Kur’an-ı Kerîm’i okumaktan gaye düşünmektir. Bu da ancak ağır ağır okumakla mümkündür. Ağır okumakla hem Kur’an’a saygı gösterilmiş olur ve hem de Kur’an, okuyana tesir eder.
Geceyi Rabbine münâcaatla geçiren gerçek müridlerin elde ettiği nîmetler gününün her ânına yayılır ve gündüzü gecesinin himâyesinde olur. Bu ise kalbinin ilâhî nurlarla dolu olması demektir. Gün boyunca bütün hareket ve davranışları gece biriken nurların fışkırmasından kaynaklanır ve bedeni ilâhi bir cisim hâline gelerek onu yanlış davranışlardan korur ve sükûnetinin artmasına sebep olur.
Allah dostlarının edepleri nelerdir? İşte âriflerin, velilerin edepleri...
Merhum üstadımız Mahmud Sâmi Ramazanoğlu -kuddise sirruh- Hazretleri, 12 Şubat 1984 yılında, Medîne-i Münevvere’de vefat etmişti. Üzerinden tam otuz iki yıl geçmiş. Bu kadar zamana rağmen, o, eserleriyle, sevenleriyle, sohbetleriyle; yani “sadaka-i câriyesiyle” yaşamaya devam etmektedir.
Osman efendi, hayatını maaşına göre ayarlamış, hiç maddî sıkıntı çekmiyor, kimseye el açmıyor, icab ettiği zamanlar ekmeğini tuza banarak katık etmesini biliyordu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyâmet gününde namaz, oruç ve zekatla gelir, fakat şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını akıtmış ve şunu dövmüş, bundan dolayı onun iyiliklerinden, anılan adamların her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır." buyurdu.
Müflis; iflâs eden, malını mülkünü batıran (kimse) anlamına gelir.
Sohbetlere devam etmek tasavvufi (bu) yolun âdâbındandır. Sohbetlerde okunan âyet-i kerime, hadisi şerife, enbiyaullah, sahabe ve kibar-ı ehlullah menâkıbları gibi ruha inşirah ve bilgi veren şeyler okunduğunda dünya keder ve üzüntüleri, kalbden çıkar yerini Allah, peygamber ve İslâm büyüklerinin sevgisi kaplar.
Sâdık Dânâ -rahmetullahi aleyh- tarafından neşredilen Altınoluk Sohbetleri'nin, Altınoluk Dergisi Ayın Sohbeti köşesinde yer alan "Tevekkül Nedir?" yazısı bizlere mühim ipuçları veriyor. Tevekkülün, çalışmayı terk edip bir köşeye çekilmek olmadığını belirten müellif, tedbir almanın, kalbin tevekkülüne mani olmayacağını dile getiriyor.
Bizim yolumuz büyük velîler yolu. Alelâde, düzmece yapılmış bir yol değil. Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerinin, Şâh-ı Nakşibend Hazretlerinin ve emsali gibi Cenâb-ı Hak dostlarının hayatlarına gıbta ediyoruz.