Ashâb-ı kirâm hac ve umreye çok ehemmiyet verir, Kâbe’yi tavâf edebilmek için can atar ve bu ulvî ibadetleri hiç terk etmezlerdi. O mübârek beldelerin rûhânî havasını doya doya teneffüs eder, Harameyn’e nüzûl eden mânevî gıdâlarla ruhlarını doyururlardı.
Bugün bilinmelidir ki insanlığın aradığı huzur, ne makineleşmede, ne de maddî terakkîdedir. Zira bunların ne insafı vardır, ne vefâsı, ne sadâkati, ne muhabbeti, ne de vicdânı...
Günümüz insanı, büyük bir mânevî boşluk ve rûhî tatminsizlik içerisinde yaşadığından, pek çok psikolojik hastalıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Nitekim günümüzde en çok revaçta olan klinikler de bu saha ile ilgili olanlardır.
Cömertlik müʼminlerin alâmet-i fârikasıdır. Müʼmin, zengin de olsa, fakir de olsa ganî gönüllü ve fedâkâr insandır. Cenâb-ı Hak, pek çok âyet-i kerîmede infâkı emrederek müʼminleri maldan ve candan fedâkârlığa dâvet etmektedir.
Kurban Bayramı'na az bir zaman kaldı. Hem Kurban'a hazır olmak hem de bu ayı daha iyi geçirebilmek gayreti ile Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Kurban Bayramı üzerine Altınoluk dergisinde gerçekleştirilen mülakatı sizlerle paylaşıyoruz.
Bugün açlık ve sefâletin kol gezdiği pek çok beldedeki nice mazlum ve mağdur müslüman kardeşimiz, kurban ikramlarımızla yaşanacak olan İslâm kardeşliği tezâhürünü hasretle beklemektedir.
Kurbanla ilgili sorularınızın cevaplarına sayfada yer alan başlıkların üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Maldan ve candan fedakârlık mânâsı taşıyan kurbanın aslî gâyesi, Allahʼa takarrubdur/yaklaşmaktır. Bu yönüyle de kurban, Allâhʼa yakın olmak ve Oʼnun dostluğuna erebilmek için gösterilecek fedakârlıkların, sembolik bir ifâdesidir…
İnsan dâimâ huzur ve saâdeti arar. Fakat Mevlânâ Hazretleriʼnin tâbiriyle, “Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.”
Hidâyet rehberimiz olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vefâ duygusu, ömrümüz boyunca gönüllerimizin tükenmez hazinesi olmalıdır.