Yüzakı Dergisinin 139. sayısı çıktı.
Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, Kurban Bayramı'ndan evvelki on gecenin ehemmiyetini anlatıyor...
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem’den önce, bedeniyle de bütün peygamberlerden sonra zuhûr etmekle, nübüvvet takviminin ilk ve son yaprağı olmuştur. Dolayısıyla O, yaradılış itibariyle ilk, zaman itibariyle son, peygamberdir.
Sohbet, mü’minler, sâlikler arasındaki ülfeti samimiyet sevgi ve muhabbeti kuvvetlendirir. Allah dostları ile sohbet son derecede faidelidir. Hatta sâlih kimselerin yüzüne bakmak bile insana huzur verir. Sıkıntısı, üzüntüsü bertaraf olur. Kederli kimse ile haşir neşir olan mahzun olur. Neşelilerle ülfet eden de mesrur olur.
Menfî şeylerden de hikmet ve ibret dersi çıkarılabilir mi?
Cenâb-ı Hakk’a kulluğun tezâhürü olan bütün ibadetler, rûha verilen ayrı ayrı vitaminler mesâbesindedir. Her ibadetten almamız gereken hikmetler, dersler ve ahlâkî kıymetler bulunmaktadır. İbadetlerimizin makbûliyetinin alâmeti de bunlardır.
Hadis-i kudsî olarak meşhûr olmuş bir rivayette buyurulur: “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmemi arzu ettim. (marifetime muhabbet ettim) de (bu) kâinâtı yarattım.” (İsmâil Hakkı Bursevî, Kenz-i Mahfî)
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Ey dost, âşıkların hayatı ölmektedir. Gönül vermeyince, sen gönül bulamazsın.” (c.1, 1751) sözleriyle aşık yüreklere sesleniyor.
Şâyet bir cemaat, fesat çıkarmak maksadıyla kurulmuşsa, bu merduttur ve Allâh’ın gazabını çekecek bir hâdisedir.
Asr-ı Saâdet toplumunun en mühim husûsiyeti, akraba ve kabile asabiyetinin kaldırılıp yerine din kardeşliği şuurunun ikâme edilmesi ve toplumda muazzam bir birlik ve beraberlik hâlinin yaşanmasıdır. Bu beraberlik hâlinin günlük hayattaki en bâriz tezâhürü ise cemaatle kılınan namazlardır.