Dön Namazını Kıl, Çünkü Sen Namaz Kılmadın!

"Dön namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın!" Efendimiz’in (s.a.v.) bizzat tarif ettiği uygulamalı namaz dersi; rükû ve secdede itmi’nan ile tadîl-i erkânın sırları.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidde sohbet hâlinde iken biri gelir namazını kılar. Fahr-i Kâinât’a selâm verir.

DÖN NAMAZINI KIL!

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem selâmını aldıktan sonra şöyle buyurur: 

“Dön namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın.” Bunun üzerine kişi gider namazını kılar. Selâm verip namazını bitirince Efendimiz’in yanına gelerek tekrar selâm verir.

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de selâmını aldıktan sonra yine; 

“Dön namazını kıl, çünkü sen namaz kılmadın.” buyurunca aynı şahıs tekrar gider namazını kılar. Üçüncü defa aynı söze mâruz kalınca Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e; 

“Sen’i Hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim ki yâ Rasûlâllah! Bundan daha iyisini yapamıyorum. Bana doğrusunu öğret.” der.

EFENDİMİZ’DEN UYGULAMALI NAMAZ DERSİ

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona namazı şöyle tarif eder: 

“Önce ayağa kalk, iftitah tekbirinden sonra Kur’ân’dan sûreler oku! Sonra rükûa git. Rükûda itmi’nan ve istikrar buluncaya kadar... Sonra kalk ve doğrul! Ayakta itmi’nan ve îtidal buluncaya kadar... Sonra secdeye git! Secdede mutmain oluncaya dek... Sonra diğer rekâtlarını da öylece tamamla...” (Tirmizî, Salât, 110; Ebû Dâvûd, Salât, 143-144)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN TÂLİM ETTİĞİ NAMAZ

Peygamberimizin Tâlim Ettiği Namaz

PEYGAMBER EFENDİMİZ NAMAZI NASIL KILARDI?

Peygamber Efendimiz Namazı Nasıl Kılardı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.