Eşimin Annesi Veya Babasını Eve Almama Hakkım Var mı?
Eşimin annesi veya babasını eve almama hakkım var mı? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Ev dediğimiz şey karı kocanın beraber bulundukları, kimsenin onların mahremine muttali olmadığı, mahremiyetlerini insanlardan uzak yaşayabilecekleri yerdir. Dolayısıyla eğer ortada bir evlilik varsa bu evliliğin bir ev mahremiyetinin olması gerekiyor. Çünkü evlilik adı üzerinde, yani Arapça nikah kelimesi ağaçların birbirine sarılması anlamına gelen bir kök kelimeden türetilmiş. Aile içerisinde karı koca evlerinde rahatça oturabilmeleri gerekiyor. Özellikle de bir kadın için kendisine mahsus bir evin olması bir evliliğin gereği. Fakat bu ev kelimesi, yani eski kelimelerimizle beyt kelimesi, bir odadan ibaret. Yani kapısını kilitlediğinde içeride kendi başına kaldığın, eşinle beraber mahremiyetine kimsenin muttali olmadığı bir oda anlamına geliyor. Bu odanın içerisinde işte eskiden köylerimizde vesairelerde yüklük diye tabir edilen böyle çekmeceli bölmeler bulunur. Buralar aynı zamanda banyo ihtiyacının da giderildiği yerler olarak kullanılmış.
Evlilik hayatını belirleyen unsurlar maruf dediğimiz, yani örfen toplumun kabul ettiği meseleler olduğuna göre, bugün örfte ev ne anlama geliyorsa bunu bir kocanın hanımına temin etmesi gerekiyor. Binaenaleyh mesela bugün 2+1, 3+1 dairelerde ebeveyn banyolu daireler %70-%80 görünür duruma geldi. Yani karı koca içeriye girdiklerinde dışarı dünyayla ilişkilerini kestikleri, kendi kendilerine yaşayabildikleri bir hayatlarının olduğu bir ortam. Böyle bir ortamı erkek hanımına sağlamak durumunda. Geriye kalan 2+1'in bir tanesi ebeveyn odası olarak, yani yatak odası olarak tahsis edildikten sonra geriye kalan odaları da maruf ölçülerde bölgenin örfüne, geleneğine, göreneğine, adetlerine göre kullanmaları, kullandırmaları mümkün hale geliyor. Şimdi mesela bakıyorsunuz bazı Avrupa ülkelerinde adamın 2+1 bir dairesi var. Bir odasını kiraya veriyor, iki odasını kiraya veriyor, bir odasında kendi yaşıyor. Özellikle de öğrencilerin yoğun olduğu bölgelerde Avrupa'da bazı bölgelerde siz daha iyi biliyorsunuz, oraları daha çok gezdiniz, gördünüz. Böyle bir uygulaması söz konusu. Ama bizim memleketimizde böyle bir uygulama söz konusu değil. Dolayısıyla insanlar 2+1 evde ailecek oturuyorlarsa aile fertlerine, bireylerine bu 2+1 tahsis edilmiş durumda.
Eşimin Annesi veya Babasını Eve Almama Hakkım Var mı?
Ama eğer kadın olsun erkek olsun annesi, babası bakıma muhtaçsa, ilgiye, alakaya muhtaçsa, onların bakımlarını, nafakalarını temin etmek evlatlarının üzerine borçtur. Burada da tabii öncelikli olarak erkek evlat bu işlerle yükümlüdür. Binaenaleyh kız evlat evlendirildiğinde artık koca evinde kendi evini imar etmekle, onu şenlemekle yükümlüdür. Kocası evinde bir kadın işte "Annem babam yaşlandı, onları yanımda bulundurmak istiyorum, bir odasını anneme babama tahsis edelim veya annem hayatta, babam hayatta ona tahsis edelim, ona ben bakmak istiyorum" diye adamın evine kendi annesini veya babasını veya ikisini kocasına dayatması doğru bir davranış olmaz. Ama damat da anlayışlı bir insandır. Yaşlılara hizmet etmenin, onların duasını almanın bereket olduğuna, dünya ahiret saadetlerine vesile olduğuna inanan biridir. Onları kendi annesi babası gibi başüstünde tutar, evinde bakar. Onun sevabına nail olur. Yani insan bin bir yabancı sokaktaki bir Müslümanı bile sokakta bırakmamalı. Bu bütün Müslümanların üzerine düşen bir vazifedir. Nerede kaldı ki eşinin annesini, babasını haliyle evinde bakmalı. Aynı şekilde bir kadın da kocasının annesine, babasına kendi evinde, yani evlilik hayatlarını sürdürdükleri evde ahiret inancına sahipse bulundurmaya gayret etmeli, bakmalı, onlara ilgi ve alaka göstermeli.
Hukuki Bir Zorunluluk Mudur?
