Yüzakı Dergisi yazarları bu sayıda mânevî eğitimin zaruretine işaret ediyor. Dînî eğitimin önündeki dünyevî endişeleri, nefsânî takıntıları masaya yatırıyorlar. Hac ve kurbanın içerisinde olduğumuz bir ayda Yüzakı yine dopdolu bir sayıyla meraklı okurlarını bekliyor.
Kalp, bedenimizde hayatın merkezi olduğu gibi, mânevî hayatımızın da merkezidir. Dünya hayatının keşmekeş hâli ile büyük sıkıntılar çeken Âdemoğlunun ilâcı, aslında kendisinde ve kalbindedir.
Ufuk Eğitim Kitaplığı'ndan yazar Harun Kırkıl’ın yeni kitabı çıktı. Kırkıl “Kendini Tavuk Sanan Kartallar” isimli yeni kitabında, Müslüman ilim adamlarının yapmış oldukları keşifleri ve dünya bilim tarihine katkılarını okurlarına keyif vereceği bir hikâyeyle anlatıyor.
Hattat Hamid Aytaç, Hat sanatını kıymetli yapan 3 sebebi açıklıyor.
Özellikle anne, baba, kardeşler, eş ve çocuklar ile küs olarak, kırgın olarak gelen var mı?” Ben bu sorunun cevabını vermezler diye düşünürken beni mahcup edip açık yüreklilikle cevapladılar. Hattâ anlatmak isteyip gözyaşı dökenler çoğunlukta idi.
İnsanlar, hayvanlar ve diğer bütün varlıklarla birlikte bütün kâinâtı yaratan ve onu muhteşem bir nizâm üzere ayakta tutan Cenâb-ı Hak’tır.
Her bir zerre, hâdisenin uzmanı ve yöneticisi gibi, işine vâkıf, ama birer köle gibi tevâzuyla ve fedakârca çalışıyor… Hârikulade bir iş yap ve bir hiç gibi ortalıkta gözükme!.. Hem var ol, hem varlık iddiasında bulunma!.. İşini son derece hassas, titiz ve tâbiri câizse eşsiz bir şekilde yap, ama hiçbir ücret, karşılık ve pohpohlama bekleme!.. Bu hücrelerden alacağım çok ders var diye düşündüm, bu yazıları yazarken...