Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, ileride keşke dememek için bugün neler yapmamız gerektiğini anlatıyor.
Fertler ve toplumlar için hayat bir düz çizgiden ibaret değildir. Zik-zakları, pürüzleri, yazı-kışı, hastalığı-sağlığı, gençliği-ihtiyarlığı vardır. Bu sebeple fırsat elde iken yapılabilecek faydalı işleri ertelemek, akıllıca bir davranış değildir. Zira aşağıdaki hadîs-i şerîfte sayılan yedi engelleyiciden birine veya birkaçına birden takılmak kaçınılmazdır.
Mühim olan hangi tarafta olduğumuz? Bu dünyadaki amellerimiz tartılırken “yemîn ashâbı”ndan mı, “şimâl ashâbı”ndan mı? Yani kitabımız sağ tarafımızdan ve önümüzden mi verilecek; arkamızdan ve solumuzdan mı? İşte asıl soru bu…
Zaman dilimini ifade eden gün, önemine binaen Kur’an-ı Kerim’de yüzlerce defa zikredilmiştir. Belirtilen günler içinde dünyaya ait olanlar olmakla beraber genellikle gündem; ceza günü, ahiret günü, kıyamet günü, diriliş günü, haşr günü, fasıl günü gibi tanımlarla ahirete müteallik günler kastedilmektedir.
Burada dökülen kulluk gözyaşları yarın ahirette yüzleri güldüreceğinden Yûnus Emre Hazretleri de mahşer günü için gözyaşı dökenlerin ilk safında yer alarak herkesi o safa davet eder.
Bizler, elbette evladımızı istikbale hazırlamaya çalışacağız. Geleceğe dair planlar yapacağız; bunları ne kadar ciddiye aldıklarını takip edeceğiz. Ancak hepsinden önemlisi, evladın ebedî saadetini düşünmektir. Onların cehennem yakıtı olmamaları yönünde çaba harcamaktır.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, "Kıyâmet günü neler olacak? Neler yaşanacak?" sorularını cevaplıyor...
Âhiret, İsrâfil'in (a.s.) Allah'ın (c.c.) emriyle, kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir.
Abdullah Sert Bey, kıyamette sorulacak ilk soruyu anlatıyor...