Mahşer günü nicelerinin yakamıza yapışıp; “‒Sen, senden öncekilerin ihlâslı gayretleri neticesinde İslâm ile müşerref olmuştun. İslâm nedir, îman nedir biliyordun. Bana niçin anlatmadın? Benim ateşten âzâd olmam için, niçin yardımını esirgedin?!” diyeceğini unutmamamız îcâb eder.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e itaatin ve gece ibadetlerinin ehemmiyetinden bahsediyor. Sohbetin sonlarına doğru sünnetlerin terk etmenin zararlarını alatıyor.
Tarihin silinmez sayfaları şâhittir ki, kim hayatı boyunca rüzgâr ekmişse, neticesinde dâimâ fırtına biçmiş; tabağına ne doğramışsa kaşığına o gelmiştir.
Bir kimse Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri’nin kimyâ ilmine vâkıf olduğunu duyarak Hazret-i Pîr’e geldi ve ona bu ilmi sordu...
Kur’ân ahlâkına sahip bulunan Peygamber Efendimiz’in günlük hayatı ve ömrünü değerlendirişi, bu âyetlerin tatbikatı şeklindedir. O’nun hayatında; faydasız bir meşgaleye, gereğinden fazla istirahate ve boş geçirilecek bir âna asla yer yoktur.
Hendek Savaşı sırasında sahabilerden Hz. Cabir’in (r.a.) evinde gerçekleşen mucize...
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin en büyük kerâmetleri, cihan sultanlarını bu şekilde yönlendirebilmesi olmuştur. Bununla birlikte onun, erbâbının gönül hissiyâtını besleyici birçok kerâmetleri de bulunmaktadır.
Peygamber Efendimiz kendinden çok ümmetini düşünürdü. Ashâbı doymadan kendisi ve âilesi doymazdı. Elinde ne varsa muhtaçlara verir, evinde günlerce ocak yanmaz, ekmek bulunmazdı.
II. Genç Osman’ın şehâdeti üzerine tahta geçen 4. Murad Han, henüz on dört yaşında idi. Eyüp’te yapılan kılıç kuşanma merâsimine evvelce beyân ettiğimiz üzere devrin en mûteber şeyhi sıfatıyla Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri çağırıldı ve Hazret-i Pîr, hayır-duâ ile yeni sultâna kılıç kuşandırdı.
Bu seviyede beden, kalbin zikri ile nûrlanmış, nefse rûhâniyet hâkim olmuş, îmân cevheri kalb cevheri ile birleşmiş ve îmân itmi’nân derecesine ulaşmıştır.