Altınoluk Dergisinin Eylül 2020 Sayısı Çıktı!

Altınoluk dergisinin 415. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Eylül 2020 sayısı “Kulluk Terbiyesi İçin Aile Okulu” kapağıyla yayınlandı.

“Kulluk Terbiyesi İçin Aile Okulu” kapağıyla çıkan Altınoluk dergisinin 415. sayısı şu şekilde takdim edildi.

Aile Okulumuzu Koruyalım

Son dönemde kadına şiddet ve toplumsal cinsiyet gibi kavramlar üzerinden yürüyen tartışmaları İslam ailesinin içini boşaltmak isteyen mihraklar istismar ediyor. Ailemiz, bizi biz yapan ve geçmişten geleceğe biz olarak taşıyan en temel müessesedir. Fıtratın, mahremiyetin ve nezahetin koruyucusu ailenin nebevî ölçülere göre kurulması ve yürütülmesi toplumumuz üzerindeki bütün fesat planlarını akamete uğratacak en mühim iştir, zira aile tabiî bir eğitim ve terbiye müessesesidir.

Aile okulu tabiî bir okuldur, çünkü fıtratı esas alarak kurulmuştur. Orada mesut ve huzurlu geçen her dakika bir eğitim süreci olarak görülebilir. Zahiren bir programının olmaması, bir müfredat takip edilmemesi veya hocanın, talebenin adının konmaması önemli değildir. Allah için kurulmuş, hak ve sevgi temelli ailelerde yapılan her sohbet, müzakere edilen her mevzu, yaşanan her tecrübe ve hatta paylaşılan her sükût hali kulluk sayacını artı sonsuza doğru çeviren bir terbiyenin vesileleridir.

Ailemizle beraber oturamamak, birlikte yemek yiyememek, sohbet edememek, beraber gülüp, beraber ağlayamamak karşılıklı istifadenin bitmesi demektir. İstifadenin bittiği yerde, aile okul vasfını yitirir. Bu ise, aileye lütfedilen rahmet, bereket ve vikayeye sırtımızı dönmektir. Bu sayımızda böyle bir musibete karşı ailelerimizin okul olma vasfına dikkat çekiyor ve virüsle evimize daha çok vakit ayırdığımız bu ilginç zamanlarda tabiî bir terbiye mecrasını kıymetlendirecek öneriler sunuyoruz. Bizi aslımızdan uzaklaştırmak isteyenlerle en güzel mücadele aile okulumuzun bir terbiye müessesesi olarak kalmaya devam etmesidir.

Marifet Meclisleri isimli 52 sohbetten oluşan hediye kitabımız abonelerimize ulaşmaya başladı. Dergimiz aylık, hediye kitabımız yıllık gündemimizse önümüzdeki bir sene boyunca sohbeti konuşacağız demektir. Sohbet, nebevî terbiye usulünün merkez faaliyetidir. Bu faaliyetin bizim hayatımızda da merkezî bir yere oturması Müslümanlığımızın kemali açısından zaruridir. Sohbetle geçirdiğimiz zamanlar kazanılmış zamanlardır. Bu zamanlar, sohbet dışındaki zamanları da korur ve bizi diri tutar. İyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek vazifesi hepimiz için elzem bir vazife ise sohbet bu vazifenin tahakkuk vesilesidir.

Nebe Suresi’nde bahsedilen “Büyük Haber”in önce kendi şahsımız, sonra ailemiz, sonra milletimiz ve nihayet bütün insanlığa halka halka erişmesini sağlayacak vesile sohbettir. Diğer türlü yalan, yanlış ve sahte malumatla zihnimizi ve sadrımızı boğmak isteyen ve evimizin içine kadar girmiş rezil bir istilanın kurbanı olmak işten bile değildir. Bu sene abone olacak okuyucularımıza 36 derginin yanında hediye edeceğimiz Marifet Meclisleri isimli eserimizi okumak ve okutmak bu rezil istilaya karşı bir can simidi olabilir. Okumanın, sözün en güzelini dinlemenin ve ona uymanın gittikçe zorlaştığı bir dönemde böyle bir adım inanıyoruz ki bereket getirecektir. Gelecek sayıda buluşmak temennisiyle Allah’a emanet olunuz.

M. Lütfi Arslan

Altınoluk dergisi temin etmek ve abonelik için tıklayınız...

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.