Ölçü ve Tartıda Hile Yapmak Kul Hakkına Girer mi?
Abdullah Sert Hocaefendi, ölçü ve tartıda hilenin kul hakkına etkisini ve Kur’an-ı Kerîm’in ticarette dürüstlük ve adalete dair uyarılarını anlatıyor.
Kur’an-ı Kerîm’in ölçü ve tartıya dair uyarıları, ticarette yapılan hilenin yalnızca ticari bir kusur değil, aynı zamanda kul hakkı olduğunu ve modern hayatın değişen ölçüleri karşısında önemli sorumluluklar bulunduğunu hatırlatıyor.
“ÖLÇÜ VE TARTIDA HİLE YAPMAYIN” AYETİNİ NASIL ANLAMALIYIZ?
Hassas davranılmayıp dikkat edilmediğinde ticaret ve alışverişte de çok defa kul hakkı yenmektedir. Cenâb-ı Hak şöyle ikaz buyuruyor:
“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru teraziyle tartın.” (İsrâ Suresi 35. Ayet)
Tabii kıymetli kardeşlerim, bu âyetleri okuyunca hep bakkaldaki, manavdaki teraziyi düşünüyoruz. Ancak bugün hayatın içinde artık ölçüler o kadar değişti ki… İnşaatın ölçüsü var, sanayide yapılan bütün imalatın ölçüleri var. Üzerinde yüzde şu kadar, yüzde bu kadar diye yazıyor; fakat laboratuvara gönderiyorsunuz, öyle çıkmıyor.
Bütün sanayi mamullerinde gerçekten bir ölçü var. Biz ölçü deyince sanki metre var, terazi var; sadece bunu anlıyoruz. Ama öyle değil. Ölçüler çok değişti. Sanayinin bütün mamullerinde ölçüler var. İşte o ölçülere dikkat etmeyenler de çok büyük kul hakkına giriyorlar. Üstelik haklarına girdikleri kullarla da helalleşme imkânları yok. Yaptığınız bir mamulün kimin eline gittiğini nereden bileceksiniz? Nasıl bulacaksınız o insanı?
Onun için bu konular günümüzde çok daha önemli bir hâle geldi.
Mutaffifîn Sûresi var. Malumunuz, âyet-i kerîmelerde konu sadece ölçüyle başlayıp kalmıyor. Cenâb-ı Hak, ardından iki zümreyi anlatıyor: Bir yanda yalanlayanları, diğer yanda ise gerçekten Cenâb-ı Hakk’a tam mânâsıyla kulluk edenleri…
“İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, fakat onlara vermek için ölçüp tarttıklarında noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!” (Mutaffifin Sûresi 1-3. Ayet)
“Alırken tam yaparım ama kendim verirken ölçüye ve tartıya bakmam.” diyenlere yazıklar olsun.
Öyle tehditkâr bir âyet ki…
“Onlar düşünmezler mi ki büyük bir günde hesap vermek için diriltilecekler?” (Mutaffifin Sûresi 4. Ayet)
Yani ölçüye, tartıya ve bütün ölçülere dikkat etmeyenler, sanki âhirette diriltilmeyeceklerini mi zannediyorlar? Ölüm var arkadaş, diriliş var arkadaş. Bu âyeti böyle izah etmek lazım. Evet, bir gün diriltileceğiz ve hayatımızdaki bütün davranışlar önümüze konacak.
“Öyle bir gün ki insanlar, o gün Âlemlerin Rabbi’nin huzurunda divan duracaklardır.” (Mutaffifin Sûresi 5-6. Ayet)
İbn Ömer (radıyallahu anh), bu sûreyi okurken altıncı âyete gelince hüngür hüngür ağlamış. “O gün Allah’ın huzurunda kıyam edeceğiz.” (Mutaffifin Sûresi 6. Ayet) âyetine gelince İbn Ömer, yani Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bin Ömer, hüngür hüngür ağlamış.
Bir bedevî de Abdullah bin Mervan’a, “Allah’ın ölçü ve tartıda hileye sapanlar hakkında ne söylediğini bildiğin hâlde Müslümanların malını ölçüsüz, tartısız ve zahmetsiz almakta devam ediyorsun.” diye ihtarda bulunmuştur.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!