Yuvayı Dişi Kuş Yapar

Yuvayı dişi kuş yapar ne demektir? Ailede eşler arası muhabbet ve davranış biçimi nasıl olmalıdır? Şebnem dergisinin 196. sayısında kaleme alınan makaleyi istifadenize sunuyoruz...

Merhum Mûsa Topbaş Efendi, sohbetlerinde hanımları ikaz eder, onlara tatlı nasihat ederdi. Bir keresinde şöyle sohbet etmişlerdi:

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Ne zâlim olunuz, ne mazlûm… Zarûret olduğunda mazlumluğu tercih ediniz.” Evlilik hayatında bu, mühim bir düsturdur. Her evli, ister erkek, ister kadın bu evlilik âdâbına riâyet etmek zorundadır. Kadın kocasını memnun etmek için her fedakârlığa katlandığı gibi, erkek de üzerine düşeni yapmalıdır.

Yani âilemi mes’ûd edeceğim diye fuzûlî borçlanmalara girmemelidir. Bu, hem israf olur, hem de borçlanmalar dolayısıyla ileride çok rûhî sıkıntılara sebep olur. Bilhassa lüks hayat hastalığı, âile fâcialarına sebep olmaktadır.

Buna mukabil çok âileler tanırım ki, mâlî imkânları olduğu hâlde namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlar, zekâtlarını verirler. Her türlü israf ve gösterişten kaçındıkları için Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı bunlar üzerindedir. Yediklerinde, giydiklerinde orta hâli tercih ederler. Hayır işlerinde önderdirler. Allâh’ın rızâsı yolunda oldukları için bunların bütün fertlerinde sevgi-saygı görünür, hep güler yüzlüdürler. Komşularla, fakirlerle iyi geçinirler.

Evli olan erkek, evine her gün vaktinde gelmelidir. İş mazeret değildir. Âilesini evde bırakıp geceleri top oynayanlar varmış. Bu dahî mazeret değildir.

Onu mukabil kadın da en güzel elbisesini (bilhassa kocasının beğendiği) giyerek, geliş saatinde güler bir yüzle karşılamalı, hatırını sormalı, güzel okşayıcı haberler vererek yorgunluğunu gidermeli. Çok mes’ûd olduğunu, hem fiîlen hem de lisânen anlatmalı.

EVLİLİK HAYATINDA KARI - KOCA DÜSTURU NASIL OLMALIDIR?

Evlilik hayatında karı-koca, bağışlayıcı huyu, kendilerine düstur edinmelidirler. Beşer olmak itibariyle insan, her zaman bir olmaz. Neşesiz zamanı da vardır. Böyle bir anda öfke ile bir söz söylenebilir. Bunu hüccet tutup da işi kinciliğe götürmemelidir. Hoşgörülü ve affedici olmak, hattâ unutuvermek ne güzel bir huydur. Bu ahlâkta olanlar, hem kendileri rahat ederler hem de muhataplarına güzel bir ders vermiş olurlar.

Kötü huylar, lâyıkıyla Allah Teâlâ’yı bilememek ve O’na karşı sevgi ve bilginin noksanlığından ileri gelir.

Herhangi bir yuvada Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine uygun bir hayat yaşanıyorsa, hiç şüphe edilmesin ki orada bulunanlar, Cennet hayatının zevkini dünyada tatmış olur. Sadırları inşirah hâlinde olup her şeyden zevk alırlar. Sevmekten, sevilmekten, yemekten, yedirmekten, giyimden, giydirmekten hülâsa bütün kulluk vazifelerini îfâdan… Varlığı severler, yokluğu severler, kulların ayıplarıyla meşgul olmazlar. Çünkü daimî olarak kendi ayıplarını düzeltmeye uğraşırlar.

Allah Teâlâ’nın emirleri tatbik edilmeyen, yaşanmayan bedbaht hânelerde ise dırdırlar, münâkaşalar, bağırmalar, çağırmalar, karşılıklı hakaretler hiç eksik olmaz. Böyle bir hayatın ne zevki olur? Bu kötü hâller, İslâm dışı ve terbiyesi olmayan gâfiller arasında çok görülür.

Kuru kıskançlık kâfî değil. Kadın zekî olmalı. Kendisini sevdirmesini bilmeli. Bunun da yegâne ilacı, kocasına karşı itaatli, şefkatli ve hürmetli olmaktır. Sebepli sebepsiz, dikbaşlı, inatçı olmak, hep kendi nefsinin ardında koşmak iyi netice vermez.”

Cenâb-ı Hak, hepimize dünyadayken Cennet lezzetleri alabileceğimiz huzurlu âile yuvaları nasip eylesin. Bizi, iki dünya saadetine kavuştursun. Âmin.

Kaynak: Zâhide TOPCU, Şebnem Dergisi, Haziran-2021, Sayı:196

İSLAM'DA KADINLARIN ERKEKLER ÜZERİNDEKİ HAKLARI NELERDİR?

İslam'da Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları Nelerdir?

MÜSLÜMAN BİR AİLENİN NİTELİKLERİ

Müslüman Bir Ailenin Nitelikleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.