Hüdâyi Dergâhı’nda Celvetî Âyini Nasıl İcrâ Edilirdi?

Celvetî Dergâhı’nda cuma günleri yapılan toplu zikir nasıl icrâ edilirdi, hangi usuller takip edilirdi?

Celvetî Tarîkatı’nın merkezi Hüdâyî Dergâhı’nda toplu zikir cum’a günleri cum’a namazını müteâkıp şu şekilde icrâ edilirdi:

Hüdâyi Dergâhı’nda Celvetî Âyini Nasıl İcrâ Edilirdi?

Cum’a namazı kılındıktan sonra hanhâhın dedeleri, sofuları ve dervişleri ile cemâatten arzû edenler çevrelenip büyük bir halka olurlar, zâkirler de bu halkanın ortasında ikinci bir halka meydana getirirlerdi. Böylece halka içinde halka meydana gelmiş olurdu.

Şeyh Efendi, cum’a namazını kıldığı kafesten çıkmadan zâkirbaşı usûl icâbı ağır tempo ile kelime-i tevhîdi açar, herkesin iştirâkiyle ağır ağır, dâne dâne oniki tevhîd çekilirdi. –ki, bu sayı on veya onbeş de olabilir.–

Onikinci tevhîdden sonra zâkirbaşı “Ya Allah Hû” deyince dizüstü kalkılırdı ki buna “yarım kıyam” veya “Hızır kıyâmı” denilir. Bu esnâda zâkirler Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin ilâhîlerinden birini ve ekseriyâ şeyhi Üftâde için yazdığı:

“Bâb-ı aşkın andelîbi Hazret-i Üftâdedir

Derdli âşıklar tabîbi Hazret-i Üftâdedir” ilâhîsini okurlardı.

İsm-i Hû ve İsm-i Celâl Zikri

İlâhî bitince zâkirbaşı bir ara perdeyi değiştirerek “Ya Allah Hû” deyince “nısf-ı kıyâm”dan kıyama kalkılırdı. Artık “ism-i Hû” zikri başlamıştır. Bir müddet buna devâm edildikten sonra zâkirbaşı “ism-i celâl” (Allah)’e geçer müteakıben üç def’a “Hû”der. “Hû”lardan sonra zâkirler uygun bir ilâhî okurlardı. İlâhî bitmeden Şeyh Efendi, kafesten çıkarak yerini alırdı. İlâhînin sonunda ise bir durak okunur ve sessizce dinlenilirdi. Durak bitince Şeyh Efendi “Ya Allah Hû” diyerek zikrin ikinci safhasına girer, buraya kadar zâkirbaşının idâresinde icrâ edilen kısım âyinin hazırlık ve başlangıç kısmıdır.

Şeyh Efendi’nin Katılmasıyla Başlayan Asıl Âyin

Asıl âyin Şeyh Efendi’nin gelmesiyle başlamış olur, Şeyh Efendi’nin gelmesiyle başlayan ism-i Hû’nun perdesi yükselerek hızlanır ve başlar bir sağa bir sola çevrilerek “Hû” zikri devâm eder. Bu arada zâkirler perde ve usûle göre arka arkaya ilâhî okurlarlar. Yine bu sırada Şeyh Efendi perdeyi değiştirerek üç ism-i celal okur. İlâhîler yine bir müddet zikrin âhenk ve temposuna göre devâm edip sona erdiğinde zâkirlerin birine zâkirbaşı bir taksim verirdi. Bu arada yine bir başka ilâhîyi kendi başına taksim ederek okurdu. O bitirince bir başkası alırdı.

İlâhîler ve Taksimlerle Zikrin Seyri

Taksimler duruma göre zâkirler veya dışarıdan gelmiş misâfir okuyucular tarafından tekrâr edildikten sonra devâm etmekte olan ism-i “Hû” zikri de sonuna yaklaşmış olurdu. Şeyh Efendi ile başlamış olan zikrin bu ikinci devresi yarım saat, kırk dakika kadar devâm ettikten sonra Şeyh Efendi daha yüksek perdeden söylediği uzun bir “Hû” ile zikri keser ve otururdu. Zâkirler ağır-aksak usûlunde cumhûr ilâhîsi okurlar; bu da bitince Şeyh Efendi kısa bir duâ yapar ve “Fâtihâ” der. Ba’zan da duâyı kendi halîfelerinden veya yaşlı misafir şeyhlerden birine bırakıp kendi kafesten içeri girerdi. Böyle zamanlarda duâyı yapan “Fâtihâ” demez ve yüksek sesle “Takabbel minnâ” ve hâzirûn da “Ya Allah” haykırışlarıyla iştirâk ederek eller göğsün üstünde çaprazlanmış olduğu halde yere kapanıp yeri öpüp kalkarlar ve boyun keserek sırasıyla dışarıya çıkarlardı. Celvetiyye’de toplu “tevhîd” zikrinde meydan açılırken zikirde en az onaltı kelime-i tevhîd çekilirdi. Bunlar dörder dörder söylenirdi. Her dördüncü def’ada makâm değişir, perde yükselirdi.

“İsm-i Hû” zikrinde de baştan sona kadar “ağır Hû”, “orta Hû”, “çifte Hû” denilen üç çeşit “Hû” zikri vardır. Bunlar da peş peşe okunur ve perdeleri giderek yükselirdi.

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

CELVETÎ ÂYÎNİ (NISF-I KIYÂM) NEDİR?

Celvetî Âyîni (Nısf-ı kıyâm) Nedir?

İSTANBUL’DAKİ CELVETÎ TEKKELERİ

İstanbul’daki Celvetî Tekkeleri

AZİZ MAHMUD HÜDAYİ HAZRETLERİ’NİN HAYATI

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Hayatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle