Hadis-i şeriflerde cennete götüren ameller hangileridir, mümin bu yolda nelere dikkat etmelidir?
Hadisler ve rivayetler ışığında Muharrem Ayı’nın ve Âşûrâ Günü’nün fazîleti; oruç, tevbe ve cömertlik ekseninde nasıl ele alınıyor?
Her gün yazdığımız satırlar, yarın İlâhî huzurda okunacak; hayatımızın muhasebesini şimdiden yapmalıyız.
İslâm, mü’minin sözünde ölçülü olmasını; fayda olmayan yerde susmayı bir edep ve hikmet olarak öğretir.
Güzel ahlâkın temel taşları olan edep ve tevâzu, mü’minin hem kalbini hem de çevresini güzelleştirir. Peki, bu erdemler hayatımızda nasıl yaşanmalıdır?
Büyüklere saygı ve küçüklere şefkat göstermek, hem dünyada huzurun hem de ahirette mükâfatın anahtarıdır; Peki, bu hürmet nasıl ve hangi ölçülerle uygulanmalıdır?
Kibir, insanı hakkı kabul etmekten alıkoyan; iblîsten Firavun’a, tarih boyunca nice kimseyi helâke sürükleyen büyük bir mânevî hastalıktır. Âyet ve hadisler ışığında kibirin insanı nasıl haktan uzaklaştırdığı ve ebedî hüsrana götürdüğü hatırlatılıyor.
Kur’ân ve sünnet, hevâya tâbi olmanın insanı nasıl dalâlete sürüklediğini; ilim, takvâ ve nefis terbiyesinin ise hidâyetin yegâne yolu olduğunu açıkça bildiriyor.
Hâdimî Muhammed Efendi’nin ilmi ve ahlâkî üstünlüğü, İstanbul ulemâsı ve Padişah nezdinde kazandığı takdirle ortaya çıktı; bir âlimin hikmet ve tevazu dolu yükselişi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendi nefsini düşünmeden ümmetinin imânı, huzuru ve selâmeti için derin bir hüzün ve endişeyi yüreğinde taşırdı.