Kuran'ı Latin Harflerle Okumak Uygun mu?
Kuran'ı latin harflerle yani Türkçe okumak uygun mudur? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Kur’an-ı Kerim’i Okumak Yeterli midir?
Müslüman olan bir kimse Allah'ın bize indirmiş olduğu Kur'an-ı Kerim'i okuyup anlamaya memur. Vazifemiz Allah'ın bize gönderdiği Kur'an-ı Kerim'i hem okumak hem anlamaktır. Okumak demek zaten takip etmek demek. Takip edebilmek için de anlayabilmek gerekiyor. Onun için sahabe efendilerimize baktığımızda, mesela bir sahabenin 8 yılda Bakara suresini okuduğu nakledilir. Ya kardeşim nasıl bir okumaymış bu? Biz Bakara suresini, yani 2,5 cüzü, 50 sayfayı 15-20 dakikada okuyor bizim hafız efendiler. Hadi benim gibi biraz dili zor dönen biri bir saatte okumuş olsun ama 8 yıl ne demek? Hatta 8 yılda okuduktan sonra bir de şükür olsun diye kurban kesiyor.
Sahabe Kur’an-ı Kerim’i Nasıl Okuyordu?
Sahabe efendilerimiz Kur'an-ı Kerim'i okurken her bir ayetin üzerinde "Bu ayet bana neyi emrediyor, neyi yasaklıyor, benden ne istiyor, nasıl bir Müslüman olmamı istiyor?" diye adeta reçete okur gibi okuyorlardı. Yani Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'i şifa olarak indiriyor. "Biz Kur'an'ı şifa olarak indirdik" (İsra, 82). Demek ki Cenab-ı Allah maddi manevi hastalıklarımıza şifa olarak Kur'an-ı Kerim'i indiriyor. Dolayısıyla her bir ayetin, her bir cümlenin bize bakan bir yönü var. Bu bir reçete. Bu reçeteyi nasıl uygulayacağız? Bunlar önemli meseleler. Yoksa Kur'an-ı Kerim'in sadece lafzını okuyup da geçmek değil. Bu yönüyle Kur'an-ı Kerim'i doğrudan kendi orijinal diliyle okumak; yani hem lafzını okumak hem de ruhunu sindirmek her Müslümanın üzerine düşen vazifedir. Biz bu dünyaya niye geldik? Allah'a kul olmak için geldik. Kulluğun yolu da onun bize gönderdiği Kur'an-ı Kerim'i anlamak ve bizden istediği şekilde bir kulluk sergilemektir.
Kur’an-ı Kerim’i Orijinal Harfleriyle Okumak Gerekir mi?
"Çok işim var, yapamıyorum, edemiyorum" bunlar işin bahanesi. Yani bir Müslüman namaz hassasiyetine sahip ise Kur'an-ı Kerim'i kendi orijinal dilinden okumak durumundadır. Okuyana kadar birtakım sureleri Latince yazılmış metinlerden takip edebilir ama bunlar geçici ve zaruret formülleridir. Yani nasıl bir insan darda kaldığında haram olan bir şey ona helal haline geliyorsa burada da böyle bir zaruret durumu söz konusudur. Asıl olan, doğru olan Kur'an-ı Kerim'i orijinal harfleriyle, tecvidiyle beraber okumaktır. Yani Kur'an-ı Kerim'in harflerini düzgün çıkartarak ve kurallarına riayet ederek okumaktır.
Özellikle Latin alfabesi ile yazıldığında çok büyük anlam kayıpları hatta tersine manaların ortaya çıkması da söz konusudur. Bundan dolayıdır ki özellikle birtakım Müslüman milletleri Kur'an'dan koparmak için Arap alfabesini yasaklamışlardır. Mesela Malezya'da, Endonezya'da böyle olmuştur. İlk Latince alfabe denemesi Azerbaycan'da yapılmış, sonra Türkiye'de Latince alfabe getirilmiş ve bizim 1000 küsur yıllık mazimizle olan bağımız kopartılmıştır. Binaenaleyh bir Müslüman Kur'an-ı Kerim'i düzgün, anlaşılabilir ve usulüne uygun okumakla yükümlüdür. Bunun bir yaş sınırı da yoktur. Biz seferle yükümlüyüz, zaferle değil. Yani bir insan bu çalışmanın, bu çabanın içerisinde olur. Ne kadar yapabiliyorsa Cenab-ı Allah onun gayretine bakar, eksiğini gediğini tamamlar. Ama bir vurdumduymazlık içerisinde olursa orada büyük kayıplar söz konusu olur.
Kur’an-ı Kerim’i Doğru Okumayı Nasıl Öğrenebiliriz?
Bugün her Müslümanın Kur'an-ı Kerim'i doğru okuyup okumadığını denetleyebileceği, elhamdülillah camilerimizde imamlarımız, müezzinlerimiz, vaizlerimiz var. Diyanet teşkilatımız en ücra köşeye kadar örgütlenmiş durumda. Hangi hocaya gidip de "Hocam bana Kur'an öğretir misin? Şu sureleri senin yanında bir okuyayım, bak bakalım doğru mu okuyorum?" diye talepte bulunsa, eminim ki bütün hocalarımız severek isteyerek cemaatlerinin bu taleplerini karşılayacaklardır. Bugün artık Arapçasından, orijinalinden Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek çok kolay. Hatta üç günde Kur'an-ı Kerim öğreten programlar var. Bir de tabii kulağa ne girerse ağızdan o çıkıyor. Onun için özellikle evlerimizde, hele de küçük çocukların olduğu evlerde, Kur'an-ı Kerim kıraatinin sesli olarak dinlenmesi; çocuklar bu seslerle büyüdüklerinde zamanla ağızları düzelir, telaffuzları ve tecvitleri makbul bir hale gelir. Onun için hele de Türkiye'de olup, hele de teknolojik imkanların olduğu bir dönemde "Öyle yapsam olur mu, böyle yapsam olur mu?" denilmez. Hepimiz ölünceye kadar talebe olmaya mecburuz. İyinin daha iyisini aramaya mecburuz. Onun için gayret etmekle yükümlüyüz.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!