İsrail Ateşkese Rağmen Gazze’nin Çeşitli Bölgelerine Hava Ve Topçu Saldırıları Düzenledi

İsrail ordusu, 10 Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerine hava saldırıları ve topçu atışları gerçekleştirdi.

Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentinin doğu bölgelerini hedef aldı.

İsrail ordusuna ait askeri araçlar Han Yunus’un doğu kesimlerine ateş açarken, deniz kuvvetleri de kentin sahil şeridine doğru yoğun ateş gerçekleştirdi.

azze kentinde ise İsrail savaş uçakları doğu bölgelerine hava saldırıları düzenledi. Aynı bölgelere eş zamanlı olarak topçu atışları yapıldı.

İsrail askerlerinin kuzeydeki Beyt Lahiye beldesinde açtığı ateş sonucu Besme Azzam Bennat (27) hayatını kaybetti.

Görgü tanıkları, söz konusu saldırının, ateşkes anlaşması uyarınca İsrail ordusunun kontrol alanı dışında kalan bölgede meydana geldiğini aktardı.

İsrail'in saldırılarında can kaybı 72 bin 72'e yükseldi

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten beri devam eden saldırılarında, yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.

Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 2 ölü ve 3 yaralı getirildiği kaydedildi.

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 614 kişinin öldürüldüğü, 1643 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 726 cenazenin çıkarıldığı ifade edildi.

İsrail'in Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başladığı saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 72'ye, yaralı sayısının 171 bin 741'e yükseldiği bildirildi.

Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.

Batı Şeria’da İsrail askerlerinin başından vurduğu Filistinli genç yaşamını yitirdi

Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail askerlerinin dün akşam Beyt Furik beldesine düzenlediği baskın sırasında başından gerçek mermiyle vurulan Haneni’nin yaşamını yitirdiği belirtildi. Aynı baskında 16 yaşındaki Filistinli bir çocuk da ayağından yaralandı.

Nablus’taki Filistin Kızılayı Acil Servis Merkezi Müdürü İmad Ahmed, İsrail askerlerinin beldeye baskını sırasında bir çocuğun başından vurularak ağır yaralandığını, bir diğer çocuğun ise ayağından vurulduğunu açıklamış, yaralıların Nablus’taki Rafidiye Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını aktarmıştı.

İsrail’in 8 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne başlattığı ve iki yıl süren saldırılarla eş zamanlı olarak Batı Şeria’daki baskın, gözaltı, öldürme ve zorla yerinden etme uygulamalarını da artırdığı belirtiliyor.

Bu süreçte Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te en az 1117 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 11 bin 500 kişi yaralandı, 22 bine yakın Filistinli ise gözaltına alındı.

İsrail, ramazanın başından beri Batı Şeria'da 100'den fazla Filistinliyi gözaltına aldı

Filistin Esirler Cemiyetinden yapılan yazılı açıklamada, ramazan ayının başlamasıyla birlikte işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te artan gözaltılara dikkat çekildi.

Açıklamada, İsrail işgal güçlerinin, ramazan ayının başından beri aralarında kadın, çocuk ve eski tutukluların da bulunduğu 100'den fazla Filistinliyi gözaltına aldığı ifade edildi.

Gözaltıların Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki birçok kentte gerçekleştirildiği, gözaltına alınanlar ile ailelerinin darbedildiği, evlerin tahrip edildiği ve Filistinlilere ait araç, para ve altınlara da el konulduğu kaydedildi.

Yanı sıra, Hamas'a bağlı Esirler Medya Ofisi, İsrail askerlerinin bugün sabah saatlerinde Batı Şeria'nın kuzeyindeki Kalkilya kentine baskın düzenlediğini açıklandı.

Açıklamada, 3'ü kardeş 8 Filistinlinin gözaltına alındığı, kardeşlerin babasının ise darbedildiği belirtildi.

Nablus'un güneyindeki Beyta beldesi girişinde 2, Ramallah'ın kuzeybatısındaki Deyr Ebu Meşal köyünde ise 1 Filistinlinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Batı Şeria'nın güneyindeki El Halil kentinde bulunan Arub Mülteci Kampı'nda da İsrail askerlerinin evlere baskın düzenleyip arama yaptıktan sonra 3 Filistinliyi gözaltına aldığı kaydedildi.

Filistin Esirler Cemiyeti, 5 Şubat'taki açıklamasında, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli esir sayısının 66'sı kadın, 350'si çocuk ve 3 bin 358'i "idari tutuklu" olmak üzere 9 bin 300'ü aştığını bildirmişti.

İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, 15 Şubat tarihli haberinde, ramazan öncesinde Filistinliler üzerindeki baskıyı artırmaya hazırlanan İsrail ordusunun alarm seviyesini yükselttiğini yazmıştı.

Haberde, işgal altındaki Batı Şeria'da ramazan öncesi sözde "güvenlik önlemlerini" sıkılaştıran İsrail ordusunun, bölgede "gerginliğin yükselmesine yol açabileceği" değerlendirilen kilit isimleri belirlediği ve bu kişilere yönelik kapsamlı gözaltı operasyonları başlattığı belirtilmişti.

İsrail hapishaneleri, Filistinlilere yönelik işkence, aç bırakma ve tıbbi ihmal sonucu yaşanan ölümlerle sık sık gündeme geliyor.

İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilerin, yetersiz beslenme, temiz su ve hijyen malzemelerine erişim eksikliği, uygun kıyafet verilmemesi ve yetersiz havalandırma gibi koşullar nedeniyle hastalıklara karşı savunmasız hale geldiği belirtiliyor.

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Doğu Kudüs'teki bir beldeye baskın düzenledi

Öte yandan Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün kuzeydoğusundaki Mıhmas beldesi çevresine baskın düzenlediği belirtildi.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, beldede bazı Filistinlilere ait mülklere zarar vermeye çalıştı.

İsrailli saldırganlar, bölge sakinleri tarafından engellendi.

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria'da sık sık Filistin köy ve beldelerine baskınlar düzenleyerek araçları ve evleri ateşe veriyor.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.