Tarihi Cami Yüzyıllardır Ayakta

Karaman'ın Akçaşehir beldesinde Karamanoğulları Beyliği'nce 1200'lü yıllarda yaptırılan ve kentteki tek hünkar mahfili olan Ulu Cami hala dimdik ayakta duruyor. 

 

Bölgede ibadete açık, en büyük cami olan Ulu Cami'nin kitabesi olmadığı için ne zaman yapıldığı net bilinmiyor. 

Karamanoğlu Beyliği döneminde yaptırılan camide, aynı anda 800 kişi ibadet yapabiliyor.

Kesme taştan kare planlı inşa edilen caminin mihrabı, zengin stalaktit süslemesiyle dikkati çekiyor. Tavanın mihrap önüne rastlayan bölümünde renkli ve tezhipli bir göbek bulunuyor. Ahşap tavanın değişik bölümleri, orijinal kalem işi desenleri yapıya ayrı bir hava katıyor.

Son cemaat yeri 6 yığma sütun üzerine oturan camiyi, çok sayıda yığma sütun ve kemer ayakta tutuyor.

Kadın mahfilinin ön cephesinde, sundurma şeklinde dizayn edilen ahşap işlemeli hünkar mahfili ise camiyi daha da değerli kılıyor. Karaman'da tek hünkar mahfili olan cami, bu özelliğiyle de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

- "Bölgedeki en önemli tarihi yapı"

Akçaşehir Belediye Başkanı Hikmet Yirşen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, asırlardır ayakta duran caminin, beldelerinin göz bebeği olduğunu söyledi.

Yirşen, yapının 1986 ve sonrasında çoğunlukla, orijinaline sadık kalınarak ufak tefek restorasyonla bugüne ulaştığına dikkati çekerek, caminin, bölgedeki en önemli tarihi yapılardan biri olduğunu belirtti.

Yirşen, "Kesme taştan yapılan caminin tavanı, ardıç ağaçlarıyla kaplı. Bu ardıçlar ilk yapımında kullanılan ardıçlar. Hala aynı sağlamlıkta duruyor. Hocanın vaaz verdiği hutbe, pencere, dolap, şimdi kadınların namaz kıldığı ikinci kat ahşaptan yapılmış. Bunlar orijinal haliyle duruyor. Caminin duvarlarında ve tavandaki ahşap kirişlerde kalem işi desen ve yazılar var. Ahşap kirişlerin kenarlarına kalemle Allah'ın 99 adı yazılmış. Bu işlemeler ve oymalar bize o zamandaki ahşap ve işleme sanatının ne kadar gelişmiş olduğunu anlatıyor." diye konuştu.

Caminin, Selçuklu ve Karamanoğlu Beyliği mimari sanatının en seçkin özelliklerini taşıdığını anlatan Yirşen, "Dış duvarlarında yazılar, cami avlusunda eski mezar taşları var. Bunlar okunmuş değil. Konusunda uzman kişiler tarafından incelendiğinde birçok yeni özelliğinin ortaya çıkacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Karaman'daki hiçbir camide hünkar mahfilinin olmadığına dikkati çeken Yirşen, "Bozkırın ortasındaki bir kasabada bu kadar büyük ve önemli bir caminin olması, beldemizin tarihte de önemli bir merkez olduğunun göstergesidir. Karaman'a gelenler, bu bölgeden geçenler, camimizi ziyaret etsinler." dedi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.