Halid bin Velid’in (r.a.) Şehadet Özlemi ve Son Anları

Allâh’ın Kılıcı olarak anılan Hâlid bin Velid’in (r.a.) şehadet özlemi ve ibret dolu son anları üzerinden İslâm tarihindeki cihad ruhu ve sahabe bilinci anlatılıyor.

İslâm tarihine sayısız zaferler armağan eden Hâlid bin Velid radıyallahu anh hicrî 21 yılında Humusʼta hastalanmıştı.

HÂLİD BİN VELİD’İN (R.A.) ŞEHADET AŞKI VE İBRET DOLU VEFATI

Yanında silâh arkadaşları vardı. Vefât edeceği sırada kılıcını istedi. Kabzasını tutarak şefkatle okşadı. Sonra:

“‒Nice kılıçlar elimde parçalandı. İşte bu, ölümümü görecek olan son kılıcımdır. Beni en çok üzen; hayatı hep savaş meydanlarında geçip yatak yüzü görmemiş olan bu Hâlidʼin yatakta ölmesidir. Rasûlullâhʼın hiçbir ashâbı rahat yatağında ölmedi; ya harp meydanlarında veya uzak beldelerde dîn-i İslâmʼı tebliğ ederken gurbette şehîd oldu.”

Arkadaşları ise onu tesellî etmek için:

“–Ey Hâlid! Mûte günü senin elinde dokuz kılıç parçalanmadı mı?[1] Üç bin kişilik İslâm ordusuyla yüz bin kişilik düşmanın gözünü korkutan sen değil miydin? Yermükʼte destanlar yazan, Suriye’yi fetheden, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in; «Allâhʼın kılıcı» iltifatına mazhar olan sen değil miydin?” diyorlardı.

Fakat Hâlid radıyallahu anh bunları duymuyor ve hayıflanmaya devam ediyordu:

“–Âh Hâlid! Şehîd olamayan Hâlid! Harp benim etimi çiğneyemedi. Şehidlik mertebesi hâriç, elde etmediğim makam kalmadı. Vücudumda bir karış yer yoktur ki kılıç veya mızrak yarası olmasın. Ömrü boyunca dîn-i İslâmʼı yaymak için savaşlarda at koşturan kimsenin sonu, böyle yatak üzerinde mi olacaktı?! Ölümümü harp meydanlarında, atımın üzerinde, düşmana Allah için kılıç sallarken şehîd olarak beklerdim.” dedi…

Bir müddet sonra;

“‒Vasiyetimi bildiriyorum, beni ayağa kaldırın.” diyen Hâlid bin Velid radıyallahu anhʼın bu arzusunu derhâl yerine getirdiler. Hâlid radıyallahu anh:

“‒Beni bırakınız, şimdiye kadar hep taşıdığım kılıcım artık beni taşısın.” diyerek kılıcına dayandı.

“‒Ölümü savaştaymışım gibi ayakta karşılayacağım. Öldüğüm zaman atımı, harplerde tehlikelere korkusuzca atılabilen bir yiğide veriniz. Atım ve kılıcımdan başka bir şeye sahip olmadan öleceğim. Mezarımı bu kılıcımla kazınız. Kahramanlar kılıç şakırtısından zevk alır.” buyurdu ve yatağına düşüp kelime-i şehâdet getirerek rûhunu teslîm etti.[2]

Hisse:

Ölümü bir hüsran olmaktan kurtarıp bir zafere dönüştürebilmek, onu mâtem değil de bir “Şeb-i Arûs” hâline getirebilmek, ölüme hazırlanıp ölmesini bilenlerin kârıdır.

İşte ashâb-ı kirâm, öyle bir îman ufkuna ulaşmıştı ki; îlâ-yı kelimetullah, yani Allâhʼın dînini yüceltmek ve İslâmʼı gönüllerle buluşturmanın önündeki engelleri ortadan kaldırmak için, canlarıyla ve mallarıyla büyük bir cihâd aşkı ve şehâdet hasreti içinde yaşadılar. Nitekim onların bu müstesnâ iştiyak, azim ve gayretleri bereketiyle, İslâm kısa sürede kıtalara yayıldı.

Zira onlar “ölmeden evvel ölmek” sırrına erdiler. Nefsânî kaygılarını aştılar, gönüllere âb-ı hayat oldular. Yaşama zevkini bir kenara bıraktılar, yaşatma sevdâsına gönül verdiler. Hayat sermayesinin bir ânını bile gaflet içinde ziyan etmekten korktular.

Dolayısıyla o güzîde sahâbîleri örnek alan bir müʼmin de; ölmekten değil, Allah yolunda hiçbir gayrette bulunamadan bu cihandan göçüp gitmekten korkmalıdır.

Dipnotlar:

[1] Bkz. Buhârî, Meğâzî, 44.

[2] Bkz. Sâdık Dânâ, İslâm Kahramanları, c. 1, sf. 68-69, Erkam Yayınları, İstanbul 1990; Bkz. Zehebî, Siyeru Aʻlâmuʼn-Nübelâ, 1/381.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HALİD BİN VELİD’İN (R.A.) SON ANLARI

Halid Bin Velid’in (r.a.) Son Anları

HALİD BİN VELİD (R.A.) KİMDİR?

Halid Bin Velid (r.a.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle