Gazze’de Yağış ve Fırtına, İsrail Saldırılarının Neden Olduğu Felaketi Derinleştiriyor

İsrail’in saldırıları ve ablukası altında, hastalık, ölüm ve çaresizliğin kol gezdiği Gazze Şeridi, yeni bir soğuk hava koşullarıyla giderek ağırlaşan bir insani felaketle karşı karşıya.

Şiddetli yağmur ve rüzgar, özellikle yerinden edilmiş Filistinlilerin yaşamları için doğrudan bir tehdit haline gelirken, zaten çökmüş olan insani sistem daha da kırılganlaşıyor.

Bu kriz, Ekim 2023’te başlayan ve hâlen süren İsrail saldırıları ve ablukasıyla derinleşen yıkım, saldırıların neden olduğu acıların bir uzantısı olarak, Gazze’deki insani durumun ne denli kırılgan hale geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dün akşamdan bu yana kutup kökenli fırtına Gazze’yi etkisi altına aldı.

İlk belirlemelere göre 5 Filistinli hayatını kaybetti, yerinden edilmiş insanların kaldığı çadırlarda yoğun hasar meydana geldi.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, kış mevsiminin başlamasından bu yana şiddetli soğuk nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının yediye yükseldiğini, Ekim 2023’ten bu yana ise soğuk ve barınma yetersizliği kaynaklı ölümlerin toplamda 21’i çocuk olmak üzere 24’e ulaştığını bildirdi.

Gazze Sivil Savunma İdaresi de şiddetli yağmur ve rüzgar nedeniyle kısmen çöken binalar sonucu 4 Filistinlinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Sağlık kaynakları ise Gazze kentinde çadırında bulunan yaşlı bir Filistinli erkeğin, yıkılmış bir cami minaresinden düşen molozların üzerine gelmesi sonucu yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Fırtınanın yıkıcı etkileri

Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsnü Mühenna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Şiddetli rüzgarlar ve yoğun yağışlar, özellikle batı bölgeleri ve alçak kesimlerde bulunan, evlerini kaybetmiş yerinden edilmiş insanların barındığı binlerce çadırı uçurdu ve su altında bıraktı.” dedi.

Mühenna, çok sayıda barınağın artık yaşanamaz hale geldiğini belirterek, fırtınanın etkilerinin devam eden savaşın yıkıcı sonuçlarından ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.

Gazze’deki yerinden edilmiş insanların kamplarının büyük bölümünün kış koşullarına hazırlıksız durumdaolduğuna dikkati çeken Mühenna, battaniye, yatak ve ısınma araçlarının ciddi biçimde eksik olması, özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için hayati risk oluşturduğunu belirtti.

Mühenna, “Altyapının, su ve kanalizasyon şebekelerinin ve yolların büyük ölçüde tahrip edilmesi, her fırtınayı çifte insani felakete dönüştürüyor. Mevcut sağlık ve çevre krizleriyle birlikte bu durum, hastalıkların ve salgınların yayılma riskini artırıyor” ifadelerini kullandı.

Yerinden edilmiş binlerce aile, soğuk ve yağmura dayanıklı olmayan çadırlarda yaşam mücadelesi verdiğini aktaran Mühenna, kış mevsiminin artık geçici bir doğa olayı değil, savaşın uzantısı haline gelmiş durumda olduğunu vurguladı.

Mühenna, uluslararası toplum ve insani yardım kuruluşları acil müdahale çağrısı yaparken, bu fırtınanın “yalnızca sert hava koşulları değil, aynı zamanda küresel vicdan için bir sınav olduğunu” kaydetti.

Müdahale yetersizliği

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal da mevcut fırtınanın insani felaketi ciddi biçimde ağırlaştırdığını belirterek, sel baskınları, çadırların uçması ve daha önce bombardımanla hasar görmüş binaların çökmesi nedeniyle saatler içinde yüzlerce yardım çağrısı aldıklarını söyledi.

Basal, “Sivil savunma ekipleri hasarlı binaların yeniden çöktüğünü gözlemliyor. Devam eden hava koşulları daha fazla can kaybına yol açabilir. Özellikle yakıt kıtlığı ve ağır ekipman eksikliği, müdahale kapasitemizi ciddi biçimde sınırlıyor” dedi.

Ekipler, yaygın yıkım ve ciddi ekipman eksikliği altında zorlu koşullarda çalışmalarını sürdürürken, her kurtarma operasyonu büyük güçlüklerle gerçekleştiriliyor.

Aralık ayından bu yana Gazze’yi vuran fırtınalar sırasında, daha önce bombardımanda hasar gören çok sayıda bina çöktü ve can kayıpları yaşandı.

Ateşkes sonrası devam eden abluka

Resmî verilere göre, yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail, barınma malzemeleri, çadırlar, mobil evler ve yeniden inşa için gerekli inşaat materyallerinin Gazze’ye girişine izin verme taahhüdünü büyük ölçüde yerine getirmedi.

İsrail’in ABD’nin desteğiyle Ekim 2023’te başlayan saldırıları sonucu iki yılı aşkın süre devam eden yıkım sürecinde 71 binden fazla Filistinlinin ölümüne, 171 binden fazla kişinin yaralanmasına ve sivil altyapının yaklaşık yüzde 90’ının tahrip olmasına yol açtı.

Birleşmiş Milletler, Gazze’nin yeniden inşası için gereken maliyeti yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin ediyor.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.