesbit ettiği tekke olduğu anlaşılmaktadır. Bugün bu mahalde Selâmi Ali Efendi’nin adını taşıyan bir câmi bulunmaktadır.
Vaktiyle Cumartesi günleri Celvetî âyini yapılmakta olan106 bu tekkede şeyh olanları şöyle sıralayabiliriz:
- Selâmî Ali Efendi (1104/1692)
- Şeyh Ali Efendi (v. ?) ki, celvetiyyeden Çamlıcalı Mehmed Efendi’nin halîfesidir.
- Bandırmalızâde Şeyh Hâmid Efendi (1172/1758), Küçük Hâmid diye mâruf olup Bandırmalı Şeyh Yûsuf Efendi’nin oğlu ve Mustafa Hâşim Efendi’nin büyük kardeşidir.
- Kemal Efendi (Hâmid Efendi’nin oğlu)
- Göynüklü İbrâhim Efendi (v. ?)
- Mevlevîyye’den İbrâhim Dede (v. ?)
- Hâfız Mehmed Emin Efendi (1257/1812) Hankâhın hatipliğini de yapmakta idi.
Tekke’de bundan sonra kimin şeyh olduğuna dâir bilgiye sâhip değiliz. Ancak Mecmûa-i Tekâyâ kendi devrindeki (ö. 1307/1890) şeyhinin Ahmed Efendi isminde birisi olduğunu belirtmektedir.
Fenâyî Tekkesi veya Yaldızlı Tekke
Celvetiyye’nin Fenâiyye kolunun kurucusu bulunan Ali Fenâyi Efendi (1158/1745) tarafından (1126/1714) târihînde yaptırılmıştır. Pazarbaşı mahallesindedir. Bugün mescid olan mâb’ed, kârgir olup üç tarafı altlı üstlü mahsûralıdır. Câmiin kıble tarafında altta iki, üstte iki olmak üzere dört pencere vardır. Mihrap ahşap olup üstü de ahşap çatı ile örtülüdür. Tuğladan olan minâresi avlu kapısından girişe göre soldadır. Ali Efendi zamanında yaptırılan minâreye 1180/1766 yılında yıldırım isâbet etmiş ve minâre yıkılarak mescid de zarar–dîde olmuştu. Bunun üzerine zamanın şeyhi Abdullah Rıfkı Efendi (1184/1770) pâdişah III. Mustafa’ya mürâcaatla câmi, türbe, minâre ve hücreler yeniden yaptırılmıştı. Câmiin karşı tarafında bulunan mektep de Ahmed Paşa tarafından vezîrliğinden önce çavuşbaşı iken 1176/1704 yılında yaptırıldı. Bu yüzden de mektep, Çavuşbaşı Mektebi diye meşhûrdur.
Tekkeye “Yaldızlı Tekke” denilmesine sebep tekkeyi 1293/1876 yılında tamîr ettiren ve mezârı bulunan Zeynep Hanım’ın kabrinin yaldızla süslenmiş olmasıdır.
Tekkenin önündeki türbede Ali Fenâyî Efendi medfûndur. Baltacı Mehmed Paşa ile beraber 1123/1711 Osmanlı-Rus harbine iştirâk etmiş bulunan Ali Fenâyî Efendi’nin bu savaşta aldığı sancak ile taşıdığı bayrak uzun yıllar hâtıra olarak saklanmıştır.
Tekkede çarşamba günleri Celvetî âyini yapılırdı.
Fenâyî tekkesinde post-nişîn olan meşâyıh:
- Şeyh Ali Fenâyî Efendi
- Şeyh Abdullah Rıfkı Efendi (1184/1770)
- Şeyh Mehmed Nazîf Efendi (1207/1792)
- Şeyh Mehmed Şâkir Efendi (1225/1810) hattâttır.
- Şeyh Mehmed Efendi (1261/1845) Bandırmalı tekkesi şeyhi M.Gâlip Efendi (1247/1831- 1832)’nin halîfesidir.
- Şeyh Mehmed Şâkir Efendi (1302/1884 – 1885)
- İhsân Efendi (v. ?) Mehmed Şakir Efendi’nin dâmadı olup onun yanında medfûndur.
- Şeyh Mehmed Şâkir Efendi (20 Eylül 1951), dergâhın son şeyhidir.
Bandırmalı Dergâhı
Üsküdar’da İnâdiye Mahallesi’nde Menzilhâne yokuşu başında ve Tavâşî Hasan Ağa Câmii yakınındadır. Tekke, 1145/1732 yılında Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa tarafından yaptırıldı. Ayvansarâyi’nin verdiği bilgiye göre burası Şeyh Yûsuf Efendi (1166/1752)’nin evi iken bilâhare zâviye yapılmıştır.
Şehlâ Ahmed Paşa’nın 1169/1756 yılında yeniden yaptırdığı bu tekke 1942 yılında kısmen yanmıştı. Bugün ise mezarlardan başka bir şey kalmamıştır.
Tekkenin avlusunda Hâşim Efendi’nin şeyhi Mısırlı Hasan Baba (1170/1756)’nın da kabri vardır. Yûsuf Efendi ve Hâşim Efendi tekke civârında medfûn idiler.
