Hadis-i şerif gerçek mü'minleri bencilliğe karşı uyarıyor.
Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde ayakkabı boyayarak geçimini sağlayan Hüseyin Öztürk, günlük kazancını sahiplendiği sokak köpeğiyle paylaşıyor.
Önceleri koyu karanlıklar içinde yaşayan Câhiliye toplumu, Efendimiz’in irşâdıyla “gerçek bilenler” hâline geldi. Geceler gündüze döndü. Kışlar bahar oldu. Tefekkür gelişti. İnsan vücûdunun bir damla sudan, kuşun ufak bir yumurtadan, ağacın ve meyvelerin yok denecek kadar küçük bir çekirdekten meydana gelişleri ve emsâlleri üzerinde derin tefekkürler başladı… Hayat, Allah rızâsına endekslendi. Merhamet, şefkat ve hakkı tevzîdeki derinlik zirveleşti.
Kastamonu'da, ahşap ustası Mustafa Alt, televizyonda izlediği Afrinli bir çocuğun ağlamasından etkilenerek oradaki çocuklar için bin adet rengarenk topaç yaptı.
Şeyh Sâdi’nin eserlerinde zikrettiği kıssaları bir hikâye olarak değil, bir hikmet dersi olarak dinlemek lâzımdır.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir filozofun görüşlerini hayatına tatbik ederek saâdet ve selâmete ermiş bir toplum gösterilemez. Onların öne sürdükleri fikirler, yaşanması mümkün olmayan kuru nazariyelerden ibaret kalmış ve umûmiyetle kütüphanelerin tozlu raflarındaki kitaplarda hapsolmaya mahkûm olmuştur. Hayata intikâl ettirilmek istenen bâzıları ise yeryüzünü kan ve gözyaşıyla sulamaktan başka bir işe yaramadan, kısa bir müddet sonra tarihin çöplüğüne atılmışlardır.
Amasya'nın Taşova ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki emekli öğretmen Mesut Güler, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı sonucu felç geçiren eşine 22 yıldır sevgiyle bakıyor.
Van'da bir aracın çarpması sonucu anneleri ölen 3 kedi yavrusunu emziren "Pamuk" isimli Van kedisi, kısa sürede benimsediği yavruları yanından ayrılmıyor.
Tevbe ile yeni bir hayata kavuşmak, iyiye, doğruya ve güzele ulaşmak İslâm’ın büyük nimetlerindendir. Samimiyetle tevbe edenleri Rabbimiz asla reddetmez.
Asırlar boyu kayda değer bir tek adam yetiştirememiş olan Câhiliye toplumu, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in mânevî eğitimi ve irşâdı sâyesinde, ulvî vasıflarla bezenmiş, insanlığa örnek olabilecek çapta pek çok âbide şahsiyet çıkardı. Ve onlar, Kur’ân ve Sünnet’ten aldıkları feyzi, birer îman, ilim ve irfan meş’alesi hâlinde dünyanın dört bir bucağına taşıdılar.