Cuma Namazını İş Yerinde veya Avm Mescidinde Kılınabilir mi?

Cuma namazını iş yerinde veya AVM mescidinde kılmak caiz mi? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Cuma namazının belli şartları vardır. Cuma namazı, sıradan cemaatle kılınan bir namaz değildir. Haftada bir, cuma günleri kıldığımız özel bir namazdır.

Cumanın en önemli şartı, yeterli sayıda cemaatin bulunmasıdır. İkinci önemli şart ise, cumaya katılmanın herhangi bir izne tabi olmamasıdır. Yani, örneğin bir fabrikada cuma namazı kılıyorsunuz; ancak dışarıdan bir Müslüman gelip bu cemaate iştirak edemiyor. Fabrikaya giriş yalnızca kart basarak veya parmak okutarak mümkün oluyor. Böyle özel mekânlarda cuma namazı kılınmaz.

Cuma namazı, herkese açık olmalıdır. Cemaatin sayısı konusunda mezhepler arasında ihtilaf vardır; 40 diyen de vardır, farklı sayılar veren de. Ancak neticede, belli bir kalabalıkla kılınması esastır. Bir diğer şart da, Hanefîlere göre “şehir” dediğimiz, devlet idaresinin geçerli olduğu yerlerde kılınmasıdır.

Eskiden genellikle şehir merkezlerinde adliyeler, karakollar bulunurdu. Nizam ve asayiş şehir merkezlerinde söz konusu olurdu. Dağlarda, yaylalarda, köylerde ise otorite başkalarının elinde olabiliyordu. Bu tür yerlerde cuma namazı kılınmaz denilmiştir. Çünkü cuma namazı, bir tür devlet protokolüyle kılınan bir namazdır. Bu yüzden 3-5 kişi bir araya gelip “Evde kılalım, dükkânda kılalım.” anlayışıyla cuma namazı kılınmaz.

Ancak bir şehirde, mesela Almanya’nın herhangi bir kentinde, camide sadece üç kişi olsa bile cuma namazı kılınır. Çünkü cami herkese açıktır. Üç kişiyle bile olsa cuma namazı terk edilmez. Fakat özel izinle girilen, sadece üyelerin veya çalışanların girebildiği yerlerde cuma namazı kılınması doğru olmaz.

Yine, serbestçe giriş çıkışın olmadığı yerlerde —mesela hapishanede— cuma namazı kılınmaz. Orada öğle namazı kılınır. Vakit namazı da cemaatle kılınmaz; çünkü vakit namazı, cuma namazına denk geldiğinde ona alternatif gibi olmaması gerekir.

Bununla birlikte, eğer bir yerde cuma kılınabilmesi için müftülükten izin alınmışsa, bu şartların yerine geldiği kabul edilir. Dolayısıyla, bu kardeşimiz müftülüğe müracaat eder ve izin alırsa, orada cuma namazı kılınabileceği anlaşılır. Zira müftülükler, bu tür özel durumları etüt edebilme imkânına sahiptir. Biz ise bir radyo programı üzerinden çok özel durumları sağlıklı biçimde değerlendirme imkânına sahip değiliz.

İslam ve İhsan

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?

Cuma Namazı Nasıl Kılınır?

CUMA GÜNÜ VE CUMA NAMAZININ ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Cuma Günü ve Cuma Namazının Önemi ve Fazileti

CUMA NAMAZININ SIHHAT ŞARTLARI

Cuma Namazının Sıhhat Şartları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.