Mevlânâ Celaleddin Rumi, dünyaya vedâ ânını Rabb'ine, sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü "Düğün Gecesi" olarak adlandırır.
Mülkün sâhibi olan Cenâb-ı Hakk’ı unutarak; mal, mülk ve mevkî gibi tuzakları olan dünyaya gönül vermek, gafletlerin en acısıdır.
Yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’de, son nefesinde îmânlarını kurtarma mücâdelesi veren sâlih kullar birer örnek şahsiyet olarak sergilendiği gibi, bunun zıddına s
Cüneyd-i Bağdâdî -kuddise sirruh- Yemen çöllerinde gezerken bir av köpeği görmüş. Bakmış ki dişleri dökülmüş, arslanlara saldıran pençesinde kuvvet kalmamış, mi
Ashâb-ı kirâmın hayâtı, sayısız fazîlet, hikmet ve ibretlerle doludur.
Şeyh Sâdî, 13. asırda yaşamış bir gönül insanıdır. Yirminin üzerinde eser kaleme almış olmakla birlikte, bilhassa Mevlânâ Hazretleriʼnin üslûbunu hatırlatan Bos
Semûd kavmi, kendilerine Allah tarafından mucize olarak verilen deveyi ortadan kaldırmaya karar verdiler. Ve netice olarak ilâhî azâba dûçâr oldular.
Ahdini bozan herkes için kıyamet günü bir bayrak dikilip bu falanın vefâsızlık alâmetidir diye ilân olunacaktır.
Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, Erkam Radyo'daki İstanbul'un Sırları programında "vermeyince mabud, neylesin Sultan Mahmut" deyiminin hikâyesini anlatıyor.
Türkiye'nin dört tarafı her birinin hikâyesi farklı, vefâlı hanımların misalleri ile doludur.