Tekke’nin âyin günü cum’a idi.
Tekke’nin silsile-i meşâyıhını şöyle tesbit mümkündür:
- Bandırmalı Yûsuf Nizâmeddin Efendi (1166/1752)
- Şeyh Mustafa Hâşim Efendi b. Yûsuf Efendi (1197/1783)
- Seyyid Mehmed Gâlib Efendi (1247/1831- 18312)
- Seyyid Abdurrahîm Selâmet b. Mehmed Gâlib (1266/1850)
- Seyyid M. Fahreddîn b. Abdurrahim Selâmet (1311/1893)
- Mehmed Gâlib b. Abdurrahîm Selâmet(1330/1912)
Şeyh Câmii Tekkesi
Üsküdar’da Bülbülderesi yakınında Selmanağa Mahallesi’nde Şeyh Câmii derûnundadır. Bânisi Devâtî Şeyh Mustafa Efendi (1070/1659-1660)’dir ki, Hüdâyî Âsitânesi’ne şeyh olan Devâtîzâde Mehmed Efendi (1090/1679)’nin babasıdır.
Bu dergâhın derviş ve zâkirlerinin ekserisi “kalem efendisi” denilen devlet me’mûru kimselerdi. Dergâhta pazartesi ve cum’a geceleri Celvetî âyini yapılırdı. Bugün Şeyh Câmii nâmıyla ibâdete açıktır.
Şeyh Câmii Tekkesi şeyhleri:
- Devâtî Şeyh Mustafa Efendi (1070/1660), Muk’ad Ahmed Efendi’nin halîfesi olup türbede medfûndur.
- Devâtîzâde Mehmed Tâlib Efendi (1090/1679) Türbe’de medfûndur.
- Erzincanlı Şeyh Mustafa Efendi (1167/1754) Bil-âhare âsitâneye şeyh oldu.
- Şeyh Mehmed Sâid Efendi (1225/1810)
- Şeyh Mehmed Âsım Efendi (1259/1843)
- Şeyh Mehmed Tâlib Efendi b. Mehmed Âsım (1260/1844)
- Şeyh Mustafa Dede (1263/1847), Hüdâyî türbesinde Hz. Hüdâyî’nin asâdârı idi.
- Şeyh Ahmed Hasîb Efendi (1275/1858 – 1859)
- Halil Dede (1325/1907), Hasîb Efendi’nin oğlu Tâlib Efendi’ye vekâleten bu hizmeti yürütmüştü.
- Şeyh Mehmed Tâlib Efendi b. M. Hasîb Efendi (1341/1923) tekkelerin kapatılmasından iki yıl önce vefât ermişti.
- Haydar Molla (v. ?) Mehmed Tâlib Efendi’den boşalan yere vekâleten ta’yin edilmiştir. Hüdâyî Âsitânesi kütüphânesinde “hâfız-ı kütüp”idi.
- Ahmed Nâmık Efendi (v. ?) Bandırmalı Tekkesi dedegânından olan Nâmık Efendide burada bir müddet niyâbeten meşîhat etmiştir.
İskender Baba Tekkesi
Üsküdar’da İnâdiye’de Ağa Hamamı karşısında meydan ortasında Karacaahmed tarafında bulunan Celvetî Tekkesidir. Bânîsi Kânunî Sultân Süleyman devrinde yeniçerilik efendiliği ve sâir hizmetler ifâ etmiş bulunan Mehmed Efendi (955/1543)’dir. Mehmed Efendi ve meşâyıhtan İskender Baba burada medfûndur. İskender Baba’nın vefât târihi belli değildir. Uzun yıllar mescid olarak kullanılan bu tekkeyi bilâhare Celvetî meşâyıhından Kaymakçı Şeyh diye meşhûr Mehmed Efendi (1186/1772), Celvetî Tekkesi hâline getirmiştir.
İskender Baba Tekkesi şeyhleri şu zevâttır:
- Kaymakçızâde Şeyh Hacı Mehmed Efendi (1186/1772)
- Şeyh Abdurrahman Efendi b. Şeyh Mehmed 81224/1809)
- Şeyh Hâfız Mehmed Sâdık Efendi b. Şeyh Ali Efendi (1262/1846), Şeyh Abdurrahman Efendi’nin torunudur.
- Şeyh Mehmed Şâkir Efendi (1279/1862- 1863), Bandırmalı tekkesi şeyhi Mehmed Gâlib (1247/1831 – 1832)’in torunudur.
- Mehmed Şerefeddin Efendi b. Şeyh Şâkir (1310/1892)
- Şeyh Mehmed Sâfî Efendi (1320/1902)125
Vaktiyle çarşamba günleri Celvetî âyini icrâ edilen bu tekkenin bugün sâdece türbe kısmı mevcûddur.
Sarmaşık Tekkesi
Edirnekapısı civârında Keçeci Pirî Mahallesi’nde Nîyazi Mısrî Sokağı’nda bulunan tekke, Şeyhu’l-islâm Dürrîzâde Mustafa Efendi (1188/1774)’nin anne tarafından dedesi olan Kâdı-asker Abdulkâdir Efendi (1084/1673) tarafından yaptırılmıştır. İlk şeyhi Dede Çelebi Mehmed Sabûri (1130/1717)’dir. Tekke binâsı bugün mevcûd değildir. Uzun yıllar Celvetî Tekkesi olan bu hankâhta perşembe günleri Celvetî âyini icrâ edilirdi.
