Türkiye Mescid-i Nebevi'yi Güzelleştiriyor

İslam aleminin mukaddes mescitlerinden Mescid-i Nebevi’deki restorasyon çalışmaları devam ederken, burada yapılan pirinç süslemelerinin Türkiye'de yapıldığı belirtildi.

Yozgat'ta 2000 yılında teşvik yasası kapsamında üretime başladıklarını Firmanın sahibi Menderes Karamıstıkoğlu, geçen sürede bakır işlemeciliğinde Türkiye’de söz sahibi olduklarını ve ABD'nin yanı sıra Arap ülkelerine de ürün gönderdiklerini ifade etti.

Bakırdan dekoratif ev eşyaları yaparak dünyanın farklı kıtalarında ülkelere ihraç ettiklerini dile getiren Karamıstıkoğlu, Yozgat’tan yapılan ihracatın yüzde 60’ını bakır ürünleriyle gerçekleştirdiklerini  dile getirdi.

Bakır ve kalay alaşımından elde edilen parlak sarı renkteki pirinç metalden yaptıkları ürünlerin vatandaşlar tarafından da çok beğenildiğini anlatan Karamıstıkoğlu, "Pirinçoldukça sert ve kolay işlenebilen bir malzeme. Son yıllarda Suudi Arabistan'a sarı renkteki pirinç metalden üretim yapıyoruz. Müslümanlar için en önemli kutsal mekanlardan olan ve Hazreti Muhammed'in kabrinin de içinde bulunduğu Mescid-i Nebevi’nin metal süslemelerini Boğazlıyan ilçesindeki tesislerimizde üretiyoruz" diyerek mutluluğunu dile getirdi.

MESCİD-İ NEBEVİ'NİN SÜSLEMELERİNİ YAPIYORLAR

İslam aleminin mukaddes mescitlerinden Mescid-i Nebevi’deki restorasyon çalışmalarının kademe kademe yapıldığını dile getiren  Karamıstıkoğlu, 2007 yılından bu yana aralıklarla Mescid-i Nebevi için sipariş edilen süslemelerin üretimini büyük titizlikle gerçekleştirdiklerini söyledi.

Karamıstıkoğlu, son olarak Mescid-i Nebevi'nin gece aydınlatmasında kullanılan sarı renkli pirinç süslemeleri hazırlamaya başladıklarını belirterek, bu iş için 13 ustanın mesai yaptığını, 6 ay içinde çalışmayı bitirmeyi amaçladıklarını kaydetti.

Mescid-i Nebevi için ürettikleri süslemelerin montajının orada anlaştıkları firmalar tarafından gerçekleştirildiğini anlatan Karamıstıkoğlu, "Şimdi iki parça ürün hazırlıyoruz. 120'ye 140 santimetre ve 60'a 80 santimetre ebatlarındaki iki süsleme duvar panosu niteliğinde" dedi.

Karamıstıkoğlu, 20 yılda tamamlanması planlanan Mescid-i Nebevi’nin restorasyonu süresince gelecek yeni projeler için üretim yapacaklarını söyledi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.