İnsan Dine Neden İhtiyaç Duyar?

İnsanın din duygusuyla yaratılışı, fıtratın önemi ve dinin fert ile toplum hayatındaki vazgeçilmez rolünü okuyun.

Din duygusu insanda doğuştan vardır. Din, cihanşümül bir vâkıâdır.

İNSAN FITRAT ÜZERE YARATILMIŞTIR

Tarihin bütün devirlerinde, bütün toplumlarda doğru veya yanlış bir din inancına rastlanmıştır. Allah Teâlâ, Rûm sûresinde şöyle buyurur:

“(Rasûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine yani, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise o fıtrata çevir! Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rûm, 30/30)

Bu âyet, Allah Teâlâ’nın insanları yaratırken din duygusuyla yarattığını bildirmektedir.

“Her doğan fıtrat üzere (din duygusuyla) doğar. Fakat onu, anne-babası Yahudi ise Yahudi, Hristiyan ise Hristiyan, Mecûsî iseler Mecûsî yaparlar.”1

Bu hadis-i şerif de aynı şekilde insanların doğarken fıtrat üzere doğduklarını bildirmektedir ki bunun anlamı insan doğarken kâfir, inançsız, müşrik ve ateist doğmaz. Tek Allah’a inanmaya yetenekli olarak doğar. Ancak insanın inancını anne-babası, hocası ve çevresi şekillendirir, demektir. İnsanlara dıştan menfî tesirler yapılmasa, insanlar Allah’a inanabilirler, dindar olabilirler.

DİN, İNSAN VE TOPLUM İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR İHTİYAÇTIR

Din, fert ve toplum açısından zorunlu bir ihtiyaçtır. Din duygusu doğuştan olduğuna göre insan ruhunun huzura kavuşması için bu duygunun tatmin edilmesi gerekir. Din ve inançtan başka hiç bir şey insanın gönlündeki mânevî boşluğu dolduramaz. İnsan beden ve ruhtan meydana geldiği için insanın nasıl bedensel ihtiyaçları varsa, ruhsal ihtiyaçları da vardır. Ruhun en mühim ihtiyacı ve gıdası ise dindir, inançtır, ibâdettir.

Hak dinin emirleri ve yasakları insanların faydasınadır, lehinedir. Bu bakımdan dinin prensiplerinin uygulanması toplum düzeni açısıdan da son derece mühimdir. Din insana, iyi olmayı emreder. Hayırlı işler yapmaya teşvik eder. Adâletle hareket etmesini emreder. Herkese el ve dille zarar verilmemesini, aksine yararlı olunmasını emreder. Kumarı, içkiyi, fuhşu, yalanı, aldatmayı, kandırmayı, hırsızlığı, gasbı vb. yasaklar. O hâlde dînî prensiplerin uygulandığı toplumlarda birlik, beraberlik, dirlik, düzen olur. Dolayısıyla insanlar huzur ve güven içinde yaşarlar.

Dinden uzaklaşan insanlardan meydana gelen toplumlarda ise ahlâktan, edepten, faziletten, iyilikten, yardımlaşmaktan bahsetmek mümkün değildir.

Dipnot:

  1. Buhârî, Cenâiz, 80; Tefsir, 30; Müslim, Kader, 22-23; Ebû Dâvûd, Sünnet, 17; Tirmizî, Kader,

Kaynak: Prof Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları

 

İslam ve İhsan

DİN NE DEMEK?

Din Ne Demek?

DİNİN ÖNEMİ NEDİR?

Dinin Önemi Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle