Kalb, içinde bulunduğu vasatın rengine, şekline ve âhengine bürünür. Ancak, bu hâl kalbde belli tesirlerin kök salıp yerleşmesindeki başlangıç hâlidir. Sonradan oluşan müsbet veyâ menfî tesirler, evvelkilere benzerlik veyâ zıdlık sebebiyle müsbet de olabilirler, menfî de. Lâkin kalb, başlangıçta iyi tesirlerle yoğrulup belli bir kıvâma getirilmedikçe büyük bir tehlikeye mâruzdur.
30Muhabbet, sevilen varlığın ehemmiyet ve mükemmelliği nisbetinde bir kıymet ifâde ettiğinden, beşerî muhabbetlerde ulaşılabilecek zirve, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e duyulan muhabbettir. Çünkü insanlığın muhabbet meyline O’ndan daha lâyık bir insan tasavvur olunamaz.
Hizmet insanı, engin görüşlü ve firâsetli olmalı, gönlü ve aklı basîret nûruyla aydınlanmalıdır. Muhabbetinde ve buğzunda, iltifatında ve tenkidinde, medhinde ve zemminde ölçüyü kaçırmamalı, orta bir yol üzere bulunmalıdır.
Bu hâtırayı okurken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- senin evine gelecekmiş gibi düşün ve hazırlan! Evine geldiğinde senin evinde namaz kılıyormuş, sen de arkasında namaz kılıyormuşmuş gibi düşün ve o günkü namazlarını hep böyle kıl!..
Dînin zâhirî kısmı akılla; bâtınî ve derûnî kısmı, yani özü ise gönülle telâkkî edilir ve öğretilir. İnsanları terbiye, sevk ve idârede, merhamet ve muhabbet, daha bereketli bir netice hâsıl eder. Çünkü kaba kuvvetle hâkim olunamayan nice insan, muhabbet ve merhamete râm olur.
Kalp, ilâhî feyizlerle hâllenince, onda Hâlık’tan ötürü mahlûkâta hizmet arzusu doğar. Dostluğun merkezine Allah ve Rasûlü’nü yerleştirenler, bütün mahlûkât ile dost olurlar. Böyle bir hizmet erinin yüreği, genişleyerek bütün mahlûkâtı içine alan bir “ganî gönül” yani bütün mahlûkâtı kuşatan seyyar bir dergâh hâline gelir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” anlayışıyla bütün mahlûkâta şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşmaya başlar.
Beyazıd-i Bistâmî Hazretlerinin menakıbı da çok güzeldir. Ne kadar güzel; kaç türlü mevzular var. Dön dolaş, bütün iş insanın kendi benliğini bırakması. Kendi benliğini bıraktı mı insan, işte o zaman kâmil oluyor. Ne kadar kolay halbuki, ama ne kadar da zor benlikten geçmek.
Hizmette muhabbet, mânevî terakkînin başlangıcıdır. Bu nokta aslında her şeyin başladığı yerdir. Kalp, ancak hakîkî muhabbeti tattıktan sonra mânen inkişâf etmeye ve güzelliklerini sergilemeye başlar.
İnsanın hâl ve davranışları, kalp âlemindeki müsbet veya menfi enerjiye göre şekillenir. Bütün fazîletli davranışlar, kalplerdeki müsbet ve rûhânî hissiyâtın bir yansımasıdır. Dolayısıyla hizmetlerin mânevî keyfiyeti de, ona vesîle olan gönüllerdeki mânevî hasletlerin seviyesi nisbetindedir.
Dr. Adem Ergül, derece itibariyle en faziletli ameli anlatıyor.