İsrail Ordusu Ateşkesi İhlal Ederek Gazze Ve Han Yunus’un Doğusunu Bombaladı

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kenti ve güneyindeki Han Yunus kentinin doğu bölgelerine saldırılar düzenledi.

Görgü tanıklarından aktardığı bilgiye göre, İsrail topçu birlikleri, sabahın erken saatlerinden bu yana Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi ile Han Yunus’un doğu bölgelerini aralıklı olarak birkaç saat boyunca vurdu.

Tanıklar, İsrail hücumbotlarının Han Yunus sahili açıklarında denize çok sayıda mermi attığını, İsrail helikopterlerinin de kentin doğusuna yoğun şekilde ateş açtığını belirtti.

BM: Batı Şeria'da yerleşimci saldırılarında yaralanan Filistinlilerin sayısı geçen yıla oranla 2 katına çıktı

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) 27 Kasım'da yayımladığı raporda, 2025 yılında Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin baskın ve saldırılarında yaralanan Filistinlilerin sayısının 733 olduğu aktarıldı.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında geçen yıl 362 Filistinli yaralanırken bu yıl yerleşimci şiddetinde yaralananların sayısı iki katına çıktı.

Yerleşimci şiddeti nedeniyle işgal altındaki Batı Şeria'da yaralanan Filistinlilerin sayısında son beş yılda yaklaşık yüzde 340'lık bir artış gözlemlendi.

Batı Şeria'da Filistin köyleri ve arazilerine yerleşimcilerin baskın ve saldırılarında 2021'de 168, 2022'de 289, Gazze Şeridi'ne saldırıların başladığı 2023 yılında 373 ve geçen yıl 362 Filistinli yaralandı.

Batı Şeria'da bu yıl 1600'ün üzerinde yerleşimci saldırısı kayıtlara geçti

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, sene başından bu yana başta Ramallah, Nablus ve El-Halil kentleri olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'da 270'ten fazla topluluğu etkileyen bin 600'ün üzerinde saldırı gerçekleştirdi.

OCHA'nın raporunda, can ve mal kaybına yol açan söz konusu baskınlarda fiziksel, taşlı saldırı, göz yaşartıcı gaz solunması nedeniyle 1057 Filistinlinin yaralandığı kaydedildi.

733 Filistinlinin doğrudan yerleşimciler tarafından hedef alındığı, 324'ünün ise söz konusu saldırılarda İsrail ordusunca yaralandığı bildirildi.

İsrail ordusu, Batı Şeria'da 17 yıllık ekonomik kalkınmayı yok etti

İsrail ordusunun sistematik baskın ve saldırılarının Filistin'de yarattığı ekonomik yıkıma da değinen raporda, 2024’te işgal altındaki Filistin topraklarında 1972'den bu yana en büyük ekonomik gerilemenin görüldüğü belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu'nun (UNCTAD) verilerine yer veren rapora göre, İsrail ordusunun son iki yılda düzenlediği baskın ve saldırıların ve altyapıya verdiği büyük zarar, işgal altındaki Filistin topraklarında onlarca yıllık sosyoekonomik ilerleme ve kalkınma kazanımlarını tersine çevirdi.

Geçen yıl Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 17, kişi başına GSYH ise yüzde 18,8 oranında küçülerek 17 yıla tekabül eden ekonomik kalkınmayı yok etti.

2024 sonunda toplam GSYH 2014 seviyelerine, kişi başına GSYH ise 2008 seviyelerine geriledi ve işsizlik oranı yüzde 35'e yükseldi.

UNCTAD’a göre, işgal altındaki Filistin topraklarında yasadışı yerleşimlerin genişlemesi ve Filistinlilere yönelik kısıtlamalar Batı Şeria'yı parçalamaya, ekonomiyi, ticareti ve yatırımları aksatmaya ve araziye, kaynaklara ve pazarlara erişimi kısıtlamaya devam ediyor.

Söz konusu kısıtlamaların 3,3 milyondan fazla insanın hayatını doğrudan etkilediği kaydedildi.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.