Sarmaşık tekkesi şeyhleri:
- Mehmed Saburî (1130/1717), Dede Çelebi nâmıyla ma’ruf olup 1123/1711 yılında Hüdâyî Âsitânesi’ne post-nişîn oldu. (bk. Hüdâyî Âsitâne şeyhleri)
- Şeyh İsmâil Efendi b. Mehmed Sabûri (1145/1732 – 1733)
- Şeyh-i Aşk İsmâil Efendi (1197/1783), Peyk Dede diye ma’ruf olup Süleymaniye vâizi idi.
- Seyyid Mustafa Efendi b. Şeyh Ahmed el-Kefevî (1224/1809)
- Kırımlı İbrâhim Efendi b. Şeyh Ahmed Ef. (1247/1831)
- Seyyid Hâfız Mehmed Tâhir Efendi (1262/1846)129
- Seyyid Ahmed Sıdkı Efendi (1300/1883)130
Küçükayasofya Câmii Tekkesi
Kiliseden câmie çevrilmiş bulunan Küçükayasofya’nın vâkıfı Hüseyin Ağa’dır. Câmiin ön kısmında bulunan zâviyenin otuzaltı hücresi vardır. Bu hücrelerden onüçü tevhîdhâneye, onikisi mektebine, zâviyenin şeyhlerine dâiredir. Câmiin şadırvanı ve mektebi Sadrazam Ahmed Paşa (1160/1747) tarafından 1153/1740 târihinde yaptırıldı. Câmie bitişik olmayan minâreyi Sadrazam Mustafa Paşa yaptırmıştı.
Tekke bugün Küçükayasofya Câmii civârında medrese tarzında mevcûddur. Tekkenin mukâbele günü cum’a idi.
Hz. Hüdâyî’nin şeyhi Nûreddinzâde Muslihuddîn (981/1573)’in bu tekkede post-nişin olduğunu Hüdâyî Hazretleri’nin de tahsîlî esnâsında kendisinin sohbetlerine bu tekkede devâm ettiğini biliyoruz. (bk. Hz. Hüdâyî’nin gençliği ve tâhsili)
Hüdâyî Hazretleri şeyh olarak İstanbul’a geldiğinde de sekiz sene kadar bu tekkede bulundu. Abdurrahman Nesîb Efendi bunu, “Aziz Mahmûd Hüdâyî Efendi, “İstanbul’a geldiğinde 992/1584 târihinde Küçükayasofya’da şeyh olup sekiz sene mürûrunda Üsküdar’ı teşrif ve yerine asâdarları Filibeli İbrâhim Efendi’ye tevcih ve kasr-ı yed buyurmuşlardır.” diyerek ifâde etmektedir.
Tekkenin tam bir meşâyıh silsilesine sâhip değiliz. Ancak Nûreddinzâde halîfelerinden Kırımlı Tatar İsa (1031/1622), Filibeli İsmâil Ümidi (1052/1642), Kırımlı İbrâhim (1042/1632), İsmâil Ümidi (1106/1694), Ahmed Ümidi (1150/1737)139 Efendilerin bu tekkede şeyhlik ettikleri bilinmektedir.
Hüdâyî Âsitânesi şeyhlerinden Abdurrahman Nesîb (1258/1842)’in oğlu Abdullah Felâhi Efendi (1267/1850 – 1851) de bu tekkede şeyhlik etmiştir.
Kadırga’da Mehmed Paşa Tekkesi
2. Selim’in kızı Sokullu Mehmed Paşa’nın karısı İsmîhan tarafından ihyâ edilen bu câmi, kiliseden çevrilmedir. Sokullu Mehmed Paşa buraya medrese, şadırvan, zâviye ve zâviye odaları ilâve ettiği için onun adıyla meşhûr olmuştur.
Zâviye, Hz. Hüdâyî’nin ve Mehmed Paşa (Sokullu)’nın şeyhi bulunan Nûreddinzâde Efendi için yaptırılmıştır. Ancak zâviyenin tamamlanmasına Nûreddinzâde’nin ömrü vefâ etmemiş; vasiyeti üzerine pîrdaşı Kürd Şeyh Mehmed Ömer Efendi (996/1588) buraya şeyh olmuştur. Gerek tekkenin Hüdâyî Hazretleri’nin şeyhi Nûreddinzâde için yapılmış olması ve gerekse Celvetî meşâyıhından ve Hüdâyî Âsitânesi post-nişinlerinden Abdulhayy Efendi (1117/1705) ile Erzincanlı Mustafa Efendi 1123/1711)’nin burada şeyhlik etmiş olmalarından dolayı bu tekkeyi Celvetî tekkeleri meyânında zikretmeyi uygun bulduk. Tekke’nin mukâbele günü perşembe idi.
Mehmed Paşa Tekkesi’nde post-nişin olan şeyhler:
- Kürd Şeyh Mehmed b. Ömer Efendi (996/1588)
- Halîfesi Vâiz Emir Efendi (v. ?)
