TARİHİMİZ

Valide Sultanların Hizmet Yarışı ve Fedakarlık Örnekleri

Vâlide Sultanların vakıf hizmetleri, hayır eserleri ve fedakârlık örnekleri üzerinden Osmanlı’da şefkat, merhamet ve vicdan temelli bir medeniyet anlayışı ele a

Halid bin Velid’in (r.a.) Şehadet Özlemi ve Son Anları

Allâh’ın Kılıcı olarak anılan Hâlid bin Velid’in (r.a.) şehadet özlemi ve ibret dolu son anları üzerinden İslâm tarihindeki cihad ruhu ve sahabe bilinci anlatıl

Hz. İbrahim (a.s.) Allah'a Nasıl Dost Oldu?

Hz. İbrahim’in (a.s.) Allah ile dostluğu, ateşe atılma imtihanındaki teslimiyeti ve yalnız Allah’a tevekkülü üzerinden Halîlullah makamına erişmesi anlatılıyor.

Zabit Muzaffer’in İbretlik Hikayesi

Zâbit Muzaffer’in Çanakkale’deki fedakârlık, iman ve şehadetle taçlanan kahramanlık hikâyesi, bugünün insanına ibretlik mesajlar sunuyor.

Peder Ne Diyor, Kader Ne Diyor!

Babasının "Sen adam olamazsın" dediği çocuğun ibretlik akıbeti...

Zabit Muzaffer’in Son Vasiyeti

Doğu Cephesi’nde ağır yaralanan Zâbit Muzaffer’in son anlarındaki kıbleye yönelme arzusu ve vatan uğruna vasiyeti, iman ve fedakârlıkla örülü ibretlik bir şehad

Ayasofya’da İlk Cuma Namazı

Fatih Sultan Mehmed Hân, İstanbul’u fethettikten sonra Osmanlı geleneğine uyarak şehrin en büyük kilisesi olan Ayasofya’yı camiye çevirdi. Peki Ayasofya’da ilk

Seyit Onbaşı’ya 276 Kiloluk Mermiyi Kaldırtan Güç Neydi?

Seyit Onbaşı'nın Çanakkale'de 276 kiloluk mermiyi kaldırmasındaki manevi sır nedir? Hamilton ve Churchill'in itiraflarıyla Çanakkale'nin ruhaniyeti.

Fatihleri Yetiştiren Alimler

Osmanlı sultanlarını yetiştiren manevi sırrı: Yıldırım Han’ın edebi, Akşemseddin’in duası ve cihan hakimiyetine yön veren alimlerin hikmeti.

Osman Gazi’nin Rüyada Gördüğü Çınar ve Osmanlı’nın Manevi Sırrı

Osman Gazi’nin Şeyh Edebali’nin hanesinde gördüğü müjdeli rüya ve Kur’an-ı Kerîm’e hürmetle temelleri atılan Osmanlı medeniyetinin manevi kuruluş sırrı.

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.