Felçli Eşine 22 Yıldır Sevgiyle Bakıyor

Amasya'nın Taşova ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki emekli öğretmen Mesut Güler, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı sonucu felç geçiren eşine 22 yıldır sevgiyle bakıyor.

Taşova ilçesindeki evlerinde yaşamlarını sürdüren Mesut ve Emine Güler (67) çifti, tüm zorluklara göğüs gererek sürdürdükleri 48 yıllık evlilikleri ile "hayat müşterektir" sözünü gerçeğe dönüştürüyor.

Yüksek tansiyon ve şeker hastalığına bağlı olarak 22 yıl önce felç geçiren ve bakıma ihtiyaç duyan eşini yalnız bırakmayan Mesut Güler, ilerleyen yaşına rağmen eşinin eli, ayağı oluyor, her türlü ihtiyacını bıkmadan karşılıyor.

Mesut Güler, hayatını yürüme ve konuşma güçlüğü çeken eşine adadığını söyledi.

Eşiyle görücü usulü evlendiğini ve 3 çocukları olduğunu anlatan Güler, çocukları şehir dışında yaşadığı için eşinin tüm bakımını kendisinin karşıladığını anlattı.

Eşine bakmaktan mutlu olduğunu ifade eden Güler, "Bütün gün onunla ilgilenmeye çalışıyorum, sabah kalkıyoruz, kahvaltısını hazırlıyorum, daha sonra ilaçlarını içiriyorum. Mecbur olmadıkça dışarıya çıkamıyorum, çarşıya gidemiyorum çünkü aklım hep onda kalıyor. Bazen ilaçlarını almaya gidiyorum çarşıya ama işimi halledip hemen dönüyorum, sürekli aklımda oluyor rahat edemiyorum onun yanında olmayınca. Ben ona bakarken hiç gücenmiyorum, daralmıyorum, mutlu oluyorum ona bakarken." diye konuştu.

BİZİM SEVGİMİZ VE SAYGIMIZ GÖSTERİŞ İÇİN DEĞİLDİ

Hayatı boyunca eşine severek bakacağını söyleyen Güler, bunun bir "vefa" olduğunu vurguladı.

Eşinin, çocuklarının annesi kendisinin de hayat arkadaşı olduğunu vurgulayan Güler, şöyle devam etti:

"Ben her zaman kendime şu soruyu sorarım, 'Acaba ben felçli olsaydım hanımım bana bakar mıydı, bakmaz mıydı?' Mutlaka bakardı. Çünkü bizim sevgimiz ve saygımız öyle gösteriş için değildi. İyi olduğu zaman bana ve çocuklarıma 25 yıl hizmet etti. O benim hayat arkadaşım ben ona bakmak zorundayım, içinde Allah korkusu olan herkes bunu yapmak zorunda."

Güler, gençlere de tavsiyede bulunarak, şunları dile getirdi:

"Eşime olan sevgim ve saygım bitmedi, bitmez çünkü biz gerçekten birbirimizi çok seviyoruz ve saygı duyuyoruz. Gençlerimizin birbirlerini gösteriş için değil de içten kalpten sevmeleri lazım. Gerçekten ev, ocak, yuva sahibi olmak, mücadele gerektiriyor, birbirlerini sevecekler ve saygı gösterecekler."

Emekli maaşıyla geçimlerini sağladıklarını aktaran Güler, "Eşime bakmak benim hiç zoruma gitmiyor, bunun nedeni ise onu çok sevmemden dolayı, tek sıkıntımız benim emekli maaşım olduğu için bakım aylığı alamıyoruz ve geçinmekte sıkıntı çekiyoruz, bu durum yetkililer tarafından halledilirse çok sevinirim." ifadesinde bulundu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.