- Şeyhu’l- harem Seyyid Abdulkerim İştibî (1015/1606)
- Büyük Kadızâde Şeyh Mehmed Sofyavî
- İştibî’nin oğlu Seyyid Mustafa Efendi (1045/1635)
- Seyyid Ahmed Efendi (1055/1645)
- Kadızâde’nin oğlu Seyyid Mustafa Efendi (1097/1686)
- Abdulhayy Efendi 1103/1692’de Hüdâyî Âsitânesi şeyhliğine nakledildi. (v. 1177/1705)
- Karabaşzâde Mustafa Ma’nevî (1114/1702)
- Kırımlı Şeyh Mehmed Efendi (1115/1703)
- Erzincanlı Şeyh Mustafa Efendi (1123/1711), iki sene sonra o da Hüdâyî Âsitânesi’ne şeyh oldu.
- Mükennî Şeyh Ahmed Efendi (1142/1729- 1730)
- Dâmadı Şeyh Mehmed Efendi (1176/1762 – 1763)
- Şeyh Yahyâ Efendi (1186/1722)
- Seyyid Veliyyüddin Efendi (1217/1892)
- Seyyid Hüseyin Efendi (1236/1820 – 1821)
- Mehmed Tahsin Efendi (1284/1687)
- Mustafa Hulûsi Efendi (1299/1881 – 1882)
- Mehmed Atâ Efendi (1308/1890)143
Keşfî Osman Efendi Tekkesi
Keşfî Osman Efendi Tekkesi, Şehzâdebaşı’nda Bozdoğan Kemeri civârında Kalenderhâne mahallesinde Derûn-i Mehmed Efendi tekke ve türbesi karşısındadır. Keşfi Osman Efendi tarafından (1090/1679- -1680) yılında yaptırılmıştır.
Celvetî meşâyıhından olan Keşfî Osman Efendi, Erzurumludur. Erzurum’dan Niksar’a oradan da İstanbul’a hicret etmiş ve Ehl-i Cennet Mehmed Efendi’ye intisâb ederek halîfesi olmuştu. Niksar, Edirne ve İstanbul’ da birer câmi yaptıran Osman Efendi, Şehzâdebaşı’nda Vezneciler’de yaptırdığı bu tekkeye post-nişin olmuştu. Kadiriyye tarîkatına da nisbeti bulunan 0sman Efendi 1127/1715 yılında vefât etmişti. Osman Efendi Niksar’da Yeni Mahalle’de çarşı içinde kendi yaptırdığı câmi içinde medfûn idi. Fakat yol açmak için kabri yine aynı câmiin kıblesinin sağ tarafına nakledildi.
Osman Efendi’nin bu tekkesi Cibâli Yangını’nda tamâmen yandığından uzun müddet hâli kalmış, bil-âhare Kâdiriyye’nin Üveysiyye ve Eşrefiye kollarına intikâl etmişti. Son zamanlarda Kâdiriyye’den Kemter Baba (1341/1923) ya tevcih edildiğinden “Kemter Baba Tekkesi” diye de meşhûr olmuştu.
Osman Efendi’nin vefâtından Cibâli yangınına kadar geçen zaman içinde tekkeye kimlerin şeyh olduğuna dâir bir bilgiye sahip değiliz.
Bugün harâp hâlde bulunan tekkenin âyin günü çarşamba idi.
Üsküdar Atpazarı Tekkesi
Üsküdar’da Hayreddin Çavuş Mahallesi’nde Atpazarı denilen mahalde Eski Semerciler mevkıinde bulunan tekke Hüdâyî Âsitânesi şeyhlerinden Bilecikli Osman Efendi (1140/1727) tarafından 1133/1720–1721 yılında yaptırılmıştır. Osman Efendi, Selâmî Ali Efendi’nin halîfesi idi.
Tekkenin silsile-i meşâyıhı ve faâliyeti hakkında herhangi bir bilgiye sâhip değiliz. 1925 yılında tekkelerin kapatılmasından sonra Vakıflar İdâresince yürütülen tesbit çalışmalarından sonra hazırlanan raporda “Şeyh Osman Efendi Câmii, Atpazarı Caddesi’nde dört duvardan ibâret halde” denilmektedir. Fakat bugün eser kalmamıştır.
Tekkenin âyin günü cum’a idi.
Ayşe Sultân Tekkesi
Üsküdar-İmrahor’da bugünkü İmrahor Câmii’nin hemen arkasından geçen yolun kenârındadır. Üst tarafında bugün mevcûd çeşmenin kitâbesinden de burasının Ayşe Sultân nâmına yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kânûnî Sultân Süleyman’ın torunu, Rüstem Paşa’nın kızı olan Ayşe Sultân (bk. Hz. Hüdâyî’nin Ayşe Sultân’la Evlenmesi Mes’elesi) tarafından yaptırılan bu tekkede perşembe günleri Celvetî usûlü icrâ edilmekteydi. Tekke bugün tamâmen yıkılmış yerinde bir kaç mezar ve üst tarafındaki bir çeşmeden başka bir şey kalmamıştır. Tekke ve silsile-i meşâyıhı hakkında mevcûd kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlayamadık. Ancak meşhûr duâhan Ebu’l-kavuk İsmâil Hakkı Molla’-nın burada 1323/1905’den 1333/1914’e kadar on yıl şeyhlik ettiğini görmekteyiz. Nakşî şeyhi olan Ebu’l-kavuk İsmâil Hakkı Efendi’ye bu tekkenin şeyhlik ciheti resmen tevcih edilmiş değildi. Sâdece Celvetî Âsitânesi şeyhi Şihâbeddin Efendi (1330/1911)’nin teklîf ve tensibi ile verilmişti.
