İsrail Ordusu Ateşkese Rağmen Gazze’ye Şiddetli Hava Saldırıları Düzenledi

İsrail ordusu, sabah erken vakitlerinde Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde şiddetli hava saldırıları düzenleyerek, çok sayıda binayı da paylayıcılarla yıktı.

Ateşkese rağmen İsrail tarafından sürdürülen bu saldırılar, 10 Ekim’de yürürlüğe giren anlaşmanın yeni ihlalleri olarak kayda geçti.

Konuşan görgü tanıkları, İsrail savaş uçaklarının sabah erken saatlerde Gazze Şeridi'nin Refah ve Han Yunus kentlerinin doğu bölgelerine art arda şiddetli bombardıman gerçekleştirdiğini, bununla eş zamanlı olarak Han Yunus’un doğusu ile Gazze kentinin kuzeyine topçu atışları yapıldığını aktardı.

İsrail zırhlı araçları da Han Yunus’un kuzeydoğusundaki bölgelere yoğun atış saldırıları düzenledi.

İsrail ordusu Gazze kentinin doğusunda yer alan Tuffah ve Şucaiyye mahallelerindeki evleri dinamitle patlattı, ayrıca Beyt Lahiya ve Bureyc Mülteci Kampı’nda da benzer yıkım faaliyetlerini sürdürdü.

Gazze kentinin doğusunda konuşlu İsrail askerleri, Tuffah Mahallesi semalarına aydınlatma fişekleri atarak, aynı anda bölge çevresine birçok top mermisi saldırısı düzenledi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan Megazi Mülteci Kampı doğusuna da hava saldırısı düzenledi.

Saldırılar ve dinamitleme faaliyetlerinin Filistinliler arasında can kaybına ya da yaralanmalara yol açıp açmadığı henüz netleşmedi.

İsrail, Hamas’la imzaladığı ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye devam ediyor. Gazze’deki resmi kaynaklara göre, yalnızca geçtiğimiz 4 Aralık gününe kadar yüzlerce ihlal kaydedildi ve bu ihlallerde 366 Filistinli öldürüldü.

İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı ve iki yıl süren Gazze’ye yönelik soykırım niteliğindeki saldırıları, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 binden fazla Filistinlinin ölümüne, 171 binden fazlasının da yaralanmasına neden oldu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.