Fakat bu hukuki bir zorunluluk mudur? Yani benim eşim diyelim, Allah rahmet eylesin, annem babam da, kayınpederim, kayınvalidem de vefat etti. Allah bütün geçmişlerimize rahmet eylesin. Annem babam sağ ve bakıma muhtaçlar. Benim evimde bulunmaları durumunda hanımımın onlara hizmet etmesi hukuki bir zorunluluk mudur? Değildir. Yani mahkemeye "Hanım benim annemin hizmetini yapmıyor, babamın hizmetini yapmıyor, dolayısıyla ben bu sebeple boşanacağım" diye dava götürsem hakim "Bu bir boşanma gerekçesi değildir" der. Çünkü evlilik karı kocanın birbirine bakımını gerektirir. Yani birbirinize bakıyor musunuz? Bakıyoruz. Dolayısıyla birbirinizin annesine babasına bakmaya mecbur değilsiniz. Herkes kendi annesine, babasına bakmaya mecburdur.
Dolayısıyla benim imkanlarım çerçevesinde, yani diyelim ki hali vakti yerinde biriyim, o zaman evimin yanında bir daireyi anneme babama tutarım. Orada annemin babamın hizmetini yaparım. Efendim günün 3 saatini, 5 saatini neyse onlarla geçirip onların hizmetini yapıp oradan kendi ailemin yanına, kendi çocuklarımın yanına geçerim. Böyle bir hizmeti yaptığımda kadının "Eve gelmiyorsun, anneni babanı gidip bakıyorsun, dolayısıyla bu bir hak, sana hakkımı helal etmiyorum" diye söylemeleri dinen karşılığı olmayan boş konuşmalardır. Yani bir insanın üzerindeki en büyük hak sahibi annesi ve babasıdır.
Bununla Cenneti Kazanmaya Bak
Binaenaleyh karısının veya kocasının kalkıp da "Sen annenle babanla ilgileniyorsun, benimle ilgilenmiyorsun, sana hakkımı helal etmiyorum" sözü boşu boşuna nefes israfından başka bir şey değildir. Böyle bir hak söz konusu değildir. Aklı başında olan insan eşinin annesine babasına bakması için eşini teşvik eder. Hatta kendi de ona destek olur. Ama hukuki bir yaptırım söz konusu değildir. Burada Allah'tan ve ahiretten korkan, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah'tan sevap uman insanların bunu bir ganimet olarak, bir hazine olarak değerlendirmeleri lazım. İnsan bin bir yabancıya bakıp sevap kazanacakken ama işte yabancı biri olsa mahremiyet olur, şu olur, bu olur bir takım endişeler söz konusu. Allah sana fırsat vermiş; kayınpederine, kayınvalidene bakma imkanın var. Bununla cenneti kazanmaya bak. Hem kadın hem erkek için asıl olan bu yaşlıları bir cennet garantisi olarak görmeleridir. Yoksa senin hakkındır, değildir, bu haktır, şu haktır. Evlilik müessesesi, aile kurumu hak, hukuk üzerine kurulmaz. Muhabbet üzerine, karşılıklı anlayış üzerine kurulur ve asıl olan mutlu olmaya çalışmaktır. Yani illa ben haklı olacağım diye lüzumsuz tartışmaların içerisine girmek aile huzurunu kaçırır. Dolayısıyla aile saadeti için bakın mesela yalan en büyük günahlardan bir tanesidir. Hazreti Peygamber Efendimiz "Müslüman şu günahı işler mi? İşler. Şu günahı işler mi? İşler. Ama yalan konuşmaz" der (Müsned, 5/252). Yalan o kadar büyük bir günahtır; neredeyse şirke denk olacak bir günahtır. Ama aile saadeti için yeri geldiğinde beyaz yalanlara, yani masum yalanlara; "İşte ben herkesten çok seni seviyorum" mesela.
Aile Muhabbet Üzerine Kuruludur
Böyle olmayabilir, başkasını da seviyor olabilir bir insan. Ama aile saadeti için böyle demesi gerekiyorsa böyle demesi gerekiyor. Binaenaleyh, demek ki ailede hukuk değil. Eğer hukuk egemen olsaydı hukuk hiçbir yerde yalan konuşmaya müsaade etmez. Hukukun en temel olmazsa olmazı doğru olmaktır. Ama aile müessesesi, dostlar meclisi hukuk üzerine değil, muhabbet üzerine inşa edilmiş bir müessesedir. O müesseseyi canlı ve diri tutabilmek, kurtarabilmek için yalan bile söylenebiliyor ise demek ki asıl olan hukuk değil, asıl olan mutlu olmanın, efendim karşılıklı olarak birbirine saygı ve sevginin var olmasıdır. Böyle olursa Cenabı Allah o aile yuvasına bereket verir. Vesselam.













YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!