Alâeddin Dergâhı
Aksaray Horhor Mahallesi, Etmeydanı civârı Molla Hüsrev Sokağı’nda, Horhor Caddesini Sofular Caddesi’ne bağlayan sokakta ve Sofular Hamamı arkasındadır. Tekke, Alâeddin Ali Kefevî b. Şeyh Mustafa es-Sünbülî (980/1572) tarafından yaptırılmıştır. Uzun yıllar Halvetî Tekkesi olan bu dergâh bir aralık Celvetî Tekkesi de olmuştur. Mukâbelesi pazartesi günüdür.
Bu tekkenin Celvetîliğini ilk def’a II. Mahmûd’un kızı Sâliha Sultân’ın düğününe da’vetli bulunan şeyhler listesinde bu tekkenin şeyhinin (Nûreddin Efendi (v. 1266/1853)’nin Celvetî meşâyıhının çadırında bulunmasından öğreniyoruz. Mecmûa-i Tekâyâ da bu tekkeyi Celvetî Tekkesi olarak kaydettiğine göre önceleri Halvetî olarak icrâ-yı faâliyet etmekte olan bu tekkenin bil-âhare Celvetîlere intikâl ettiği söylenebilir.
1976 yılında câmi olarak yeniden yaptırılan bu tekkede şeyh olan zevâtın isimleri şöyledir:
- Alâeddin Ali Kefevî (980/1572)
- Abdi Çelebi b. Şeyh Alâeddin (v. ?)
- Mısrî Ömer Efendi (1069/1658-1659), Şemseddîn Sivâsinin torunudur
- Şeyh Hâmid Efendi (v. ?)
- Mehmed Müstakîm Efendi (1121/1709)
- Feyzullah Efendi b. M. Müstakîm (1125/1713 ?)
- Mustafa Efendi b. Feyzullah Efendi (1138/1725-1726)
- Sâmîzâde Seyyid Ahmed Kefevî (1187/1773)
- Mudanyalı Ya’kub Efendi (1223/1868)
- Mehmed Nûreddin b. Ya’kub (1266/1849-1850)
- Mehmed Emin Efendi (1297/1879-1880)
- Mehmed Nizâmeddin Efendi (1306/1888-1889)
- Hâlid Efendi (1334/1915-1916)
Akbıyık Câmii Tekkesi
Akbıyık tekkesi, Sultânahmed’de Akbıyık Câmii avlusunda Köprülüzâde Mustafa Paşa tarafından Çarhacı Ahmed Efendi (1080/1669) için inşâ edilmiştir. Bu yüzden “Çarhacı Ahmed Efendi Tekkesi” de denilir.
Tekke, inşâsından tekkelerin kapatılmasına kadar faâliyetine devâm etmiştir. Nitekim 1925 yılına âid vakıflar defterine nazaran faal tekkeler arasındadır.
Tekkenin M. Şükri Efendi tarafından tesbit edilen nâ-tamam silsile-i meşâyıhı şöyledir:
- Çarhacı Ahmed Efendi (1080/1669)
- Çarhacı’dan sonraki şeyh tesbit edilememiştir.
- Şeyh Kâsım Efendi (1135/1722)
- Şeyh Osman Efendi (v. ?)
- “Afyoncu” nâmıyla ma’ruf Karahisarlı Şeyh Mehmed Efendi (1189/1775)
- Şeyh İsmâil Efendi, tekkenin II. Mahmûd devri şeyhlerindendir. Afyoncu ile kendisi arasında isimleri tesbit edilemeyen bir veya iki şeyh daha olmalıdır
- Taşçı Şeyh Seyyid Halil Efendi (1260/1844)
- Oğlu Seyyid Ali Efendi (1283/1866)
Faâliyetine Halvetî olarak başlayan bu tekkenin Celvetîliğine dâir Mecmûa-i Tekâyâ’dan başka kayıt göremedik. Aynı eser tekkenin mukâbele gününün çarşamba olduğunu belirtmektedir.
Akarca Tekkesi
Tophâne’de Cihângir Câmii civârında Akarca nâm mahalde İlyas Çelebi Câmii’nin altındadır. Zâviyesinin bânîsi de Kalyoncular Defterdârı İlyas Efendi’dir. İlyâs Efendi’nin ve Ali Vâhidî Efendi (1177/1763)’ nin kabri de oradadır. Ali Vâhidi Efendi, Kasımpaşa’da Piyâle Paşa Câmii yakınında Muabbir Zâviyesi’nde ve İsmâil Rûmî Âsitânesi’nde şeyhlik etmiştir.
