Bu Mektubu Kim Götürür?
Sahabenin, Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin emirlerine itaati ve cevvalliğine örnek kıymetli bir hadise ve çıkarmamız gereken dersler...
Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; bütün insanlığa, hattâ sekaleyn yani insan ve cinlere gönderilmişti. Tam ifadesiyle O, bütün âlemlere rahmet idi. Bu sebeple Efendimiz’in risâletinin sınırları, ne Hicaz ne de Arap Yarımadası’ydı… O, cihânın her yerine ulaşmayı gaye edindi. Bu ideali gerçekleştirecek insanı yetiştirdi.
Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; Hudeybiye’den sonra, çevredeki bütün imparatorlara ve valilere İslâm’a davet mektupları gönderdi. Böyle bir mektup hazırlandığında, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“–Kim götürecek?” diye sorardı. Derhâl birçok sahâbî heyecanla ayağa kalkar;
“–Yâ Rasûlâllah! Bu şerefi bana bahşet!” derlerdi.
Hiçbiri; “Şu uçsuz bucaksız çölleri nasıl aşacağım, kralların göz işaretine bakan cellâtların karşısında bu mektubu nasıl okuyacağım?!.” diye düşünmezdi.
Peygamber Efendimiz; i‘lâ-yı kelimetullah / Allâh’ın dînini yüceltme dâvâsını, ashâbına en güzel şekilde aşılamıştı.
İmam Karâfî bu bakımdan der ki:
“Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in başka hiçbir mûcizesi olmasaydı; (câhiliyye karanlığının derinliğinden çekip zirve bir medeniyetin yıldızları hâline getirdiği) sahâbe nesli, Allah Rasûlü’nün nübüvvetini ispata yeterdi.”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Eylül, Sayı: 247















YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!