Ne Zaman Konuşmalı, Ne Zaman Susmalı?
İslâm, mü’minin sözünde ölçülü olmasını; fayda olmayan yerde susmayı bir edep ve hikmet olarak öğretir.
Düşünmek ve konuşmak insanı diğer canlılardan ayıran en mühim vasıftır. Aralarındaki alâka açısından konuşma, sahibinin aklî seviyesi ve fikir değişimi gösteren pürüzsüz bir ayna gibidir. Dolayısıyla insan yapan dilidir. İslâm, mü'minlerin söz disiplinine sahip olmalarını istemiş ve bu sahada pek çok esaslar öğretmiştir.
MÜ’MİN NASIL KONUŞMALI?
Ebedî saâdet rehberimiz ve emsalsiz örnek şahsiyet Hz. Muhammed Mustafâ (sav) nasıl konuşurdu: O, zarûret olmaksızın ve sevâbını umduğu meseleler hâricinde konuşmazdı. Konuşması Müslümanlara faydalı olacak, onları bir arada ısıtacak, aralarındaki tefrikayı ve soğukluğu giderecekse konuşurdu. Konuşma halinin zikir olmasına dikkat ederdi. Yüksek sesle konuşulduğunda asla görülmezdi. Kısa ve özlü konuşur, sözü lüzümsüz yere uzatmazdı. Şakalaşırdı; ama haktan başka bir şey söylemezdi. Konuşması son derece tatlı ve gönül okşayıcı, kelimeler net, ne fazla ne de eksikti. Tane tane konuşur, her cümleyi dinleyenler tarafından hesaplanırdı. O, vurgulamak istediği bir sözü üç defa tekrarlıyorlardı. Biriyle konuştuğunda, yalnız başıyla değil bütün vücuduyla ona yöneldi.
Bir mü'min de her şeyden önce besmele çekmeden ve Allah'a hamdederek başlamalıdır. Böyle başlanmayan onun mühüm iş bereketsizdir. (Ebû Dâvûd, Edeb 18; İbn Mâce, Nikâh 19) Allah'ı zikretmeden çok konuşma da kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanlar ise Allah'tan en uzak kimseler. (Tirmizî, Zühd 62) Taşlıcalı Yahyâ'nın şöyle dediği:
Ehl-i dillerde bu mesel anılır
Kim ki çok söyler çok yanıltır.
İnsan doğru konuşmalı, yalan söz ve yalan haberden sakınmalıdır. (el-Ahzâb, 70) Yalan, gıybet, küfür, alay gibi dil ile işlenen günahlardan uzak durmalıdır. Bilmediği konuşmamalı. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsinden, şeylerden sorumludur. (el-İsrâ, 36) İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen de dillerinin ürettiklerinden başka bir şey değildir. (Tirmizî, Îmân 8)
Mü'min; İnsanları kötüleştiren, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranışları sergileyen kimse genişlemeleri. (Tirmizî, Birr 48; Ahmed, I, 405, 416) Kimsenin şekilleri kesilmemelidir. Rasûlullah (sav), “En faziletli kimdir?” Soruna, “Dilinden ve geçmişteki Müslümanların emniyette olduğu kimsedir” girişini gerçekleştirin. (Buhârî, İmân, 4-5)
Mü’min, insanlara kötülük yapan, lânetleyen veya kötü söz ve çirkin davranışlarda bulunan kişi değildir; kimseye haksızlık yapmaz. (Tirmizî, Birr 48; Ahmed, I, 405, 416) Rasûlullah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) bir suâl üzerine, “En faziletli kimdir?” sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Dilinden ve elinden insanlar emin olan kimsedir.” (Buhârî, İmân, 4-5)
İnsan, konuştuğu sözden sorumludur. Âyette, “İnsana hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek başlayann” (Kaf, 18) satın alınır. Konuşurken kelimelere ve ifade tarzına dikkat etme yöntemleri. Sözü iyice ölçüp biçtikten sonra söylenmelidir. Atalarımız “Kırk defa ölç, bir defa biç!” demişlerdi. Kullanılan yersiz bir kelime, bütün müsbet düşünceleri ve çabalarından vazgeçmek. Fahr-i Kâinât Efendimiz şöyle buyuruyor: “Kul, iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı hedeflerinden daha uzak bir yerine düşer.” (Buhârî, Rikâk, 23) “Bedende hiçbir uzuv yoktur ki Allah'a dilin lüzumsuz ve çirkin konuşmalarından şikâyet ediyor!” (Heysemî, X, 302)
Müslüman, özür dilemek zorunda kalacak bir söz söylememelidir. (İbn-i Mâce, Zühd, 15) Hep güzel sözler söylenmelidir. Cenâb-ı Hak, “Kullarıma söyle, en güzel sözü söylesinler!” (el-İsrâ 17/53) buyurur. Güzel bir söz sadaka yerine geçer ve insanla da cehennemden korunabilir. (Müslim, Zekât, 68)
Yerinde ve zamanında söz söylenmelidir. Meşhûrî'nin şöyle dediği; “Âkilân tâ söz mahallin bulmadıkça söylemez!” Lüzümsüz sözlerle zamanlarla olmak fâsıklık ve dalâlet olarak nitelendirilmektedir. (Lokmân, 6; el-Mü'minûn, 3)
Bilgiçlik taslama ve kendini sürdürme üstün gösterme performansıyla yapmacık konuşmalarda bulunmak veya insanların anlayamadıkları kelimelerle onlara hitap etmek kolaylıkla yasaklanmıştır. (Ebû Dâvûd, Edeb, 94) Boş ve bâtıl mânalar içeren zorlama şiirimsilik ve secili konuşma da hoş görülmemiştir.