İlyâs Çelebi tekkesi olarak da bilinen bu tekkede Hüdâyî Hazretleri’nin halîfelerinden Tophâneli Velîyyüddin Efendi (1108/1696)’nin de şeyhlik ettiği bilinmektedir. Tophânelizâdelerin ceddi olarak bilinen bu zâttan sonra bu tekkede kimin şeyh olduğunu bilemiyoruz.
1. Mahmûd’un kızının düğünündeki da’vetlileri gösteren defterde, Mecmûa-i Tekkâyâ’da168 ve Âsitâne-i aliyye ve bilâd-ı selâse’-de hankâhlar adlı eserlerde Celvetî Tekkesi olarak kaydedilen bu tekkede çarşamba günleri zikir ve tevhîd icrâ edilmekteydi.
Bacılar Tekkesi
Hüdâyî Âsitânesi civârında bulunduğunu ve mukâbelesinin salı günü olduğunu Mecmûa-i Tekâyâ’dan öğrendiğimiz bu Celvetî Tekkesinin kimin tarafından yaptırıldığına dâir bir bilgiye sahip değiliz. Sultân II. Abdülhamid devrine âid Vakıf kayıtlarında tekkenin “Hazret-i Hüdâyî’nin damadı Kapıcı Mustafa Efendi tarafından yaptırıldığını” belirtilmekte ise de Hüdâyî Hazretleri’nin Kapucu Mustafa nâmında bir damadının bulunup bulunmadığını tesbit edemedik.
Abdurrahman Nesib Efendi’nin Mecmûa’sında “Ayşe Sultân Türbesi bitişiğinde bulunan hâli arsanın onyedi hücreli bir tekke, şeyhliğinin de Hüdâyî şeyhliğine meşrût ve dedelerinin mukâbeleye gelip hazır olmaları gerektiğini belirttiği zâviye” Bacılar Tekkesi olsa gerektir.
Kapıcı Tekkesi
Hüdâyî Türbesi yanında Halil Paşa’ya izâfe edilen Kapıcı Tekkesi nâmıyla meşhûr bir zâviye vardır ki, Hüdâyî türbesine mülhak olup birkaç odadan ibârettir. Burada Halil Paşa’ nın müstakil bir türbesi olup türbenin altında sebili ve yanında oğlu Mahmûd Bey’in türbesi vardır.
Kapıcı tekkesinin kimin tarafından yaptırıldığını kesin olarak bilemiyoruz. Halil Paşa tarafından türbenin civârına bir kaç oda yaptırıldığı Vakfiye’ den anlaşılmaktadır. Ancak vakfiyede bu odaların tekke olarak yaptırıldığına dâir herhangi bir kayıt yoktur.
Halil Paşa’nın oğlu Ebûbekir Bey, Enderûn’dan yetişerek Kapıcıbaşı olmuştu. Bir ihtimâl olmak üzere bu tekkenin onun tarafından yaptırılıp bu isimle meşhûr olabileceği hatıra gelmektedir. (bk. Hüdâyî Muhıb ve mürîdleri, Halil Paşa)
Tekkenin ayakta kalan son bölümü de geçen yıllarda Vâkıflar İdâresinin ilgisizliği yüzünden çevre sâkinlerinden biri tarafından yıkılmıştır. Harâbe hâlinde bulunan Halil Paşa türbesinin kapısının ön kısmında boş arsa işte bu tekkeye âiddir.
Fâtih’te Atpazârı Tekkesi
Fâtih’te bu ad ile anılan iki tekke mevcuddur. Bunlardan birisi Atpazârı olarak bilinen Osman Fadl-ı İlâhî tarafından yaptırılan tekkedir. Bugün mevcud olmayan bu yeri 1925 Evkaf kayıtlarına göre, Kul Câmii olarak bilinen Manisalı Mehmed Paşa Câmii derûnudur. Osman Efendi bu câmide imamlık etmişti.
Şükri Efendînîn sâdece ismini kaydedip Atpazârı Osman Efendi’den başka şeyhini zikretmediği bu tekkeyi Mecmûa-i Tekâyâ faâl tekkeler meyânında zikrederek şeyhinin Sâlih Efendi, tarîkatının Celvetî, mukâbele gününün ise pazar günü olduğunu belirtmektedir.
Fâtih’teki ikinci Atpazârî Tekkesi ise Haraççıoğlu Muhiddin Mahallesi’ nde Çukurhamamı yakınındadır. Hadika’dan öğrendiğimize göre Hüdâyî Hazretleri’nin halîfelerinden Atpazârı olarak da meşhûr bulunan Filibeli İsmâil Efendi’nin ve oğlu Ahmed Ümmîdi Efendi’lerin medfûn bulundukları türbenin yanındaki tekkenin şeyhliği de bu nesildendir. Tekkeyi İsmâil Efendi yaptırmıştı.
Erdebil Tekkesi
Büyükayasofya Câmii civârında bulunan tekke Sünbül Sinan Efendi ile aynı şeyhe bağlı bulunan Sinâneddin Efendi (934 /1544) tarafından yaptırılmıştır. Tekkenin inşâ târihî 934/1527–1528’dir. Halvetî Tekkesi olarak faâliyet gösteren bu tekkede Celvetî meşâyıhından Abdurrahman Nesib Efendi ve amcası Abdi Efendi şeyhlik etmiş bulunduğundan bu tekkeyi Celvetî tekkeleri arasında zikrettik.
