Dr. Murat Kaya, kıyametin yaklaştığını belirten hadis-i şerifi anlatıyor.
Acılar kasıp kavuruyor ümmet coğrafyasını, bu doğru. Bazen Bosna’da yanıyoruz, bazen Arakan’da... Doğu Türkistan’da, Filistin’de hep yanıyoruz, Çeçenistan’da hep... Kudüs bitmeyen yürek sızımız. Ama ümit hep var.
Dünyada Allah rızâsı için birbirini sevenler âhirette rızâ-ı ilâhîye kavuşmak suretiyle sevineceklerdir.
Bazı durumlar vardır ki bunlar kendi arzu ve isteğimizin dışında gerçekleşir ki, tamamen kader ve kazânın tecellîsinden ibarettir. Bunun aksine hareket aslâ mümkün değildir. Doğmak, ölmek, dirilmek, uyumak, acıkmak, cesedî yapımız, ömür süremiz ve benzerî durumlar hep kaderin bu kısmına dâhildir. Bunlara kader-i mutlak da denir ki, insanoğlu zarûreten tâbî olduğu bu fiillerden mes’ûl değildir.
Ölümden sonra başlayacak olan yeni, sonsuz ve hayatın tâ kendisi olan ahiret hayatına başlayacağız.
Kıyâmetin kopuşu İsrâfîl -aleyhisselâm-’ın Sûr’a üflemesiyle olacak ve diriliş de ikinci sûra üflenmesi ile gerçekleşecektir.
Rasûlullah Efendimiz, âdeta kıyâmetin ayak sesleri olan alâmetler arasında, “zinâ” ve “binâ”nın çoğalmasını ifâde buyurmuşlardır. Günümüzün umûmî manzarasını seyrettiğimiz zaman; maalesef ahlâksızlığın arttığını, yüksek binâların çoğaldığını görüyoruz. Zinâ ve ahlâksızlık, toplumun huzur ve mâneviyâtına âdeta zehir serpiyor. Yükselen binâlar ise, mâneviyâtı zaafa uğrayan şehirlerimizin âdeta mezar taşlarını andırıyor.
Dr. Murat Kaya hadis-i şerifler ışığında aksırmayı/hapşırmayı açıklıyor. Bugün toplumumuzda çokça yaygınlaşan hapşırana "Çok yaşa!" söylemi bakın nereden geliyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Âhiret hayatından, televizyon ve internetin nefsâniyeti tahrik eden telkinlerinin sonsuz âlemi unutturmaya çalıştırdığından bahsediyor...
Abdullah Sert Bey, "Kıyamette ilk hesap verilecek amel hangisidir?" sorusunu cevaplıyor...