Hazret-i Ömer Nefsinin Kibrini Nasıl Kırdı?

Hazret-i Ömer’in (r.a.) nefsine karşı mücadelesini, tevazu anlayışını ve kibirden kurtulmak için verdiği dersleri okuyun.

Zeyd bin Sâbit radıyallahu anh şöyle anlatır:

HAZRET-İ ÖMERʼİN NEFİS TERBİYESİ

Hazret-i Ömer radıyallahu anh’ı yamalı bir elbise ile gördüm. Ağlayarak evime döndüm. Bir müddet sonra tekrar yola çıktığımda yine Hazret-i Ömer’le karşılaştım. Omzuna bir su kırbası koymuş, insanların arasından yürüyüp gidiyordu. Ona hayretle:

“‒Ey Mü’minlerin Emîri!” diye seslendim.

“‒Sus, konuşma, bunun sebebini daha sonra sana söyleyeceğim!” buyurdu.

Onunla birlikte yürüdüm. Yaşlı bir kadının evine girip suyu onun kaplarına boşalttı. Sonra birlikte Hazret-i Ömer’in evine döndük. Ona niçin böyle yaptığını sordum. Şöyle buyurdu:

“‒Sen gittikten sonra, yanıma Rum ve Fars elçileri geldi. Bana:

«–Allah sana hayırlar, iyilikler versin ey Ömer! Bütün insanlar senin ilmin, fazîletin ve adâletin hususunda ittifak etti!» dediler.

Onlar yanımdan çıkınca bana, kendimi beğenme duyguları geldi. Ben de hemen kalkıp nefsime o gördüğün şeyleri yaptım. Nefsimin burnunu sürtmek, onu zelil etmek istedim.»”[1]

Hisse:

Ahmed bin Hanbel Hazretleri buyurur:

“İnsanların ahmak sınıfı, kendilerinin medhedilmesinden hoşlananlardır.”

Zira insanların iltifatlarına kanarak kendini beğenmek; Cenâb-ı Hakkʼın ihsân ettiği kuvvet, nîmet ve meziyetleri nefsine izâfe etme şaşkınlığıdır. Hâlbuki tevhîd akîdesinin ortaklığa tahammülü yoktur.

Tasavvufta en mühim mesele de nefsin gurur ve kibrini kırmak, enâniyeti bertaraf etmek, tevâzu ve hiçliğe bürünmektir. Nitekim bunun için;

Aziz Mahmud Hüdâyî’ye, kadılık yaptığı Bursa sokaklarında süslü kaftanıyla ciğer sattırıldı.

‒Yunus Emre, başını koyduğu eşikte terbiye edildi.

‒Hâlid-i Bağdâdî gibi büyük bir âlime helâ temizlettirildi, nefsin kibir putlarını kıracak nice hizmetler yaptırıldı.

Zira tasavvufta her şey, ilâhî kudret ve azamet karşısında kulun bir “hiç” olduğunu idrâk etmesinden sonra başlar…

Bunun içindir ki eskiden dergâh duvarlarını süsleyen zarif levhalardan birinde de “Hîç” hattı yer alırdı. Bu, nefsini tezkiye edip benlikten sıyrılmayı ifade eden bir kelimedir. Çünkü Hakkʼa yakınlık ve ilâhî sırlardan nasîb alabilmek, enâniyeti terk ederek nefsânî ihtirasların prangasından kurtulabilmeye bağlıdır.

Dipnot:

[1] Muhibbu’t-Taberî, er-Riyâdu’n-Nadra, 2/380.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HZ. ÖMER’İN (R.A.) HAYAT DÜSTURLARI

Hz. Ömer’in (r.a.) Hayat Düsturları

HZ. ÖMER (R.A.) KİMDİR?

Hz. Ömer (r.a.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle