İslâm, akla büyük bir değer verir. Öyle ki, onu mes’ûliyetin iki temel şartından biri sayar. Her vesîleyle, aklı lâyıkıyla kullanmayı telkin eder. Bununla birli
Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle d
Bugünkü insanlığın dünyada biraz daha rahat ve uzun yaşayabilme arzu ve endişesine mukâbil, sahâbe neslinin en büyük arzusu; yüz akıyla, vicdan huzûruyla ve sel
Nemrûd ve avânesi, O’nun ateşe mancınıkla atılmasına karar verdiler. Yerdeki ve gökteki melekler, O’na yardım etmek için Allâh’tan izin istediler. Hz. İbrahim’e
Nebevî terbiye ile yetişen sahâbe-i kirâmın hayat tarzı bizler için eşsiz bir numûnedir. Onların âhiret yurdunu özleyişleri ve şehîd olma iştiyakları dillere de
Allah için olan bir hayrı elde edebilmek için, ne kadar kıymetli de olsa dünyevî bir menfaatten vazgeçebilme dirâyetini sergilemek büyük ehemmiyet taşıyor.
Son nefes, buğusuz, pürüzsüz ve lekesiz bir ayna gibidir. Her insan bu aynada, güzellikleri ve çirkinlikleriyle bütün ömrünü net bir şekilde seyreder. O an, göz
Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, Erkam Radyo'da icra edilen "İstanbul'un Sırları" programında 1975'ten bu yana müze olarak hizmet veren İstanbul'un 500 senel
Hak dostu Mâruf-i Kerhî Hazretleri’nin şu kıssası, ne muazzam bir hizmet ufku sergilemektedir.
Mevlânâ Hazretleri, şahsî noksanlıkların, hizmetten uzak durmaya mâzeret olmadığını ve her hâlükârda Allah yolunda bulunmanın lüzûmunu şu sözleriyle ne güzel if