Îmânın ilk meyvesi merhamettir. Ondan uzak bir gönül zî-hayat (hayat sahibi, canlı) değildir. Her hayrın başı olan besmele ve Fâtiha, Allâh’ın Rahmân ve Rahîm (merhamet) isimleri ile başlar. Peygamberler ve velîlerin hayat hikâyeleri de merhamet menkıbeleri ile doludur.
İmanın ilk meyvesi olan merhametin bereketi nedir? Allah’ın (c.c.) ahlâkı ile ahlaklanmanın ilk şartı nedir?
Allah’tan nasıl yardım istenir? Allah’tan bir şeyi nasıl istemeliyiz?
Musa Topbaş Efendinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Kulu Rabb’ine sevdiren hasletler nelerdir?
İnsanlara merhametli davranmak, Müslümanlığın temel prensiplerindendir.
Yüce Rabbimiz, Peygamberini ve ashabını tarif ederken onların öncelikli vasfı olarak kâfirlere karşı aşır sert, birbirlerine karşı ise son derece merhametli olmalarını beyan etmiştir. Hatta Rabbimiz müminler arasındaki merhamet özelliğini dinin en kıymetli ibadeti olan namaz ve secdeden bile önce zikretmiştir. İmam Rabbani de peygamberimiz ve ashabının bu özelliğine dikkat çekmiş ve şöyle demiştir: “Muhammed, Allah’ın peygamberidir. Onun beraberindekiler ise, kâfirlere karşı çok çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler... (Fetih, 29)
İslâm’ın cihanşümul bir rahmet iklimi inşa edeceği vaadi, sırf Kur’an ayetlerindeki temel ölçülerde yazılmış halde kalmadı. Kur’an’dan ölçüyü, Rasulullah (s.a.v.)’tan ufuk ötesi örnekliği alıp hayatına kılavuz edinen güzel insanlar, Müslümanlar çıktı.
Vakıf, Yaratan’dan ötürü yaratılmışlara merhamet, şefkat ve sevginin bir tezâhürü olan infâkın devamlılık arz ederek müesseseleşmesidir. Bu da bir malın Allâh’a adanmasını, yâni temlik ve temellükten[1] men olunarak, ebediyyen mânevî bir gâye için kullanılmasını ifâde eder. Gâye ise, bütün mahlûkâtın muhtaç olanlarına cömertçe ikramda bulunmak, şefkat ve merhametle yaklaşarak, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanabilmektir.
Kâmil bir imanın ilk meyvesi, Yaratan’dan ötürü yaratılanlara gösterilen şefkat ve merhamettir. Şefkat ve merhametin en güzel tezâhürü de mahlûkâta hizmettir.