Mukâbele günü cum’a olan tekkenin silsile-i meşâyıhını M. Şükrî Efendi şöylece tesbit etmiştir:
- Yûsuf Sinâneddin el-Erdebîlî
- Şeyh Ahmed el-Erdebîlî (974/1566 – 1567)
- Mehmed Efendi hafîd-i Ahmed Efendi (1057/1647)
- Ahmed Efendi b. Mehmed Efendi (1080/1669)
- Mehmed Efendi b. Ahmed Efendi (1100/1868 – 1869)
- Şeyh Mehmed Efendi (1173/1759), Mehmed Efendi’nin kardeşinin oğludur.
- Mahmûd Efendi (1183/1769), Mehmed Efendi’nin kardeşi.
- Abdullâtif Efendi (1207/1792), Mâhmud Efendi’nin damadıdır.
- Seyyid Abdulganî b. Abdullâtif (1236/1820 – 1821)
- Seyyid Abdullâtif b. Nûreddin (1264/1848)
- Seyyid Mehmed Nûrî b. Abdullâtif (1296/1879)
- Mustafa Safvet Efendi B. M. Şâkir (1324/1906)
Zeyrek Tekkesi
Kiliseden câmii haline getirilen Zeyrek Câmii bitişiğindedir. Burada ilk def’a Zeyrek Molla Mehmed Efendi müderris olarak hizmet gördüğünden “Zeyrek Câmii” diye meşhûr olmuştur.
Hz. Hüdâyî’nin şeyhinin şeyhi Sofyalı Bâli Efendi (960/1553) ve Celvetî meşâyıhından Zâkirzâde Abudullah Efendi (1068/1657– 1658) (bk. Celvetî Şu’ beleri, Selâmiyye), ile Gafuri Mahmûd Efendi (1078/1667) burada şeyhlik etmişlerdi.
Tekkenin tam bir silsile-i meşâyıhına sahip değiliz. Ancak bu tekkede Geredeli Halil Efendi ile Şeyh Halil Efendi ve Semerci İbrâhim Efendi (1327/1909)’lerin şeyhlik ettiğini M. Şükrî Efendi’nin eserinden öğreniyoruz.
İstanbul’a gelen ilk Nakşî şeyhlerinden Abdullah İlâhî’nin de bir ara şeyhlik yaptığı bu tekkede cum’a günleri tarîkat âyini icrâ edilmekteydi.
Bezirgan Tekkesi
Kocamustafapaşa’da Bezirgân Mescidi bitişinde bulunan bu tekkeyi 994/1586 yılında Husrev Çelebi yaptırmıştı. İlk şeyhi Ramazan Efendi (1025/1616) olduğundan “Ramazan Efendi Tekkesi” olarak da bilinir. Bugün Ramazan Efendi Câmii nâmıyla ibâdete açık bulunmaktadır.
Celvetî meşâyıhından Gafûri Mahmûd Efendi’nin halîfesi Şeyh Mûsâ Şekûrî zamanında Celvetî meşîhatı vaz’edilen bu tekkenin silsile-i meşâyıhı şöyledir:
- Ramazan Efendi (1025/1616) Karahisarlıdır.
- Abdullah Efendi (1034/1624)
- Mehmed Celâleddin Efendi b. Şeyh Ramazan (1077/1666)
- Fennî Hüseyin (1085/1674)
- Mûsâ Şekûrî (1089/1678), Celvetîdir.
- Şeyh Osman Ma’nâ (1100/1868 – 1869)
- Hamîdi Mehmed Efendi (1131/1718 – 1719)
- Mehmed Emin Efendi b. Hamidî Efendi (1179/1765)
- Seyyid Ahmed Nûreddin Efendi b. Emin 8121071795)
- Seyyid Abdulaziz Efendi b. Seyyid Ahmed (1232/1817)
- Seyyid Yahyâ Efendi b. Abdulaziz (1275/1858–1859)
- Hüseyin Efendi (1279/1862), Merkez Efendi Tekkesi şeyh vekilliği de yaptı.
- Hâfız Mustafa Fevzi Efendi (1282/1865)
- Mustafa Şükrî b. Mustafa Fevzî (1323/1905)
Tekkenin mukâbelesi pazartesi günü idi.
Ser-Tarîkzâde Tekkesi
Fâtih’te Kumrulu Mescid civârında bulunan tekke Nureddîn Cerrâhî Hazretleri (1133/1720-1721) hulefasından Ser-tarîk Abdullah Efendi’nin oğlu Mehmed Efendi (1172/1758-1759) tarafından yaptırılmıştır.
Tekke bugün mevcûd değildir. Âyini günü salı idi.
Celvetîliğini Âsitâne-i aliyye ve bilâd-ı selâse’de hankâhlardan öğrendiğimiz bu tekkeye Celvetî meşîhatının kimin tarafından vaz’edildiğini tesbit edemedik.
Şükrî Efendi, bu tekkede şeyh olan meşâyıhı şöylece tesbit etmektedir:
- Ser- tarîkzâde M. Emin Efendi (1172/1758 – 1759) Nûreddin Dergâhı’nda şeyhlik etmiştir.
