Bütün iş, en iyi düstur, herkesin dikkat edeceği, Cenâb-ı Hakk’tan ihlâs taleb etmek. Bir mecliste ihlâs var mı, orada herşey var. İhlâs yok mu, istediği kadar kitaplar okunsun, tefsirler vesaire vesaire... yine noksanlıktır.
Allah yolunda olanların yaşadığı yerler, vefatlarından sonra bile tesir ediyor. Özbekistan’da meselâ, Buhara’da hâlâ o mânevî iklim hissediliyor. Halk ciddi, en ufak hafif hareket yok. Ruslara bile tesir etmiş.
Müslümanın her hâli Müslümanca olmalı. Tabiî bu da bir san’at. Zamana göre de değişir. Yani idare edeceğim derken, taviz yoluna fazla gitmek hatalı. Muvafık değil. Daha doğrusu izin yok. Müslüman samimi olacak. Kendini sevdirme kabiliyeti olacak. Samimi insanı düşmanları bile sever. Hatta buğz etseler bile yine sevmek zorundalardır.
Sultan İkinci Abdülhamitʼin kendisine muhalif olan insanları bile hayran bırakan merhameti...
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "İbâdetlerin en kolayını size bildireyim mi: Susmak ve iyi huylu olmak."
Her gün insanın karşılaştığı her şey Allahü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin dilemesi ve yaratması ile olmakladır. Bunun için irademizi onun iradesine uydurmalıyız.
Tefekkür-i mevte devam etmek pek mühim ibâdetlerdendir. Ölümü anmağa devam edenin kalbinde, dünyaya karşı olan meyl-i muhabbet azalır. Dâimî olarak tefekkür eden, dünyanın, değer verilmeyecek bir mekân olduğunu yakînen bilir. Bu bilgi kendisinden hâsıl olunca, dünyaya değeri kadar önem verir.
Namazda, ayakta iken secde yerine, rükûda iken ayaklara, secdede iken burun ucuna, otururken iki elleri arasına bakmalıdır. Bu söylenilen yerlere bakıp da, gözler etrafa kaymazsa, namazda huşû hâli hâsıl olabilir. Kalb dünya düşüncelerinden kurtulabilir. El parmaklarını rükûda açmak ve secdede birbirine yapıştırmak sünnettir. Bunlara dikkat etmelidir.
İslam, anne ve babaya hürmet etmeyi, onlara karşı saygıda kusur etmemeyi öğütler. Hazreti Peygamber'in (s.a.v.) ve Hazreti Ali'nin anne babaya iyi davranmanın önemini anlattığı sözleri...
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri Kur’an-ı Kerim’de buyurur: «Muhakkak, Allah ve melekleri, peygamber üzerine salât ederler. Ey imân şerefiyle müşerref olan kullarım! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.» (Ahzâb Sûresi 56)