Altınoluk Dergisinin Mayıs 2021 Sayısı Çıktı!

Altınoluk dergisinin 423. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Mayıs 2021 sayısı “Hepimize Sahabe Heyecanı Lâzım” kapağıyla yayınlandı.

“Hepimize Sahabe Heyecanı Lâzım” kapağıyla çıkan Altınoluk dergisinin 423. sayısı şu şekilde takdim edildi.

Altınoluk dergisi temin etmek ve abonelik için tıklayınız...

YORULAN, SAHABE NESLİNE BAKSIN

Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu kuddise sirruh son asrın nezih ve zarif mübelliğlerindendir. Kör tıpa ile engellenmeye çalışılmış bir maneviyat pınarını karınca sabrı ve arı çalışkanlığıyla tekrar akıtmaya muvaffak olmuş, o pınarın can suyu ile bir ömür Anadolu coğrafyasını karış karış dolaşmış ve kimi zaman merkep sırtında, kimi zaman fayton içinde müstait gönüllere ulaşarak imanı yaşamanın aşk ve heyecanını tatmış ve tattırmıştır. Bu nasıl bir heyecandı ve acaba kaynağı neydi?

Bir talebesi anlatıyor: “20’li yaşlarımdayım. Hazretin daha evvelden verip okumamı istediği deftere dercedilmiş Halid Bin Velid eserini okumuşum, teslim etmek üzere yanına vardım. ‘Efendim, Halid bin Velid kitabınız ne muhteşem olmuş, çok heyecanlandım’ dedim. O büyük Hak dostu, bu sözlerimi duyunca sanki yirmili yaşlarına döndü, hafifçe doğruldu ve ellerini iki yana açarak, tam da o anı yaşarcasına heyecanla şunları söyledi: ‘Hele o Yermük’te düşmanla ilk yüzleşme anı yok mu, hele o ilk an yok mu?’”

Yermük, Hz. Ebubekir’in vefatının hemen akabinde Bizans’a karşı yapılan büyük bir savaştır. 100’ü Bedir gazisi 1000 kadar sahabenin yer aldığı bu savaşta yaşananlar kıyamete kadar bütün inananların ufkunda parlayacak bir fedakârlık destanıdır. Sahabe efendilerimiz Yermük gibi nice destan yazmaya muvaffak olmuş, bu destanlarla Hak ve hakikat yolcularının da heyecan kaynağı olmuşlardır. Heyecanın kaynağı öncelikle Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, sonra da işte bu En Güzel İnsan ile beraber olma şerefi ile Allah’ın kendilerinden razı, kendilerinin de Allah’tan razı olduğu ashâb neslidir.

Sahabe efendilerimiz dinin ve imanın yaşanması ve başkasına ulaştırılması hususunda hiç yorulmadılar, şikâyet etmediler ve sarsılmadılar. Heyecanlarını hep muhafaza ettiler, çünkü hayatlarının merkezinde Allah Rasûlü’nden tahsil ettikleri gönül kıvamı vardı. O kıvamın verdiği heyecan ile yarım yüzyıl gibi kısa bir zaman diliminde dünyanın iki süper gücünü dize getirmeyi başardılar. Bugün biz imandan ihsana uzanan bir nimetin içindeysek bu, onların heyecanı iledir. Ve yine bugün biz imandan ihsana uzanan yolda içimizde bir pörsüme hissediyorsak çare yine onların heyecanındadır. Bu sayımız “Bize sahabe heyecanı lâzım” diyerek yorulanın çareyi nerede araması gerektiğini göstermek için hazırlandı, istifadeye medar olsun diye dua ediyoruz.

Ramazan bütün menfi şartlara rağmen sevinci ve bereketi ile gönüllerimizi ihya ediyor. İçinde bin aydan hayırlı bir gecenin de bulunduğu bu mübarek zamanların hepimiz için bir af ve bağışlanma mevsimi olmasını niyaz ediyoruz. Akabinde erişeceğimiz bayramın ferahlığına ne kadar da muhtacız. Temenni ederiz ki bayram hepimiz ve bütün insanlık için salgından ve manevi kuraklıktan kurtuluşun başlangıcı olsun. Tebrik ediyor, bir sonraki sayımızda buluşmak ümidiyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Altınoluk dergisi temin etmek ve abonelik için tıklayınız...

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.