Zeynep Binti Ali (r.a.) kimdir?

Hz. Ali ve Fatıma’nın (r.a.) kızı Zeynep binti Ali’nin (r.a.) kısaca hayatı.

Zeynep binti Ali -radıyallâhu anhâ-, Medîne’de doğdu. Annesi, Peygamberimiz’in gözbebeği Hazret-i Fâtıma’dır. Hazret-i Ali Efendimiz’in ikinci kızı olan Hazret-i Zeynep, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in üçüncü kız torunudur.

Hazret-i Ali’nin diğer bir hanımından olup kendisiyle aynı adı taşıyan küçük kardeşinden ayırt edilmesi için “Zeynep el-Kübrâ” diye anıldığı gibi, ömrü boyunca birçok zorlukla karşılaştığı için “Ümmü’l-mesâib” künyesiyle de isimlendirilmiştir.

Çocukluğunda önce âlemlerin uğruna yaratıldığı dedesini, sonra O’na en çok benzeyen ve O’nun parçası olan annesini kaybetti. İsmini taşıdığı teyzesinin çileli hayatı, sanki onun hayatına da sirâyet etmişti. Babası Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh-, ona şefkat ve merhamet kanatlarını gererek yetiştirip büyütmüştür. Eğitimini bizzat babasının gözetiminde tamamlayan Zeynep, tahsilli, akıllı ve basîretli bir genç kız olarak yetişmiştir. Bu sebeple kendisine “Âkıletü Benî Hâşim” lakâbı verilmiştir. Düşüncelerini ifadeye dökme hususunda son derece kâbiliyetliydi. Henüz çocukken bile bazı meselelerde verdiği cevaplarla babasını dahî şaşırtmıştır. İnandığını söylemekten çekinmez, gerçeklerden aslâ taviz vermezdi. Doğru olarak bildiği hususları nakletmekten hiçbir zaman uzak durmazdı.

HZ. ZEYNEP’İN EVLİLİĞİ VE ÇOCUKLARI

Evlilik çağına geldiğinde birçok tâlibi bulunmasına rağmen babası, onu, amcası Câfer bin Ebû Tâlib’in oğlu Abdullah ile evlendirdi. Abdullah, babasının Habeşistan’a hicret ettiği dönemde dünyaya gelmiş, cömertliğiyle meşhur bir sahâbî idi.

Hazret-i Ali’nin hilâfeti döneminde Zeynep, kocası Abdullah’la birlikte Kûfe’ye yerleşti. Abdullah, Sıffîn Savaşı’nda Hazret-i Ali’nin kumandanlarındandı. Bu evlilikten Ali, Avnü’l-Ekber, Muhammed, Abbas ve Ümmü Gülsüm -radıyallâhu anhüm- adlı çocukları doğdu.

ÇOCUKLARI KERBELA’DA ŞEHİT DÜŞTÜ

Avnü’l-Ekber ile Muhammed, Kerbelâ’da şehid düştü.

Ümmü Gülsüm’ü, dayısı, Hazret-i Hüseyin’in sağlığında Muâviye oğlu Yezîd’e istedi, ancak babası Abdullah bu konudaki kararı Hazret-i Hüseyin’in vermesini istedi. Hazret-i Hüseyin, teklifi kabul etmedi ve Ümmü Gülsüm’ü, Kasım bin Muhammed bin Câfer ile evlendirdi.

Birçok yönden de annesi Fâtıma’ya benzetilen Zeynep’in, kocası Abdullah gibi cömert olduğu, eline geçen her şeyi yoksullara dağıttığı ve gecelerini nâfile ibadetle ihyâ ettiği bilinmektedir. Hazret-i Fâtıma, Hazret-i Ali, Hazret-i Hasan, Hazret-i Hüseyin ve Esmâ binti Umeys’ten rivâyetleri bulunan Zeynep’ten kocası Abdullah bin Câfer yanında, Abdullah bin Abbas, Muhammed bin Amr, Atâ bin Sâib, Abbâd el-Âmirî ve yeğeni Fâtıma binti Hüseyin gibi isimler hadis rivayet etmiştir.

KERBELA HADİSESİNDE HZ. HÜSEYİN’İN YANINDA YER ALDI

Kerbelâ hâdisesinde, kardeşi Hazret-i Hüseyin’in yanında yer aldığı bilinmektedir. Kocası Abdullah, Medîne’de kaldığı hâlde Zeynep’in kocasını bırakıp iki oğluyla birlikte Hazret-i Hüseyin’in yanında nasıl yer alabildiği konusu tam olarak açıklık kazanmamıştır. Bu hususta iki ihtimalden söz edilmiştir.

İlkine göre Abdullah, Zeynep’i bu tarihten önce boşamıştır. Tarihi tespit edilememekle birlikte Abdullah’ın Zeynep’i boşadıktan sonra, onun küçük kardeşi “Zeyneb es-Suğrâ” ile evlendiği bilinmektedir. Bazı kaynaklarda kaydedilen ikinci ihtimale göre ise, o tarihte Zeynep’in henüz boşanmamış olduğu ve kocasının izniyle Hazret-i Hüseyin’in yanında yer aldığı zikredilmektedir.

Hazret-i Zeynep, bilhassa Kerbelâ Vak‘ası’nda ve sonrasındaki rolü bakımından önem arz etmektedir. Zira bu hâdisede Hazret-i Hüseyin -radıyallâhu anh- ne kadar önemli bir erkek ise, Zeynep de o derece önemli rol oynamış bir kadındır. Yezîd’in askerlerinin kendilerini kuşattığı ve çatışmaların şiddetlendiği sırada, yaralananların tedavi ve bakım işini, ailenin en yaşlı kadını sıfatıyla Zeynep yönetmiş, kadın ve çocukları o korumuştur.

Fesahat ve belâgatta babasına benzetilen Zeynep’in Kûfe’de valinin yanına götürülürken halka hitâben, ayrıca Ubeydullah bin Ziyâd’ın huzurunda yaptığı konuşmalar ve ardından götürüldüğü Dımaşk’ta Yezîd bin Muâviye ile arasında cereyan eden atışmada söylediği sözler meşhurdur.

Ömrünün kalan kısmını Mısır’da geçiren Hazret-i Zeynep, kardeşinin Kerbelâ’da uğradığı zulmü gönlünden son nefesine kadar atamadı. Elem ve kederi gün geçtikçe çoğaldı. Günden güne zayıflayan nâzenîn vücudu, sayılı nefeslerini tamamlayarak rûhu ile vedâlaştı.

Türbesi Kâhire’de bulunan İslâm’ın güzîde hanımlarından Hazret-i Zeynep Annemizin şefaatlerini niyâz ederiz.

Faydalanılan Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi; Mustafa Eriş, Peygamberimizin Kızları ve Kız Torunları, İstanbul, 2019, sh: 117-118; Mehmed Emre, Büyük İslâm Kadınları ve Hanım Sahâbeler, İstanbul, 2019, sh: 148.

Kaynak: Merve Güleç, Şebnem Dergisi, Sayı: 195

HZ. ALİ (R.A.) KİMDİR?

Hz. Ali (r.a.) Kimdir?

HZ. FATIMA (R.A.) KİMDİR?

Hz. Fatıma (r.a.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.