- Moralı Mehmed Efendi (1209/1794) Bu zât da 1193/1778 yılında Nûreddin Dergâhı’ na post-nişîn oldu.
- Müderris Mehmed Emin Efendi (1220/1805), 1219/1804’de Nûreddin Dergâhı’na nakledilmişti.
- Mustafa İhkam (veya Ahkâm) Efendi Nakîbu’l-eşrâfzâde (1232/1816–1817)
- Hâfız Seyyid Kavaklı Mehmed Şâkir Efendi (1266/1849)
- Seyyid Ahmed Şemseddîn Paşa b. Mehmed Şâkir Efendi (1282/1865-1866)
- Seyyid Abdüllâtif Fazlı b. Mehmed Şâkir (1303/1885)
Çakır Dede Tekkesi
Karaabalı Tekkesi olarak da bilinen bu tekke, Dolmabahçe Mescidi diye anılan ve Çakır Dede nâmında bir şahıs tarafından binâ edilen mescidin alt kısmında bulunuyordu. Mescid, III. Ahmed devrinde tersâne emîni bulunan Hüseyin Ağa (1127/1715) tarafından minber de vaz’edilmek sûretiyle ihyâ edilmiştir.
Dülgerzâde (Neccarzâde) Rızâeddin Mustafa Efendi (1159/1746)’nin halîfelerinden Kasımpaşa Câmi-i Kebir’i cum’a vâizi Mustafa Efendi tarafından bu mescidin altında bir (tevhîdhâne) yaptırılarak burada cum’a ve salı günleri öğle namazlarından sonra Nakşî ve Hâlvetî zikir ve tevhîd icrâ edilmekteydi.
Mecmûa-i Tekâyâ’da Celvetî tekkeleri meyânında zikredilen bu tekkenin silsile-i meşâyıhına sahip değiliz.
1925 yılına âid Evkaf kayıtlarında tekke hakkında şu bilgilere rastlanmaktadır: “Dolmabahçe’de Karaabalı nâm mahalde Merhûm Çakır Dede Mescid-i Şerîfi”. Şimdiki şeyhi M. Tâhir, evlâd-ı vâkıftandır. Merhûm Çakır Baba tarafından Karaabalı Bahçesi nezdinde 1100/1869 târihinden mukaddem bir mescid-i şerîf binâ ile vakıf ve tersane emini Merhûm Hacı Hüseyin Ağa tarafından minber vaz’ ve hıtâbet ve cihât-ı sâire ta’yin olunarak tanzim olunan 1121/1709 târihli vakfiyesi ile te’yiddir.”
Bugün, tekkenin önündeki sebilden başka bir şey mevcûd değildir.
Kapıağası Tekkesi
Üsküdar’da bulunan Kapıağası Câmii, Dâru’s –saâde ağası Mehmed Ağa (99/1591), tarafından yaptırılmıştır. Câmiin minberi ise Üsküdar Vâlide-i Atîk Câmii imamlarından Mustafa Efendi’nin eser-i hayrıdır. Bu câmie ilk def’a vaz’-ı meşîhat eden Moralı Şeyh Yahyâ Efendi (1119/1707)’ nin oğlu Abduşşekûr Efendi (1191/1777)’nin oğlu Nûreddin Dergâhı şeyhi bulunan Mehmed Ârif Efendi (1228/1813)’dir.
Mehmed Ârif Efendi’den sonra birâderzâdesi Seyyid Abdulaziz (1280/1863), şeyh olmuştur. Abdulaziz Efendi’den sonra kimin şeyh olduğunu bilemiyoruz.
Hüdâyî Âsitânesi meşâyıhından Mudanyalı Büyük Rûşen Efendi (1209/1794)’nin babası Abdurrahman Efendi’nin İstanbul’a geldiğinde Kapıağası Tekkesi şeyhi olduğu bilindiğine nazaran bu şeyhlik yukarıda adı geçen şeyhlerin meşîhatından önce olmalıdır. Bu tekkede Büyük Rûşen Efendi’nin kendisi de âsitâneye şeyh olmazdan önce meşîhât etmişti.
İbrâhim Efendi Tekkesi
Âsitâne-i aliyye ve bilâd-ı selâse’de hankâhlar adlı eserin Bulgurlu’da Kızılmescid’de bulunduğunu ve mukâbele gününün çarşamba olduğunu belirttiği bu tekke hakkında daha fazla bilgi elde edemedik.
Tembel Mehmed Efendi Tekkesi
Üsküdar’da Tembeller mahallesinde bulunan tekkeyi Hacı Mehmed Efendi yaptırmıştır. Mukâbele günü perşembe olan bu tekkenin bir adı da Tonbul Mehmed Efendi Tekkesidir. Tekkenin Celvetîliğinden bahseden tek eser, Mecmûa-i Tekâyâ’dır.
Mihrimah Sultân Câmii Tekkesi
Kanûnî Sultân Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultân tarafından Üsküdar İskelesinde yaptırılan câmiin derûnunda bulunduğu kaydedilen bu tekkenin Celvetîliğini de Mecmûa-i Tekâyâ’dan öğreniyoruz.
Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!