İki kişinin, yanlarında bulunan üçüncü kişinin dışlayarak fısıldaşmaları yasaklanmıştır. Rasûl-i Ekrem Efendimiz böyle bir tavrın, yalnız kalan kimsenin üzülmesine sebep olabileceğini belirtmektedir. (Buhârî, İsti'zân, 47)
Gelecekle ilgili konuşurken “inşaallâh” demek, konuşma ile alâkalı bir diğer edeb kâidesidir. (el-Kehf 18/23-24)
Kadınlar, erkeklerle konuşurken yumuşak, cilveli ve çekici bir bitkiler konuşmamalı ki, bölümlerdeki hastalıklarda bulunan kimse tamah etmesin, fesâde sürüklenmesin. (el-Ahzâb, 32) Kadınların konuşma ve tavırlarında, kadınların erkeklere benzemeye çalışması da haram kılınmıştır.
Allah'a ve hiret gününe iman etmeyen kimse ya faydalı söz söylemeli veya susmalıdır. (Müslim, Îmân 77) Hatta yerine göre konuşmanın ve susmanın eşit bir durum arzetmesi halinde, susmak sünnettir. Çünkü mübah bir söz bile bazen haram veya mekruh bir durumla sonuçlanabilir.
Nasihat eden bir kimse, belli bir şahsı hedef almamalı, Peygamber Efendimiz'in yaptığı gibi umumî konuşmalıdır.
Hâsılı Rasûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iffet ve nâmusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm. ” (Buhari, Rikâk, 23)
KULAĞIN ÂDÂBI
Allah Teâlâ insanın iki kulak bir ağzını kullanır. İnsan iyi bir dinleyici olmalı ki güzel konuşabilsin. Kulak, hayırları dinleyip öğrenmek, Allah ve Rasûlü'nün, anne-babanın ve hocanın emirlerini dinleyip itaat etmek için lütfedilmiştir. Allah'ın âyetleri de işiten ve dinleyen kimseler içindir. Yalan sözü, dedikoduyu, gıybeti, insanın günaha götüren konuşmaları, gizlilik gizliliklerini dinlemesi onun aleyhinedir. Müstehcen şeylerin dinlenmesi ise kulak zinasıdır. (Buhârî, İsti'zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21) Çünkü zararlı sözler insan üzerinde fenâ tesirler bırakır, akıllarını bilgilerini bozar.
Her şeyi dinliyor, işini yaptığını söylediği çoğu zaman insanı hataya sürüklüyor. Nebî (sav): “Her yaptığını nakletmesi kişiyi yalan olarak yeter” buyurur. (Müslim, Mukaddime 5)
Güzel ses ve sadâlar, hoş gelirler elde edildiğinde vaktinde gelir.
İnsan, kulağının şükrü olarak bol bol Kur'an-ı Kerim ve nasihat dinlemelidir. Kur'an okunduğu işittiğinde hemen susup can kulağıyla dinlemeli ki rahmete erebilsin.
Duymadığı halde duymadığı için diyenler gibi olmamalı, boş söz duyunca hemen yüz çevrilmelidir.
Allah Teâlâ cümlemizi, sözü dinleyip en güzeline tabi olan hâlis kullarından eylesin! Amin!
Hazırlayan: Doç. Dr. Murat Kaya









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!