HUZUR NEREDE, NASIL BULUNUR?

Bugün bilinmelidir ki insanlığın aradığı huzur, ne makineleşmede, ne de maddî terakkîdedir. Zira bunların ne insafı vardır, ne vefâsı, ne sadâkati, ne muhabbeti, ne de vicdânı...

Asrımız toplumlarının sıkıntısı; her sahada makineleşip zâhiren gelişirken rûhen yalnızlaşıp zayıflamaktan, mârifet, hikmet, merhamet, insaf, izʼan, vicdan ve gerçek aşka vedâ etmekten kaynaklanmaktadır.

ONARILMAYAN YARALAR FELÂKET GETİRİR

Bilhassa bugünkü Batı âlemi, maddî ihtiyaçları tahrik neticesinde ulaştığı refâha rağmen, rûhî buhranlara sürüklenmekten kurtulamamıştır. Fuhuş, alkol ve uyuşturucu iptilâsı ile intihar nisbetinin insanlık tarihinde görülmemiş bir seviyeye ulaşması, bu rûhî sefâletin apaçık bir göstergesidir. Her türlü maddî doymuşluğa rağmen, rûhî açlık, ahlâkî ve insânî değerleri zaafa uğratmakta ve korkunç bir hâl alan silâh sanâyii ile materyalist dünya, sonunda kendi kendini sokup öldüren bir akrep gibi, fecî bir âkıbete doğru sürüklenmektedir.

Bu sebeple gönlü îman dolu müslüman gençlerin, onların maddî refâhına aldanarak rûhî buhran içindeki hayat tarzlarına hayran olmaları son derece tehlikelidir. Bu durum, sıhhatli bir kişinin hastaya özenip onu taklit etmesinden farksızdır.

Dolayısıyla gençlerimiz, yanlış his, fikir ve fiillerin girdabına kapıldıktan sonra kurtulmaya çalışmak yerine, daha en başından itibâren, maddeyi mânâ ile mezceden kendi medeniyetimizin asil prensiplerine sarılmalı; dînî ve millî kimliklerini yeniden keşfetmeye çalışmalıdırlar.

EBEDÎ SAÂDET REHBERİ

Unutmamak lâzımdır ki bizi kurtaracak olan ruh; bize Hira, Sevr ve Vedâ Hutbesiʼnde bırakılan mukaddes mirastır. Asıl saâdet, bu mukaddes mirasa aşk ve şevk ile sahip çıkarak zaman ve mekânı, Kurʼân ve Sünnetʼin rûhâniyeti ile doldurabilmektir.

İnsanoğlu ancak, ebedî saâdet rehberi olan Kurʼân ve Sünnet ölçüleriyle yoğrulabildiği takdirde rûhen huzur bulabilir. Nitekim câhiliye insanı da Kurʼân ve Sünnetʼle feyizlenerek rûhî saâdete kavuştuktan sonra bir “Asr-ı Saâdet” toplumu meydana getirebilmişlerdir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, 40 Soru 40 Cevap, Erkam Yayınları, 2011

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle