“Lâ İlâhe İllallâh (Allah’tan Başka İlâh Yoktur) De Ki Ben De Onunla Kıyamet Gününde Senin İçin Şahitlik Edeyim” Hadisi

“Lâ ilâhe illallâh (Allah’tan başka ilâh yoktur.) de ki ben de onunla kıyamet gününde senin için şahitlik edeyim.” dedi. Amcası bundan kaçınınca Allah, “Şüphesiz ki sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin...” (Kasas, 28/56) âyetini indirdi. (Müslim, Îmân, 41) hadisinin kısa açıklaması.

Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav), amcası (Ebû Tâlib) ölürken kendisine, “Lâ ilâhe illallâh (Allah’tan başka ilâh yoktur.) de ki ben de onunla kıyamet gününde senin için şahitlik edeyim.” dedi. Amcası bundan kaçınınca Allah, “Şüphesiz ki sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin...” (Kasas, 28/56) âyetini indirdi. (Müslim, Îmân, 41)

Hadisin Açıklaması

Abdülmuttalib b. Hâşim vefat ettiğinde henüz sekiz yaşında olan Efendimizin (sav) bakımını ve himayesini amcası Ebû Tâlib üstlendi. O, Hz. Peygamber’in babası Abdullah’ın öz kardeşiydi. (İbn Hişâm, Sîret,
I, 318.) Mekke’nin saygın simalarından olan Ebû Tâlib yeğeni Hz. Muhammed’i (sav) gözü gibi korumuş, hatta peygamber olduktan sonra ona düşmanca tavır alan kavmine karşı onu savunmaktan geri durmamıştır. Nihayet Ebû Tâlib’in de ölüm vakti gelmişti. Hiç şüphesiz ki Allah’ın Elçisi (sav), hayatı boyunca kendisine maddî mânevî desteklerini esirgemeyen amcasının tevhid dinine iman etmesini çok istiyordu. Bunun için son kez huzuruna geldi. O esnada Ebû Tâlib’in yanında iki kişi daha vardı. Biri Ebû Cehil’di; Resûlullah (sav), “Allah’ım! Şu iki adamdan, Ebû Cehil ve Ömer b. Hattâb’dan en sevdiğin ile İslâm’ı güçlendir.” (Tirmizî, Menâkıb, İbn Hanbel, II, 96.) diye dua edecek, ancak hidayet ona nasip olmayacaktı. Diğeri de Abdullah b. Ebû Ümeyye idi. Müminlerin annesi Ümmü Seleme’nin kardeşi olan Abdullah ise fetih günü Müslüman olacak ve Tâif Muhasarası esnasında şehit düşecekti. (Ebû Nuaym, Ma’rifetü’s-sahâbe, III, 1589.) Allah Resûlü (sav) onların da huzurunda amcası Ebû Tâlib’e seslendi: “Amca! ‘Lâ ilâhe illallâh’ (Allah’tan başka ilâh yoktur) de. Bu kelimeyi söyle ki onunla kıyamet gününde senin için şahitlik edeyim.” Bunun üzerine Ebû Cehil ile Abdullah b. Ebû Ümeyye, “Ey Ebû Tâlib, Abdülmuttalib’in dininden dönmek mi istiyorsun?” dediler. Hz. Peygamber (sav) de kelime-i tevhidi amcasına arz etmeye devam etti. Ancak Ebû Tâlib onlara son söz olarak kendisinin Abdülmuttalib’in dini üzere bulunduğunu söyledi ve Allah’tan başka ilâh olmadığını ikrar etmekten kaçındı. Resûlullah da (sav), “Vallahi engellenmediğim sürece senin için istiğfar dileyeceğim.” dedi. Bu olayın ardından, “Müşriklerin cehennemlik oldukları kendilerince anlaşıldıktan sonra akraba bile olsalar Peygambere de müminlere de onlar için istiğfar etmek yaraşmaz.” (Tevbe, 9/113.) âyeti ile “Şüphesiz ki sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin; ama Allah dilediğine hidayet verir. O, hidayete erecekleri daha iyi bilir.” (Kasas, 28/56.) âyeti nâzil oldu. (Buhârî, Menâkıbü’lensar, 40; Müslim, Îmân, 39; Müslim, Îmân, 41.)

Kaynak: Diyanet Hadislerle İslam

İslam ve İhsan

“RÜYASI EN DOĞRU OLANINIZ, EN DOĞRU SÖZLÜ OLANINIZDIR...” HADİSİ

“Rüyası En Doğru Olanınız, En Doğru Sözlü Olanınızdır...” Hadisi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle